<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:podcast="https://podcastindex.org/namespace/1.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0"><channel><title>Konforsuz Alan</title><link>https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611</link><description><![CDATA[Konfor, ruhu uyutan sessiz bir limandır; hakikat ise fırtınalı denizlerde yolunu arayanların ufkunda doğar.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><atom:link href="https://www.spreaker.com/show/7149611/episodes/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/><language>tr</language><category>Philosophy</category><copyright>Konforsuz Alan</copyright><image><url>https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg</url><title>Konforsuz Alan</title><link>https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611</link></image><lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2026 13:03:54 +0000</lastBuildDate><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:owner><itunes:name>Konforsuz Alan</itunes:name><itunes:email>konforsuzalan@gmail.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:subtitle>Konfor, ruhu uyutan sessiz bir limandır; hakikat ise fırtınalı denizlerde yolunu arayanların ufkunda doğar.</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Konfor, ruhu uyutan sessiz bir limandır; hakikat ise fırtınalı denizlerde yolunu arayanların ufkunda doğar.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:category text="Society &amp; Culture"><itunes:category text="Philosophy"/></itunes:category><itunes:category text="Education"/><itunes:category text="News"><itunes:category text="Politics"/></itunes:category><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:type>episodic</itunes:type><podcast:funding url="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss">Support the podcast!</podcast:funding><item><title>15 TEMMUZ'UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ: BİR "ŞİRKET" OLARAK CEMAAT</title><link>https://www.spreaker.com/episode/15-temmuz-un-dusundurdukleri-bir-sirket-olarak-cemaat--73043957</link><description><![CDATA[Kendini "hizmet hareketi" olarak tanımlayan bir cemaatin, kendince en doğal hakkı olarak gördüğü devlete sızma ve kadrolaşma uğruna bankalaşmasının, şirketleşmesinin öyküsü, ziyan ettiği yüzbinlerce Anadolu insanını gözönüne alınca bir trajediye dönüşüyor. Kendi aralarındaki tartışmalara kulak kabartınca, içlerindeki en zeki üyelerinin bile en çok içlerinden bazılarının bu işlere karışmış olabileceğini kabul etmekten öteye geçemedikleri görülüyor. Bu insanların en samimisi bile arınmak için gusül abdesti almaları gerektiğini değil, sadece ellerini yıkamalarının yeterli olacağını düşünüyorlar. Yalnızca ellerini yıkamakla masum sayılmaları gerektiğine inanıyorlar. Bazıları da "Niçin ellerimi yıkayayım, zaten kirli değil!" diyerek iyice içlerine kapanıyorlar. Bir meyhanede bulaşıkçılık yapan bir dindar çalışan, içki içmediği için kendisini günaha bulaşmamış kabul edebilir mi? Belli ki cemaat mensuplarının tabanı kendilerini böyle görüyorlar. "Biz ne suç işledik ki?" diyerek kendilerini savunuyorlar. Suçun şahsiliği ilkesine sığınıyorlar. Oya organize işlerde "suçun şahsiliği" ilkesinin çalışmayacağını gözönüne almıyorlar.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/73043957</guid><pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:01:36 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/73043957/utf_8_q_15_temmuz_un_d_c3_9c_c5_9e_c3_9cnd_c3_9crd_c3_9ckler_c4_b0_5f_utf_8_q_b_c4_b0r_5f_c5_9e_c4_b0rket_5f_olarak_cemaat_mp3.mp3" length="103956837" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Kendini "hizmet hareketi" olarak tanımlayan bir cemaatin, kendince en doğal hakkı olarak gördüğü devlete sızma ve kadrolaşma uğruna bankalaşmasının, şirketleşmesinin öyküsü, ziyan ettiği yüzbinlerce Anadolu insanını gözönüne alınca bir trajediye...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Kendini "hizmet hareketi" olarak tanımlayan bir cemaatin, kendince en doğal hakkı olarak gördüğü devlete sızma ve kadrolaşma uğruna bankalaşmasının, şirketleşmesinin öyküsü, ziyan ettiği yüzbinlerce Anadolu insanını gözönüne alınca bir trajediye dönüşüyor. Kendi aralarındaki tartışmalara kulak kabartınca, içlerindeki en zeki üyelerinin bile en çok içlerinden bazılarının bu işlere karışmış olabileceğini kabul etmekten öteye geçemedikleri görülüyor. Bu insanların en samimisi bile arınmak için gusül abdesti almaları gerektiğini değil, sadece ellerini yıkamalarının yeterli olacağını düşünüyorlar. Yalnızca ellerini yıkamakla masum sayılmaları gerektiğine inanıyorlar. Bazıları da "Niçin ellerimi yıkayayım, zaten kirli değil!" diyerek iyice içlerine kapanıyorlar. Bir meyhanede bulaşıkçılık yapan bir dindar çalışan, içki içmediği için kendisini günaha bulaşmamış kabul edebilir mi? Belli ki cemaat mensuplarının tabanı kendilerini böyle görüyorlar. "Biz ne suç işledik ki?" diyerek kendilerini savunuyorlar. Suçun şahsiliği ilkesine sığınıyorlar. Oya organize işlerde "suçun şahsiliği" ilkesinin çalışmayacağını gözönüne almıyorlar.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6497</itunes:duration><itunes:keywords>15temmuz,dücane,fetö,hizmet</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>40</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>AHBAP BURADA, ÇAVUŞ NEREDE? - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/ahbap-burada-cavus-nerede-ducane-cundioglu--72963902</link><description><![CDATA[Sanırım bir iki gündür "inandığımız dağlara kar değil, kâr yağmış da haberimiz olmamış" diyenlerimizin sayısı hiç de az değil. Tüm Türkiye, bir yardım derneğinin şaibeli yöneticilerinin iç ettiği milyarların hesabıyla çalkalanıyor. Şaibe sözcüğünün anlamını çok az kişi bilir. Boşuna hukuk terimleri sözlüklerine bakmayınız, bu sözcük bir hukuk terimi değil, aksine kaynağı halk irfanında saklı bir içgörü anlatımı. Şaibeli kişi, ne suçlu kişi, ne de suçlu olma olasılığı bulunan kişi demektir. (Şaibeli olmak sabıkalı olmak anlamına gelmez.) Peki ne anlama gelir? Şaibeli kişi "suçsuz olmama olasılığı bulunan kişi" demektir. Arada çok ince bir fark var. Bazı insanlar güvenilirdir, bazıları da güvenilmez. Şaibeli insanlar güvenilmez insanlar kategorisinde yer almaz, aksine böyleleri "güvenilir olmayabilir" kategorisinde yer alırlar. (Aradaki farkı hala anlamadıysanız, salın gitsin, kendinizi boşuna yormayın.) Şaibe, insanları kantarla değil, kuyumcu terazisiyle tartmaya çalışanların başvurduğu bir ahlaki ölçüttü. Şimdi toplumumuzda hiçbir karşılığı kalmadı, çünkü birbirimize o denli yabancılaştık ki artık herkes şaibeli. En çok da şaibeli olanlar "ahbaplar", yani halk. Peki çavuş nerede? Çavuş devletin, devletluların ta kendisi. Adalet halktan değil devletten, insanlardan değil tanrıdan, duygulardan değil akıldan beklenir. KIZILAY devletti, AHBAP ise halk. Varın gerisini siz hesab eyleyin!<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72963902</guid><pubDate>Tue, 14 Jul 2026 08:45:56 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72963902/0c385ca9_962c_49b5_9a15_311ccf0eaadc.mp3" length="101968605" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Sanırım bir iki gündür "inandığımız dağlara kar değil, kâr yağmış da haberimiz olmamış" diyenlerimizin sayısı hiç de az değil. Tüm Türkiye, bir yardım derneğinin şaibeli yöneticilerinin iç ettiği milyarların hesabıyla çalkalanıyor. Şaibe sözcüğünün...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Sanırım bir iki gündür "inandığımız dağlara kar değil, kâr yağmış da haberimiz olmamış" diyenlerimizin sayısı hiç de az değil. Tüm Türkiye, bir yardım derneğinin şaibeli yöneticilerinin iç ettiği milyarların hesabıyla çalkalanıyor. Şaibe sözcüğünün anlamını çok az kişi bilir. Boşuna hukuk terimleri sözlüklerine bakmayınız, bu sözcük bir hukuk terimi değil, aksine kaynağı halk irfanında saklı bir içgörü anlatımı. Şaibeli kişi, ne suçlu kişi, ne de suçlu olma olasılığı bulunan kişi demektir. (Şaibeli olmak sabıkalı olmak anlamına gelmez.) Peki ne anlama gelir? Şaibeli kişi "suçsuz olmama olasılığı bulunan kişi" demektir. Arada çok ince bir fark var. Bazı insanlar güvenilirdir, bazıları da güvenilmez. Şaibeli insanlar güvenilmez insanlar kategorisinde yer almaz, aksine böyleleri "güvenilir olmayabilir" kategorisinde yer alırlar. (Aradaki farkı hala anlamadıysanız, salın gitsin, kendinizi boşuna yormayın.) Şaibe, insanları kantarla değil, kuyumcu terazisiyle tartmaya çalışanların başvurduğu bir ahlaki ölçüttü. Şimdi toplumumuzda hiçbir karşılığı kalmadı, çünkü birbirimize o denli yabancılaştık ki artık herkes şaibeli. En çok da şaibeli olanlar "ahbaplar", yani halk. Peki çavuş nerede? Çavuş devletin, devletluların ta kendisi. Adalet halktan değil devletten, insanlardan değil tanrıdan, duygulardan değil akıldan beklenir. KIZILAY devletti, AHBAP ise halk. Varın gerisini siz hesab eyleyin!<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6373</itunes:duration><itunes:keywords>ahbap,cündioğlu,dücane,felsefe,haluklevent</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>39</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Ters Kelepçe | Güvenlik Önlemi mi, Aşağılama Stratejisi mi ? - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/ters-kelepce-guvenlik-onlemi-mi-asagilama-stratejisi-mi-ducane-cundioglu--72812390</link><description><![CDATA[Sosyal medyaya düşen bir fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildi. Yargısı sürerken cezaevinde yatmakta olan bir tutuklu da değildi. Kendisi henüz tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş bir sanık da değildi. Herhangi bir asayiş ihlali nedeniyle güvenlik güçleri tarafından derdest edilmiş herhangi bir mücrim de değildi. Hükümlü değil, tutuklu değil, sanık değil, mücrim de değilse hukuksal durumu nedir? Hakkında soruşturma açıldığını bile bile kendi özgür istenciyle ülkesine dönmüş ve havalimanında "şüpheli" sıfatıyla gözaltına alınmış genç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı. Kısacası yalnızca bir "şüpheli". 24 saat içinde savcı tutuklu veya tutuksuz olarak yargılanmasına karar verilirse, en çok yasa önünde suçu henüz sabit görülmemiş bir maznun, bir sanık, işte hepsi bu kadar! Kendisi sabıkalı bir kanun kaçağı, aranan bir uyuşturucu müptelası ya da satıcısı, tehlikeli veya tehlikesiz bir terör örgütü üyesi, motosikletlere binip dükkanları tarayan, masum insanları öldüren bir çete ya da mafya mensubu, toplumun ve devletin düşmanlarıyla işbirliği saptanmış bir vatan haini, hatta eski tabirle yankesicilik, hırsızlık, gasp, tecavüz, taciz gibi yüz kızartıcı suçlardan birine bulaşmış suça yatkın bir katil, bir hırsız, bir tecavüzcü de değil Yalnızca bir şüpheli. Toplum tarafından tanınan, ailesi, ikametgahı bilinen, suça yatkınlığı, sabıkası ve tehlikesi olmayan üniversite mezunu bir genç komedyen. Bir hükümlü, bir tutuklu, bir sanık, bir suçlu bile olmayan, kendisine ve başkasına fiilen zarar vermeyen ve vermeyeceği anlaşılan 32 yaşındaki bir genç, hukuk nazarında en çok "şüpheli" sıfatını taşıyan bir evladımızı niçin bu denli hoyratça ve acımasızca ters kelepçeyle aşağılama yolu tercih edilir? Bunu şiddete bir anlam veremiyorum. Verilmek istenen mesajı değil, bu tür mesajlar vermeye ihtiyaç duyulmasını anlayamıyorum. (Acaba bir örf-i idare, bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uygulaması var da bir ben mi bundan haberdar değilim?) Bu söyleşide bir güvenlik önlemi olarak ters kelepçenin tarihini ele alacağız. • Güvenlik önlemi olarak niçin önden değil, arkadan kelepçe? • Bu kelepçeleme biçimine niçin ihtiyaç duyuluyor • Dünyada yasal ve hukuksal karşılığı nedir? • ABD ve Avrupa hukuku aynı mı, farklı mı? • Güvenlik memurları niçin bu yola başvuruyorlar? • İnsan haklarına uygun mu? • Hukukçulardan hiç itiraz eden olmamış mı? • Zorunlu bir rutin uygulama mı? • Yol açtığı ruhsal ve bedensel hasarlar neler? Bu söyleşide bu sorulara yanıt arayacağız. NOT 1: Ben bu satırları yazarken, Deniz Göktaş'ın tutuklandığını öğrendim. Artık bir şüpheli de değil, suçlu veya hükümlü de değil, yalnızca tutuklu bir maznun ve sanık. Yargılanıp hakkında karar karar verilene değin masumdur, çünkü beraat-ı zimmet asıldır, yani suçu kanıtlanana değin her sanık masumdur. NOT 2: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 216. maddesi "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" başlığı taşır. Benim yükümlülüğüm ise, halkımı sevgi ve dostluğa teşvik veya hz. insan'ı yüceltmekten ibaret. Kendi seçimlerimle insan olma ve insan kalma hakkımı kullanıyorum. "Sahipleneni az diye hakikate hürmet etmekten vaz mı geçeceğiz?"<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72812390</guid><pubDate>Sat, 04 Jul 2026 00:07:01 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72812390/ters_kelep_e_g_venlik_nlemi_mi_a_a_lama_stratejisi_mi.mp3" length="128300452" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Sosyal medyaya düşen bir fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildi....</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Sosyal medyaya düşen bir fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildi. Yargısı sürerken cezaevinde yatmakta olan bir tutuklu da değildi. Kendisi henüz tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş bir sanık da değildi. Herhangi bir asayiş ihlali nedeniyle güvenlik güçleri tarafından derdest edilmiş herhangi bir mücrim de değildi. Hükümlü değil, tutuklu değil, sanık değil, mücrim de değilse hukuksal durumu nedir? Hakkında soruşturma açıldığını bile bile kendi özgür istenciyle ülkesine dönmüş ve havalimanında "şüpheli" sıfatıyla gözaltına alınmış genç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı. Kısacası yalnızca bir "şüpheli". 24 saat içinde savcı tutuklu veya tutuksuz olarak yargılanmasına karar verilirse, en çok yasa önünde suçu henüz sabit görülmemiş bir maznun, bir sanık, işte hepsi bu kadar! Kendisi sabıkalı bir kanun kaçağı, aranan bir uyuşturucu müptelası ya da satıcısı, tehlikeli veya tehlikesiz bir terör örgütü üyesi, motosikletlere binip dükkanları tarayan, masum insanları öldüren bir çete ya da mafya mensubu, toplumun ve devletin düşmanlarıyla işbirliği saptanmış bir vatan haini, hatta eski tabirle yankesicilik, hırsızlık, gasp, tecavüz, taciz gibi yüz kızartıcı suçlardan birine bulaşmış suça yatkın bir katil, bir hırsız, bir tecavüzcü de değil Yalnızca bir şüpheli. Toplum tarafından tanınan, ailesi, ikametgahı bilinen, suça yatkınlığı, sabıkası ve tehlikesi olmayan üniversite mezunu bir genç komedyen. Bir hükümlü, bir tutuklu, bir sanık, bir suçlu bile olmayan, kendisine ve başkasına fiilen zarar vermeyen ve vermeyeceği anlaşılan 32 yaşındaki bir genç, hukuk nazarında en çok "şüpheli" sıfatını taşıyan bir evladımızı niçin bu denli hoyratça ve acımasızca ters kelepçeyle aşağılama yolu tercih edilir? Bunu şiddete bir anlam veremiyorum. Verilmek istenen mesajı değil, bu tür mesajlar vermeye ihtiyaç duyulmasını anlayamıyorum. (Acaba bir örf-i idare, bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uygulaması var da bir ben mi bundan haberdar değilim?) Bu söyleşide bir güvenlik önlemi olarak ters kelepçenin tarihini ele alacağız. • Güvenlik önlemi olarak niçin önden değil, arkadan kelepçe? • Bu kelepçeleme biçimine niçin ihtiyaç duyuluyor • Dünyada yasal ve hukuksal karşılığı nedir? • ABD ve Avrupa hukuku aynı mı, farklı mı? • Güvenlik memurları niçin bu yola başvuruyorlar? • İnsan haklarına uygun mu? • Hukukçulardan hiç itiraz eden olmamış mı? • Zorunlu bir rutin uygulama mı? • Yol açtığı ruhsal ve bedensel hasarlar neler? Bu söyleşide bu sorulara yanıt arayacağız. NOT 1: Ben bu satırları yazarken, Deniz Göktaş'ın tutuklandığını öğrendim. Artık bir şüpheli de değil, suçlu veya hükümlü de değil, yalnızca tutuklu bir maznun ve sanık. Yargılanıp hakkında karar karar verilene değin masumdur, çünkü beraat-ı zimmet asıldır, yani suçu kanıtlanana değin her sanık masumdur. NOT 2: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 216. maddesi "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" başlığı taşır. Benim yükümlülüğüm ise, halkımı sevgi ve dostluğa teşvik veya hz. insan'ı yüceltmekten ibaret. Kendi seçimlerimle insan olma ve insan kalma hakkımı kullanıyorum. "Sahipleneni az diye hakikate hürmet etmekten vaz mı geçeceğiz?"<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>8019</itunes:duration><itunes:keywords>cündioğlu,deniz,denizgöktaş,dücane,felsefe,göktaş</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>38</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Deniz Aşırı Dalgalar, İstibdad ve Mizah - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/deniz-asiri-dalgalar-istibdad-ve-mizah-ducane-cundioglu--72801718</link><description><![CDATA[Deniz Göktaş'a soruşturma açılmış. Şaşırdık mı? Hayır! Benim tepkim bir acı tebessüm oldu. Ülkem adına içim sızladı. Baskının olduğu yerde ister istemez eleştiri saklanır, ironiye dönüşür ve mizah ortaya çıkar. Eleştiri inceldikçe incelir ve en sanatsal biçimine kavuşur: "dalga geçmeye". Acı tebessüme yol açan da budur: hem acı, hem tebessüm. Gülmek değil, kahkaha değil, acı tebessüm, en hafif biçimiyle: tebessüm. Aşırı tuzluluktan ötürü su altı yaşamının olmadığı denizin adıdır ÖLÜ DENİZ. Ölü Deniz istibdadın/baskının, otokrasinin simgesi. Doğal yaşamın azlığından çok yokluğu. Oysa toplumun yaşamak için tuzdan arınmaya, nefes almaya ihtiyacı var, gülmeye, neşelenmeye, yaşam umudundan vazgeçmemek için direnmeye ihtiyacı var. Bu dönemlerde ciddi eleştiriler geri çekilir, ironi ortaya çıkar: mizah, yani gülünç olan. Korkuyu bastırmanın en kısa yoludur dalga geçmek. Evet dalga geçmek, yani küçümsemek, önemsememek, hafife almak. Korku ancak böylelikle cesarete dönüşür. Seni korkutan şeyden korkmadığını göstermenin en etkili yolu dalga geçmektir. Acziyetini kudrete dönüştürmek. Sanatçılar bunun için var: acziyetimizi cesarete, cesaretimizi umuda dönüştürmek için. Ölü Deniz'i tuzdan arındırmak için sanatçılar sorunlarla dalga geçerek topluma nefes aldırırlar. Nefes alamazsak ölürüz çünkü.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801718</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:09:10 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801718/den_z_a_iri_dalgalar_stibdad_ve_mizah_nvnqrl2kolw.mp3" length="65593945" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Deniz Göktaş'a soruşturma açılmış. Şaşırdık mı? Hayır! Benim tepkim bir acı tebessüm oldu. Ülkem adına içim sızladı. Baskının olduğu yerde ister istemez eleştiri saklanır, ironiye dönüşür ve mizah ortaya çıkar. Eleştiri inceldikçe incelir ve en...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Deniz Göktaş'a soruşturma açılmış. Şaşırdık mı? Hayır! Benim tepkim bir acı tebessüm oldu. Ülkem adına içim sızladı. Baskının olduğu yerde ister istemez eleştiri saklanır, ironiye dönüşür ve mizah ortaya çıkar. Eleştiri inceldikçe incelir ve en sanatsal biçimine kavuşur: "dalga geçmeye". Acı tebessüme yol açan da budur: hem acı, hem tebessüm. Gülmek değil, kahkaha değil, acı tebessüm, en hafif biçimiyle: tebessüm. Aşırı tuzluluktan ötürü su altı yaşamının olmadığı denizin adıdır ÖLÜ DENİZ. Ölü Deniz istibdadın/baskının, otokrasinin simgesi. Doğal yaşamın azlığından çok yokluğu. Oysa toplumun yaşamak için tuzdan arınmaya, nefes almaya ihtiyacı var, gülmeye, neşelenmeye, yaşam umudundan vazgeçmemek için direnmeye ihtiyacı var. Bu dönemlerde ciddi eleştiriler geri çekilir, ironi ortaya çıkar: mizah, yani gülünç olan. Korkuyu bastırmanın en kısa yoludur dalga geçmek. Evet dalga geçmek, yani küçümsemek, önemsememek, hafife almak. Korku ancak böylelikle cesarete dönüşür. Seni korkutan şeyden korkmadığını göstermenin en etkili yolu dalga geçmektir. Acziyetini kudrete dönüştürmek. Sanatçılar bunun için var: acziyetimizi cesarete, cesaretimizi umuda dönüştürmek için. Ölü Deniz'i tuzdan arındırmak için sanatçılar sorunlarla dalga geçerek topluma nefes aldırırlar. Nefes alamazsak ölürüz çünkü.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>4100</itunes:duration><itunes:keywords>baskı,deniz,eleştiri,göktaş,i̇fade,i̇roni,kültür,mizah,otosansür,özgürlüğü,özgürlük,politik,sanat,sansür,satir,siyaset,soruşturma,stand-up,toplumsal,ve</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>37</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Şöhretlerin Trajedisi (Michael Jackson Belgeseli) - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/sohretlerin-trajedisi-michael-jackson-belgeseli-ducane-cundioglu--72801716</link><description><![CDATA[Bu söyleşide Michael Jackson'un üç bölümlük son belgeselinden hareketle şöhretlerin trajik yaşamları üzerine konuşacağız. Aptallar ve abdallar dışında her insanın yaşamı özü gereği trajiktir, çünkü yaşamın kendisi trajiktir. Doğal yaşam değil, asıl toplumsal yaşamdır trajik olan. Bu nedenle tanınmış insanların yaşamı daha da trajiktir. Dışarı bakan tarafta ihtişam görünür, içe bakan tarafta sefalet. Tanınmışlık ihtişam ve sefaletin bir tek kişinin ruhunda birleşmesinden değil, çiftleşmesinden köken alır. Her ikilik öldürücüdür. Kendini ve başkasını. Daima.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801716</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:08:15 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801716/hretler_n_trajed_s_michael_jackson_belgeseli_nevfrfftq9i.mp3" length="113122198" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Bu söyleşide Michael Jackson'un üç bölümlük son belgeselinden hareketle şöhretlerin trajik yaşamları üzerine konuşacağız. Aptallar ve abdallar dışında her insanın yaşamı özü gereği trajiktir, çünkü yaşamın kendisi trajiktir. Doğal yaşam değil, asıl...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bu söyleşide Michael Jackson'un üç bölümlük son belgeselinden hareketle şöhretlerin trajik yaşamları üzerine konuşacağız. Aptallar ve abdallar dışında her insanın yaşamı özü gereği trajiktir, çünkü yaşamın kendisi trajiktir. Doğal yaşam değil, asıl toplumsal yaşamdır trajik olan. Bu nedenle tanınmış insanların yaşamı daha da trajiktir. Dışarı bakan tarafta ihtişam görünür, içe bakan tarafta sefalet. Tanınmışlık ihtişam ve sefaletin bir tek kişinin ruhunda birleşmesinden değil, çiftleşmesinden köken alır. Her ikilik öldürücüdür. Kendini ve başkasını. Daima.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7071</itunes:duration><itunes:keywords>bedeli,doğası,hayatı,i̇nsan,jackson,kültür,kültürü,medya,michael,pop,psikoloji,şöhret,şöhretin,sosyal,toplumsal,trajedi,ünlü,ünlülerin,varoluş,yaşam</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>36</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Madem Cumhuriyetin Kartalları Var, Buradan Oraya Kaçmalı - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/madem-cumhuriyetin-kartallari-var-buradan-oraya-kacmali-ducane-cundioglu--72801715</link><description><![CDATA["Ah bir bilsen, tinde gerçekleşen bu savaş, ne çetin ne yorucu bir savaştır! Ölümsüz denilen tinler göğün en yüksek noktasına/göğün en üstüne (τὸν δὲ ὑπερουράνιον τόπον) varınca dışarıya çıkarlar ve gökkubbenin tepesinde (ἂν πρὸς ἄκρῳ) dururlar. Dönüşün devinimiyle onlar da devinirler, böylece gökkubbenin ötesindeki hakikatleri (ἀληθὲς) temaşa eylerler. Şimdiye değin hiçbir şair göğün ötesini şakımadı, bundan böyle de hiçbiri gereğince şakıyamayacak! Bununla birlikte ben size ORAYI tanıtmaya çalışacağım." (Platon, Phaidros 247 b-e)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801715</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:07:08 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801715/madem_cumhur_yet_n_kartallari_var_buradan_oraya_ka_mali_ofknrewsfog.mp3" length="107362316" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>"Ah bir bilsen, tinde gerçekleşen bu savaş, ne çetin ne yorucu bir savaştır! Ölümsüz denilen tinler göğün en yüksek noktasına/göğün en üstüne (τὸν δὲ ὑπερουράνιον τόπον) varınca dışarıya çıkarlar ve gökkubbenin tepesinde (ἂν πρὸς ἄκρῳ) dururlar....</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["Ah bir bilsen, tinde gerçekleşen bu savaş, ne çetin ne yorucu bir savaştır! Ölümsüz denilen tinler göğün en yüksek noktasına/göğün en üstüne (τὸν δὲ ὑπερουράνιον τόπον) varınca dışarıya çıkarlar ve gökkubbenin tepesinde (ἂν πρὸς ἄκρῳ) dururlar. Dönüşün devinimiyle onlar da devinirler, böylece gökkubbenin ötesindeki hakikatleri (ἀληθὲς) temaşa eylerler. Şimdiye değin hiçbir şair göğün ötesini şakımadı, bundan böyle de hiçbiri gereğince şakıyamayacak! Bununla birlikte ben size ORAYI tanıtmaya çalışacağım." (Platon, Phaidros 247 b-e)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6711</itunes:duration><itunes:keywords>alem,aletheia,dünyası,epistemoloji,felsefe,gerçeklik,göksel,görünüş,hakikat,i̇dea,i̇dealar,kuramı,metafizik,ontoloji,phaidros,platon,platonik,ruh,tin,ve</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>35</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Tukidides Tuzağı Bir Kader midir ? ABD, Çin, Osmanlı, Avrupa Örnekleri - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/tukidides-tuzagi-bir-kader-midir-abd-cin-osmanli-avrupa-ornekleri-ducane-cundioglu--72801714</link><description><![CDATA[Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801714</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:06:12 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801714/tuk_d_des_tuza_i_b_r_kader_m_d_r_abd_n_osmanli_avrupa_rnekler_wxcntvvqtoy.mp3" length="103362061" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:duration>6461</itunes:duration><itunes:keywords>abd,abd-çin,büyük,çin,dış,güç,i̇lişkiler,i̇lişkileri,jeopolitik,politikası,realizm,rekabeti,savaş,teorisi,thucydides,trap,tukidides,tuzağı,uluslararası,yükselişi</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>34</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>İhanete Uğramak İnsana Neyi Öğretir - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/ihanete-ugramak-insana-neyi-ogretir-ducane-cundioglu--72801712</link><description><![CDATA[Bir film çözümlemesi: Lee Tamahori, THE EDGE (1997) "Değerli bir şeyini kaybetmedikçe irfan sahibi olamazsın!"<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801712</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:04:34 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801712/hanete_u_ramak_nsana_ney_ret_r_b6bee3iprwi.mp3" length="107122371" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Bir film çözümlemesi: Lee Tamahori, THE EDGE (1997) "Değerli bir şeyini kaybetmedikçe irfan sahibi olamazsın!"</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bir film çözümlemesi: Lee Tamahori, THE EDGE (1997) "Değerli bir şeyini kaybetmedikçe irfan sahibi olamazsın!"<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6696</itunes:duration><itunes:keywords>acı,affetme,dayanıklılık,dostluk,duygusal,güç,güven,i̇çsel,i̇hanet,i̇lişkileri,i̇nsan,kaybı,kayıp,kırılganlık,psikoloji,psikolojik,sadakat,travma,yalnızlık,zeka</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>33</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Yapay Zeka Öğrenciniz mi, Öğretmeniniz mi ? - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/yapay-zeka-ogrenciniz-mi-ogretmeniniz-mi-ducane-cundioglu--72801711</link><description><![CDATA[Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801711</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:02:29 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801711/yapay_zeka_renc_n_z_m_retmen_n_z_m_muedz1kkw2o.mp3" length="113523436" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:duration>7096</itunes:duration><itunes:keywords>ai,derin,dijital,dönüşüm,edtech,eğitim,eğitimde,felsefesi,kişiselleştirilmiş,makine,öğrenci,öğrenme,öğrenmesi,öğretmen,pedagoji,süreçleri,teknolojileri,teorileri,yapay,zeka</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>32</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Yazgı ve Özgürlük Arasındaki Onmaz Çelişkinin Sırrı - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/yazgi-ve-ozgurluk-arasindaki-onmaz-celiskinin-sirri-ducane-cundioglu--72801703</link><description><![CDATA[1. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak biliyorsa, kararlarımda ve eylemlerimde (istencimde) özgür değilim, özgür değilsem sorumlu da değilim demektir. 2. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak bilmiyorsa, bu takdirde tanrı bilen ve herşeye gücü yeten değildir demektir. (Oysa bilgisiz ve güçsüz bir tanrının tanrılığından söz edilemez.) Özet: Olacak olanın tanrı tarafından saltık olarak bilinmesi anlamında bir yazgının varlığı, özgürlüğü ve sorumluluğu ortadan kaldırır, yokluğu ise tanrının bilgisinin ve gücünün, dolayısıyla tanrılığının yokluğunu gerektirir. Sonuç: ilk varsayımı kabul edersen usunu yadsımış olursun, ikinci varsayımı kabul edersen saçma'nın (absürd veya abes'in) kucağına düşersin ki bu durumda duygularını yadsımak durumunda kalırsın. yok şayet bu iki varsayımı uzlaştırmayı denersen, ussal olarak bu mucizenin asla gerçekleşmeyeceğini anlarsın. nitekim dindar bilincin "cüzi irade-külli irade", dinsiz bilincin "clinamen" söylemleri bu kabildendir ve ancak sıradan bilincin gereksinimlerini doyuran orta yolculuğun belirtisidir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801703</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:00:08 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801703/yazgi_ve_zg_rl_k_arasindak_onmaz_el_k_n_n_sirri_8phy8yuse34.mp3" length="86402079" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>1. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak biliyorsa, kararlarımda ve eylemlerimde (istencimde) özgür değilim, özgür değilsem sorumlu da değilim demektir. 2. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[1. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak biliyorsa, kararlarımda ve eylemlerimde (istencimde) özgür değilim, özgür değilsem sorumlu da değilim demektir. 2. Varsayım: • Şayet tanrı nasıl karar alacağımı, nasıl eyleyeceğimi önceden ve kesin olarak bilmiyorsa, bu takdirde tanrı bilen ve herşeye gücü yeten değildir demektir. (Oysa bilgisiz ve güçsüz bir tanrının tanrılığından söz edilemez.) Özet: Olacak olanın tanrı tarafından saltık olarak bilinmesi anlamında bir yazgının varlığı, özgürlüğü ve sorumluluğu ortadan kaldırır, yokluğu ise tanrının bilgisinin ve gücünün, dolayısıyla tanrılığının yokluğunu gerektirir. Sonuç: ilk varsayımı kabul edersen usunu yadsımış olursun, ikinci varsayımı kabul edersen saçma'nın (absürd veya abes'in) kucağına düşersin ki bu durumda duygularını yadsımak durumunda kalırsın. yok şayet bu iki varsayımı uzlaştırmayı denersen, ussal olarak bu mucizenin asla gerçekleşmeyeceğini anlarsın. nitekim dindar bilincin "cüzi irade-külli irade", dinsiz bilincin "clinamen" söylemleri bu kabildendir ve ancak sıradan bilincin gereksinimlerini doyuran orta yolculuğun belirtisidir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>5401</itunes:duration><itunes:keywords>ahlaki,bilgi,bilgisi,determinizm,din,etik,felsefesi,i̇lahi,i̇rade,kader,kadercilik,metafizik,omnipotence,omniscience,özgür,özgürlük,problemi,sorumluluk,tanrı’nın,teoloji</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>31</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Akran Zorbalığı ve Şiddet - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/akran-zorbaligi-ve-siddet-ducane-cundioglu--72801679</link><description><![CDATA[Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801679</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:59:17 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801679/akran_zorbali_i_ve_ddet_bzotvq3jfha.mp3" length="102162420" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:duration>6386</itunes:duration><itunes:keywords>akran,aşağılama,çocuk,dışlanma,empati,ergenlik,fiziksel,güvenliği,i̇letişim,okul,psikolojik,psikolojisi,rehberlik,siber,şiddet,sosyal,zorbalığı,zorbalık</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>30</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Türk Solu, Enternasyonalizm, Kerim Sadi - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/turk-solu-enternasyonalizm-kerim-sadi-ducane-cundioglu--72801678</link><description><![CDATA[Ahmet Nevzat Cerrahlar, diğer adıyla Kerim Sadi (1900-1977) Türk Solu içinde evrensellik ile yerelliğin, eşdeyişle Sosyalizm ile İslam'ın uzlaştırılabileceğini düşünen yorulmaz savaşçılardan. Çalışmaları içinde belki de en önemlisi dört ciltlik ""Türkiye'de Sosyalizm (1848-1925)" adlı yapıtıdır (1965-1968). Daha sonra genişletilmek suretiyle "Türkiye'de Sosyalizmin Tarihine Katkı" (1975) adıyla tek cilt halinde yayımlanan bu yapıtın, yayımlanmamış 2. cildinin de eklenmesiyle Mete Tunçay tarafından gerçekleştirilmiş çok düzgün bir baskısı (1994) bulunmaktadır. Sosyalizm ve İslam arasındaki yakınlığa doğrudan yer verdiği risaleleri şunlardır: 1. Muhammed ve Sosyalizm (1948) 2 . İslamiyet ve Sosyalizm Bağdaşabilir mi? (1962) 3. İslamiyet ve Osmanlı Sosyalistleri (1964) 4. Bir İslam Reformatörü Mehmet Akif (1964) Bu söyleşide Kerim Sadi'yi ve düşüncelerini tanıtmaya çalışacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801678</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:58:22 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801678/t_rk_solu_enternasyonal_zm_slam_kerim_sadi_eoihnqgotho.mp3" length="120542221" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Ahmet Nevzat Cerrahlar, diğer adıyla Kerim Sadi (1900-1977) Türk Solu içinde evrensellik ile yerelliğin, eşdeyişle Sosyalizm ile İslam'ın uzlaştırılabileceğini düşünen yorulmaz savaşçılardan. Çalışmaları içinde belki de en önemlisi dört ciltlik...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ahmet Nevzat Cerrahlar, diğer adıyla Kerim Sadi (1900-1977) Türk Solu içinde evrensellik ile yerelliğin, eşdeyişle Sosyalizm ile İslam'ın uzlaştırılabileceğini düşünen yorulmaz savaşçılardan. Çalışmaları içinde belki de en önemlisi dört ciltlik ""Türkiye'de Sosyalizm (1848-1925)" adlı yapıtıdır (1965-1968). Daha sonra genişletilmek suretiyle "Türkiye'de Sosyalizmin Tarihine Katkı" (1975) adıyla tek cilt halinde yayımlanan bu yapıtın, yayımlanmamış 2. cildinin de eklenmesiyle Mete Tunçay tarafından gerçekleştirilmiş çok düzgün bir baskısı (1994) bulunmaktadır. Sosyalizm ve İslam arasındaki yakınlığa doğrudan yer verdiği risaleleri şunlardır: 1. Muhammed ve Sosyalizm (1948) 2 . İslamiyet ve Sosyalizm Bağdaşabilir mi? (1962) 3. İslamiyet ve Osmanlı Sosyalistleri (1964) 4. Bir İslam Reformatörü Mehmet Akif (1964) Bu söyleşide Kerim Sadi'yi ve düşüncelerini tanıtmaya çalışacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7534</itunes:duration><itunes:keywords>ahmet,cerrahlar,din,düşünce,entelektüel,i̇slam,katkı,kerim,nevzat,sadi,solu,sosyalizm,sosyalizmi,sosyalizmin,tarihi,tarihine,türk,türkiye,türkiye’de,ve</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>29</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bir Marksist Kur'an Tefsiri (Dr. Hikmet Kıvılcımlı) - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bir-marksist-kur-an-tefsiri-dr-hikmet-kivilcimli-ducane-cundioglu--72801666</link><description><![CDATA[Dr. Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971), belki abarttığım düşünülecek ama yine de bu şekilde tanımlamaktan kendimi alamıyorum: "Türk Solu'nun Hegeli". Priştine'de doğmuş, Belgrad'da ölmüş gerçek bir düşünür, yürekli bir eylemci. Kendi deyişiyle, "genç yaşlarında Ya eyyühe'l-Kafirun'dan materyalizme atlamış" bir TKP'li. 70 yıllık yaşamının üçte birini zindanlarda geçirmiş. Geri adım attığı hiç görülmemiş. Kanser hastalığı nedeniyle tedavi olmak içine yurt dışına çıkmış, ne ki sosyalist ülkeler tarafından iltica talebi Moskova'nın buyruğuyla geri çevirilmiş. Kimliğinden hiç ödün vermeksizin Kur'an'ı satır satır tefsir etmiş. Çok büyük emeklerle hazırlamış olduğu "İslam Tarihinin Maddesi" başlığı taşıyan yapıtının ilk cildine polis tarafından el konulmuş ve ne kadar uğraştıysa yine de bir daha geri alması mümkün olmamış. Günümüze ulaşan yalnızca (muhtemelen 2. cildi oluşturan) birtakım notlar. Birçok yapıtı gibi, her satırında yazarının yüksek zekasını ve bitimsiz azmini yansıtan bu notlar ilk kez 1999'da "Allah Peygamber Kitap" adıyla yayımlandığından yorumları Türk Solu tarafından da bilinememiş. Günümüze ulaştığı kadarıyla külliyatı, birkaç sadık yoldaşının derin vefalarının bir ürünü. Özellikle "Allah Peygamber Kitap" adlı yapıtı, bu haliyle bile Türkçedeki tek "Marksist Açıdan Kur'an Tefsiri" olarak adlandırılmayı hak ediyor. Tam anlamıyla yerel olanla evrensel olanın sentezi. Sağıyla soluyla Türk aydınları ne doğru dürüst Nurettin Topçu'ların İslam sosyalizmini dikkate aldı, ne de Dr. Kıvılcımlı'ların, Kerim Sadi'lerin (Ahmet Nevzat Cerrahlar) karşı cepheden bile olsa kaleme aldıklarını okumaya tenezzül etti. Düşünsel yaşamımızda eleştirel açıdan bile olsa yazıp çizdiklerinin esamesi bile okunmuyor. Bu ülkede din daima aşağılandı ama hiç eleştirilmedi, çünkü din olgusu hakkı verilmek koşuluyla doğru dürüst düşünülmedi bile. Hep bitmiş, geçmişte kalmış bir enkaz olarak görüldü. Oysa hala insanlığın büyük çoğunluğu yaşamlarını din aracılığıyla anlamlandırıyor. Din insanlığın bilincinde hala dipdiri. Acaba niçin? Açıklamalarına katılırsınız veya katılmazsınız, ancak görebildiğim kadarıyla bu soruya verilmiş en kapsamlı yanıtı Dr. Kıvılcımlı'nın Kur'an tefsirinde buluyoruz. Bu söyleşi, rahmetli Dr. Kıvılcımlı'nın emeklerine yönelik bir saygı duruşu olarak görülmelidir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801666</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:57:17 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801666/b_r_marks_st_kur_an_tefs_r_dr_hikmet_k_v_lc_ml_zc1zbb_ebqy.mp3" length="127042338" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Dr. Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971), belki abarttığım düşünülecek ama yine de bu şekilde tanımlamaktan kendimi alamıyorum: "Türk Solu'nun Hegeli". Priştine'de doğmuş, Belgrad'da ölmüş gerçek bir düşünür, yürekli bir eylemci. Kendi deyişiyle, "genç...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Dr. Hikmet Kıvılcımlı (1902-1971), belki abarttığım düşünülecek ama yine de bu şekilde tanımlamaktan kendimi alamıyorum: "Türk Solu'nun Hegeli". Priştine'de doğmuş, Belgrad'da ölmüş gerçek bir düşünür, yürekli bir eylemci. Kendi deyişiyle, "genç yaşlarında Ya eyyühe'l-Kafirun'dan materyalizme atlamış" bir TKP'li. 70 yıllık yaşamının üçte birini zindanlarda geçirmiş. Geri adım attığı hiç görülmemiş. Kanser hastalığı nedeniyle tedavi olmak içine yurt dışına çıkmış, ne ki sosyalist ülkeler tarafından iltica talebi Moskova'nın buyruğuyla geri çevirilmiş. Kimliğinden hiç ödün vermeksizin Kur'an'ı satır satır tefsir etmiş. Çok büyük emeklerle hazırlamış olduğu "İslam Tarihinin Maddesi" başlığı taşıyan yapıtının ilk cildine polis tarafından el konulmuş ve ne kadar uğraştıysa yine de bir daha geri alması mümkün olmamış. Günümüze ulaşan yalnızca (muhtemelen 2. cildi oluşturan) birtakım notlar. Birçok yapıtı gibi, her satırında yazarının yüksek zekasını ve bitimsiz azmini yansıtan bu notlar ilk kez 1999'da "Allah Peygamber Kitap" adıyla yayımlandığından yorumları Türk Solu tarafından da bilinememiş. Günümüze ulaştığı kadarıyla külliyatı, birkaç sadık yoldaşının derin vefalarının bir ürünü. Özellikle "Allah Peygamber Kitap" adlı yapıtı, bu haliyle bile Türkçedeki tek "Marksist Açıdan Kur'an Tefsiri" olarak adlandırılmayı hak ediyor. Tam anlamıyla yerel olanla evrensel olanın sentezi. Sağıyla soluyla Türk aydınları ne doğru dürüst Nurettin Topçu'ların İslam sosyalizmini dikkate aldı, ne de Dr. Kıvılcımlı'ların, Kerim Sadi'lerin (Ahmet Nevzat Cerrahlar) karşı cepheden bile olsa kaleme aldıklarını okumaya tenezzül etti. Düşünsel yaşamımızda eleştirel açıdan bile olsa yazıp çizdiklerinin esamesi bile okunmuyor. Bu ülkede din daima aşağılandı ama hiç eleştirilmedi, çünkü din olgusu hakkı verilmek koşuluyla doğru dürüst düşünülmedi bile. Hep bitmiş, geçmişte kalmış bir enkaz olarak görüldü. Oysa hala insanlığın büyük çoğunluğu yaşamlarını din aracılığıyla anlamlandırıyor. Din insanlığın bilincinde hala dipdiri. Acaba niçin? Açıklamalarına katılırsınız veya katılmazsınız, ancak görebildiğim kadarıyla bu soruya verilmiş en kapsamlı yanıtı Dr. Kıvılcımlı'nın Kur'an tefsirinde buluyoruz. Bu söyleşi, rahmetli Dr. Kıvılcımlı'nın emeklerine yönelik bir saygı duruşu olarak görülmelidir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7941</itunes:duration><itunes:keywords>allah,din,diyalektik,dr.,hegel,hikmet,i̇slam,kitap,kıvılcımlı,kur’an,maddesi,marksist,marksizm,peygamber,solu,tarihinin,tefsiri,türk,ve,yorumu</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>28</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bir Hak Hukuk Cinayetinin Düşündürdükleri - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bir-hak-hukuk-cinayetinin-dusundurdukleri-ducane-cundioglu--72801660</link><description><![CDATA[Narin Güran cinayetinin medyanın gündemine oturduğu günlerde, doğrusunu söylemem gerekirse, neler olup bittiğini bir türlü anlayamamıştım. Teoriler havada uçuşuyor, herkes kendince bir şey söylüyordu. İşin garip tarafı ortada söylenenleri doğrulayacak veya yanlışlayacak herhangi bir ölçüt de bulunmuyordu. Bütün anımsadığım, o yavrucağın ailesinden birkaç kişinin çok kısa zamanda ağır cezalara çaptırıldığı ve böylelikle konunun kapandığından ibaretti. Ne ki dün akşam ŞEYTAN TEPE BELGESELİ'ni izledim (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iMn0bEshf6w" target="_blank" rel="noreferrer noopener">   • şeytantepe  </a>) ve olup bitenlerden o denli etkilendim ki ancak sabah saatlerinde uyumayı başarabildim. "Bir Katil Yaratmak" adlı ABD belgeselinde de gördüğümüz üzere, sıradan insanların, kötü niyetli olduklarından kuşkulanamayacağımız hukuk ve güvenlik bürokrasisinin kıyıcılığı karşısında ne denli çaresiz, ne denli acınası bir durumda olduğuna bir kez daha tanık olmuştum. Bu söyleşide ŞEYTAN TEPE SELGESELİ üzerinden bu kez ülkemizde işlenen bir hak-hukuk cinayetine odaklanacağım. (İnsani değerlerimizi ayakta tutmanın ne denli güç bir ödev olduğunu bir kez daha idrak etmek için, lütfen bu belgesi mutlaka izleyin!)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801660</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:55:23 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801660/b_r_hak_hukuk_c_nayet_n_n_d_nd_rd_kler_pnutpkh9sn0.mp3" length="109442897" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Narin Güran cinayetinin medyanın gündemine oturduğu günlerde, doğrusunu söylemem gerekirse, neler olup bittiğini bir türlü anlayamamıştım. Teoriler havada uçuşuyor, herkes kendince bir şey söylüyordu. İşin garip tarafı ortada söylenenleri doğrulayacak...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Narin Güran cinayetinin medyanın gündemine oturduğu günlerde, doğrusunu söylemem gerekirse, neler olup bittiğini bir türlü anlayamamıştım. Teoriler havada uçuşuyor, herkes kendince bir şey söylüyordu. İşin garip tarafı ortada söylenenleri doğrulayacak veya yanlışlayacak herhangi bir ölçüt de bulunmuyordu. Bütün anımsadığım, o yavrucağın ailesinden birkaç kişinin çok kısa zamanda ağır cezalara çaptırıldığı ve böylelikle konunun kapandığından ibaretti. Ne ki dün akşam ŞEYTAN TEPE BELGESELİ'ni izledim (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iMn0bEshf6w" target="_blank" rel="noreferrer noopener">   • şeytantepe  </a>) ve olup bitenlerden o denli etkilendim ki ancak sabah saatlerinde uyumayı başarabildim. "Bir Katil Yaratmak" adlı ABD belgeselinde de gördüğümüz üzere, sıradan insanların, kötü niyetli olduklarından kuşkulanamayacağımız hukuk ve güvenlik bürokrasisinin kıyıcılığı karşısında ne denli çaresiz, ne denli acınası bir durumda olduğuna bir kez daha tanık olmuştum. Bu söyleşide ŞEYTAN TEPE SELGESELİ üzerinden bu kez ülkemizde işlenen bir hak-hukuk cinayetine odaklanacağım. (İnsani değerlerimizi ayakta tutmanın ne denli güç bir ödev olduğunu bir kez daha idrak etmek için, lütfen bu belgesi mutlaka izleyin!)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6841</itunes:duration><itunes:keywords>adalet,algı,belgeseli,bir,ceza,cinayeti,güran,hukuk,hukuku,kamuoyu,katil,medya,narin,şeytan,sistemi,süreçleri,tepe,ve,yaratmak,yargı</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>27</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Hegel'i Anlamak - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/hegel-i-anlamak-ducane-cundioglu--72801648</link><description><![CDATA[Bu söyleşide Dr. Gülgün Türkoğlu Pagy (Ph.D, M.Sc) ile "edimsellik" ve "bütünsellik" kavramları üzerinden Hegelci felsefenin dikenli derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkacağız. Bu söyleşinin temelinde Hegel'in ünlü mottosunu açımlama ödevi yer alıyor: "Gerçek bütündür" (Das Wahre ist das Ganze).<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801648</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:54:29 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801648/hegel_anlamak_nereden_ba_lamal_4a_tfjmrkoe.mp3" length="142642205" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Bu söyleşide Dr. Gülgün Türkoğlu Pagy (Ph.D, M.Sc) ile "edimsellik" ve "bütünsellik" kavramları üzerinden Hegelci felsefenin dikenli derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkacağız. Bu söyleşinin temelinde Hegel'in ünlü mottosunu açımlama ödevi yer...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bu söyleşide Dr. Gülgün Türkoğlu Pagy (Ph.D, M.Sc) ile "edimsellik" ve "bütünsellik" kavramları üzerinden Hegelci felsefenin dikenli derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkacağız. Bu söyleşinin temelinde Hegel'in ünlü mottosunu açımlama ödevi yer alıyor: "Gerçek bütündür" (Das Wahre ist das Ganze).<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>8916</itunes:duration><itunes:keywords>bilinç,bütünsellik,diyalektik,edimsellik,felsefe,felsefesi,fenomenoloji,friedrich,geist,georg,gerçeklik,hegel,hegelci,mantık,metafizik,of,spirit,tin,varlık,wilhelm</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>26</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bu Dünyada Bir Yahudi Olmanın Izdırabı - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bu-dunyada-bir-yahudi-olmanin-izdirabi-ducane-cundioglu--72801639</link><description><![CDATA[Evde anlaşılmaz bir tını bilmem nereden gelir uykumdan? kanımdaki çakıldan? unutkanlığımdan? bilemem Yahudi değilim gizli bir yerde genizam yok bilemem insan nerenin yerlisidir ömrüm burada bütün Yahudiler gibi raflara doğru, çekmecelere sahanlıklara doğru geçti yabancı ellerde çitilenmekten korunmak için bir sıvaydım kendime kendi ellerimde tıpkı Yahudiler gibi buraların yerlisi ben değilim. ... Yağmalar belli ki kim bulsa defineyi, umurumda mı ben kalbime döneceğim fokurdayıp pörtlemek için hep fokurdak ve pörtlek kalacağım kalp içinde canı sıkkın kızların yüzlerinden döşünden ahı kalmış delikanlıların dünyaya habire pörtleyeceğim evlerin olanca tınısı dindiği zaman kısıldığı zaman bütün şarkıların kanatları fokurtum dokunacak herkese yedi ırkın kavşağından. Yahudi değilsem bile bende Yahudalık da mı yok- Kimi öptüm de kurtuldu çarmıha çakılmaktan? (İSMET ÖZEL)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801639</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:53:45 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801639/bu_d_nyada_bir_yahud_olmanin_izdirabi_5ee4seaklc8.mp3" length="105442587" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Evde anlaşılmaz bir tını bilmem nereden gelir uykumdan? kanımdaki çakıldan? unutkanlığımdan? bilemem Yahudi değilim gizli bir yerde genizam yok bilemem insan nerenin yerlisidir ömrüm burada bütün Yahudiler gibi raflara doğru, çekmecelere sahanlıklara...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Evde anlaşılmaz bir tını bilmem nereden gelir uykumdan? kanımdaki çakıldan? unutkanlığımdan? bilemem Yahudi değilim gizli bir yerde genizam yok bilemem insan nerenin yerlisidir ömrüm burada bütün Yahudiler gibi raflara doğru, çekmecelere sahanlıklara doğru geçti yabancı ellerde çitilenmekten korunmak için bir sıvaydım kendime kendi ellerimde tıpkı Yahudiler gibi buraların yerlisi ben değilim. ... Yağmalar belli ki kim bulsa defineyi, umurumda mı ben kalbime döneceğim fokurdayıp pörtlemek için hep fokurdak ve pörtlek kalacağım kalp içinde canı sıkkın kızların yüzlerinden döşünden ahı kalmış delikanlıların dünyaya habire pörtleyeceğim evlerin olanca tınısı dindiği zaman kısıldığı zaman bütün şarkıların kanatları fokurtum dokunacak herkese yedi ırkın kavşağından. Yahudi değilsem bile bende Yahudalık da mı yok- Kimi öptüm de kurtuldu çarmıha çakılmaktan? (İSMET ÖZEL)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6591</itunes:duration><itunes:keywords>antisemitizm,avrupa,azınlık,deneyimi,diaspora,din,doğu,felsefesi,holokost,i̇srail,kimliği,kimlik,kültürel,orta,siyonizm,sürgün,tarihi,ve,yahudi,yahudilik</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>25</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>İslam Düşüncesinin Psikoanalitik Eleştirisi - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/islam-dusuncesinin-psikoanalitik-elestirisi-ducane-cundioglu--72801625</link><description><![CDATA[Bu söyleşide Prof. İsmail Hanoğlu'nun "İSLAM DÜŞÜNCESİNİN PSİKOANALİTİK ELEŞTİRİSİ: Bir Paradigmanın Narsist Kökenleri" (2024) adlı yapıtında geliştirdiği Kelam, Felsefe ve Tasavvuf öğretilerine yönelik eleştirilerini ele alacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801625</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:52:14 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801625/slam_d_nces_n_n_ps_koanal_t_k_ele_t_r_s_tsr2gie6tpw.mp3" length="131522437" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Bu söyleşide Prof. İsmail Hanoğlu'nun "İSLAM DÜŞÜNCESİNİN PSİKOANALİTİK ELEŞTİRİSİ: Bir Paradigmanın Narsist Kökenleri" (2024) adlı yapıtında geliştirdiği Kelam, Felsefe ve Tasavvuf öğretilerine yönelik eleştirilerini ele alacağız.</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bu söyleşide Prof. İsmail Hanoğlu'nun "İSLAM DÜŞÜNCESİNİN PSİKOANALİTİK ELEŞTİRİSİ: Bir Paradigmanın Narsist Kökenleri" (2024) adlı yapıtında geliştirdiği Kelam, Felsefe ve Tasavvuf öğretilerine yönelik eleştirilerini ele alacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>8221</itunes:duration><itunes:keywords>din,düşünce,düşüncesi,eleştiri,epistemoloji,felsefe,felsefesi,hanoğlu,i̇slam,i̇smail,kelam,kelamı,narsizm,paradigma,psikanalitik,psikanaliz,psikolojisi,sufizm,tarihi,tasavvuf</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>24</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>İslam Tarihini Nasıl Okumalı - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/islam-tarihini-nasil-okumali-ducane-cundioglu--72801624</link><description><![CDATA[<ul><li>TARİH nasıl okunur?</li><li>Nasıl kurgulandıysa öyle.</li><li>TARİH nasıl kurgulanır?</li><li>Parçaları (olguları/aktarımları) birleştirmek ve böylelikle bir "bütün" ve/veya "anlatı" oluşturmak suretiyle.</li><li>BÜTÜN ve/veya ANLATI nedir?</li><li>Başı, ortası ve sonu olan kurgu demektir.</li></ul>Demek ki tarih okumaları en son çözümlemede tarihçilerin oluşturdukları bir parçalar toplamının, eşdeyişle bir kurgu ve anlatılar dizisinin anlaşılıp yorumlanmasından ibaret olan bir etkinlik. Tanrıların, dinlerin, halkların tarihi de böyle. Tümü de bir kurgu, bir anlatılar dizisi. Ne ki tarihin söylencelerden (mit'lerden, kıssa'lardan) ayrılan bir yanı var: bir "bilim" olmak iddiası. Bir bilim olarak TARİH, sonuçta, bilimsel (!) yöntemlerle oluşturulan anlatılar dizisinin bilgisi. Bu çerçevede, yerine getirilmesi gereken bir ödev çıkıyor karşımıza: İSLAM TARİHİNİ nasıl okumalıyız? Biz de bu söyleşide bu soruyu yetkin İslam tarihçilerinden Prof. Mehmet Azimli'ye yöneltecek ve bir "kutsal tarih" olarak algılanan İslam Tarihi'ni anlama-yorumlama sorunları üzerinde duracağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801624</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:51:03 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801624/slam_tar_h_n_nasil_okumali_sraolvcykea.mp3" length="112659475" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>- TARİH nasıl okunur?
- Nasıl kurgulandıysa öyle.
- TARİH nasıl kurgulanır?
- Parçaları (olguları/aktarımları) birleştirmek ve böylelikle bir "bütün" ve/veya "anlatı" oluşturmak suretiyle.
- BÜTÜN ve/veya ANLATI nedir?
- Başı, ortası ve sonu olan...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[<ul><li>TARİH nasıl okunur?</li><li>Nasıl kurgulandıysa öyle.</li><li>TARİH nasıl kurgulanır?</li><li>Parçaları (olguları/aktarımları) birleştirmek ve böylelikle bir "bütün" ve/veya "anlatı" oluşturmak suretiyle.</li><li>BÜTÜN ve/veya ANLATI nedir?</li><li>Başı, ortası ve sonu olan kurgu demektir.</li></ul>Demek ki tarih okumaları en son çözümlemede tarihçilerin oluşturdukları bir parçalar toplamının, eşdeyişle bir kurgu ve anlatılar dizisinin anlaşılıp yorumlanmasından ibaret olan bir etkinlik. Tanrıların, dinlerin, halkların tarihi de böyle. Tümü de bir kurgu, bir anlatılar dizisi. Ne ki tarihin söylencelerden (mit'lerden, kıssa'lardan) ayrılan bir yanı var: bir "bilim" olmak iddiası. Bir bilim olarak TARİH, sonuçta, bilimsel (!) yöntemlerle oluşturulan anlatılar dizisinin bilgisi. Bu çerçevede, yerine getirilmesi gereken bir ödev çıkıyor karşımıza: İSLAM TARİHİNİ nasıl okumalıyız? Biz de bu söyleşide bu soruyu yetkin İslam tarihçilerinden Prof. Mehmet Azimli'ye yöneltecek ve bir "kutsal tarih" olarak algılanan İslam Tarihi'ni anlama-yorumlama sorunları üzerinde duracağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7042</itunes:duration><itunes:keywords>anlatı,bilgi,epistemoloji,felsefesi,hakikat,historiografi,i̇slam,kıssa,kuramı,kurgu,kurgusal,kutsal,mit,söylence,tarih,tarihi,tarihsel,ve,yazımı,yorum</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>23</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Hangi Gazali ? - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/hangi-gazali-ducane-cundioglu--72801623</link><description><![CDATA[Yeni bir şeyler ortaya koyabilmek için, hiç kuşkusuz eskiden söylenmiş olanları da bilmek ve anlamak gerekir. Bu ödevi Babanzade Ahmed Naim KEŞF-i KADİM olarak adlandırmıştı. Yüceltenleri ve yerenleri çoktur Gazali'nin. Hadisçiler, özellikle Hanbeliler kendisini hadis bilgisinin zayıflığı ve Mantık İlmi'ne düşkünlüğü nedeniyle eleştirirlerken, Malikiler bir bidatçı olarak gördükleri Gazali'nin İhyau Ulum'id-Din adlı eserini 1109'da cami avlularında yaktırmışlardır. Gazali'nin felsefeye saldırılarını tek tek yanıtlayan Kurtubalı filozof İbn Rüşd, onun hakkında şöyle demiştir: • "Gazali Eş'arilerin yanında Eş'aridir, sufilerin yanında sufi, filozofların yanında filozof." (هو مع الأشعرية أشعري ومع الصوفية صوفي ومعا الفلاسفة فيلسوف) Modern döneme gelindiğinde de Gazali'nin düşünceleri, İslam dünyasında felsefe ve bilimin sönümlenmesinin en büyük nedeni olarak gösterilmiştir. Biz ise bu söyleşide Talha Hakan Alp ile birlikte, 12. yüzyılda bir fakih (Şafii) ve kelamcı (Eş'ari) olarak Gazali'nin sufilikle sona eren hakikat arayışını, özellikle kendisinin bu yolculuğunu anlattığı "el-Munkızu min'ed-Dalal" adlı ünlü yapıtından hareketle ele alacak ve Gazali'nin gerçekte bir kuşkucu mu, dogmatik mi olduğu sorusuna yanıt arayacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801623</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:50:08 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801623/hang_gazal_bir_yap_s_k_m_denemesi_c3uaiewc0zm.mp3" length="177542642" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Yeni bir şeyler ortaya koyabilmek için, hiç kuşkusuz eskiden söylenmiş olanları da bilmek ve anlamak gerekir. Bu ödevi Babanzade Ahmed Naim KEŞF-i KADİM olarak adlandırmıştı. Yüceltenleri ve yerenleri çoktur Gazali'nin. Hadisçiler, özellikle...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Yeni bir şeyler ortaya koyabilmek için, hiç kuşkusuz eskiden söylenmiş olanları da bilmek ve anlamak gerekir. Bu ödevi Babanzade Ahmed Naim KEŞF-i KADİM olarak adlandırmıştı. Yüceltenleri ve yerenleri çoktur Gazali'nin. Hadisçiler, özellikle Hanbeliler kendisini hadis bilgisinin zayıflığı ve Mantık İlmi'ne düşkünlüğü nedeniyle eleştirirlerken, Malikiler bir bidatçı olarak gördükleri Gazali'nin İhyau Ulum'id-Din adlı eserini 1109'da cami avlularında yaktırmışlardır. Gazali'nin felsefeye saldırılarını tek tek yanıtlayan Kurtubalı filozof İbn Rüşd, onun hakkında şöyle demiştir: • "Gazali Eş'arilerin yanında Eş'aridir, sufilerin yanında sufi, filozofların yanında filozof." (هو مع الأشعرية أشعري ومع الصوفية صوفي ومعا الفلاسفة فيلسوف) Modern döneme gelindiğinde de Gazali'nin düşünceleri, İslam dünyasında felsefe ve bilimin sönümlenmesinin en büyük nedeni olarak gösterilmiştir. Biz ise bu söyleşide Talha Hakan Alp ile birlikte, 12. yüzyılda bir fakih (Şafii) ve kelamcı (Eş'ari) olarak Gazali'nin sufilikle sona eren hakikat arayışını, özellikle kendisinin bu yolculuğunu anlattığı "el-Munkızu min'ed-Dalal" adlı ünlü yapıtından hareketle ele alacak ve Gazali'nin gerçekte bir kuşkucu mu, dogmatik mi olduğu sorusuna yanıt arayacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>11097</itunes:duration><itunes:keywords>ahmed,babanzade,ebu,el-gazali,el-munkız,eş’arilik,felsefesi,gazali,hamid,i̇bn,i̇hyau,i̇mam,i̇slam,kadim,kelam,keşf-i,mine’d-dalal,naim,rüşd,ulum’id-din</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>22</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Türk Olduğunu Söyleyememek - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/turk-oldugunu-soyleyememek-ducane-cundioglu--72801591</link><description><![CDATA[DEV-GENÇ'in eski öğrenci liderlerinden tarihçi Taner Akçam Medyascope'ta ardısıra çok değerli iki yazı kaleme aldı: i. "Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk Solu" (29 Mart 2026); ii. "Türklüğümün Üç Hali" (31 Mart 2026). DEV-GENÇ'in yöneticilerinden Oğuzhan Müftüoğlu'nun, eski dava arkadaşlarından Ertuğrul Kürkçü'ye yönelttiği eleştirilerden hareketle yazdığı ilk yazısında, Akçam, şu sorulara dikkat çekmekte: • "Türk solu niçin bu halde? Niçin bu dalgadan geriye belli bir siyasi ağırlığı olan bir örgütsel yapı bile kalmadı? Niçin, toplumda izler bırakan önemli kültürel birikimler yaratamadı? Evet, neydik ne olduk? 60 yıl önce “sen öyle mi yapmıştın, böyle mi yapmıştın” yerine acaba bu “niye böyle olduk” sorusuna cevap aramaya başlansa nasıl olur?" Bu paragrafın hemen ardından ilginç bir ara başlık gelir: TÜRK OLDUĞUNU SÖYLEYEMEMEK. • "Benim kendimce bu sorulara bazı cevaplarım var. Bunlardan bir tanesi “Türk” kelimesinde yatıyor olabilir mi? Türk solcuları kendilerine “Türk” diyemediler. Onlar da İttihat ve Terakkicilerin 1913’lere kadar Türk ve Türkçü olduklarını gizlemeleri ve kendilerini Osmanlıcı olarak göstermeleri gibi, “Türkçülüklerini” gizlemeyi ve kendilerini “Türkiyeci” diye göstermeyi tercih ettiler. “Türkiye” kelimesi sıcak bir battaniye gibiydi. Kullanmayı çok seviyorduk. Acaba niye? Utandık mı? Kendimize Türk dememe ile “utanma” duygusunun bir ilintisi var mı? Eski Marksist jargonumla söyleyeyim: “Ezen ulus devrimcileri, kendilerini ezen ulus yöneticileri ile özdeşleştirecek biçimde tanımlamazlar.” Acaba Türk solcuları, “kötü” olduklarını düşündükleri “ebeveynleri” ile araya mesafe koymak isteyen çocuklar gibi mi davrandılar? Türk sıfatını kullanmayarak, belki Türk yöneticilerinin işlediği suçlar ve günahlar ile araya mesafe koymuş olacaktık. Yapılan kötülüklerle ilgisi olmayan “enternasyonalistler” olduğumuzu göstermenin bir yoluydu belki bu…" Türk olduklarını söylemekten kaçınanlar yalnızca sosyalistler miydi? Hayır, İslamcılar da benzer tepkiler geliştirdiler. (II. Meşrutiyet'in İslamcıları Babanzade'ler, Akif'ler şöyle dursun, özellikle 80'li yıllardan itibaren T.C. kimliğini yırtıp kafir bir devletin yurttaşı olduğunu inkar eden arkadaşlarımız vardı. Radikal İslamcılar olarak bizim kuşağın çoğu aynı gerekçeye dayanarak Cuma namazı kılmamakla diğerlerinden ayrışırdı.) Bu akşam Prof. Taner Akçam'la bu iki yazının ele aldığı konular çerçevesinde söyleşeceğiz.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801591</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:49:21 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801591/taner_ak_am_la_t_rk_oldu_unu_s_yleyememek_ktzzv3dzpsk.mp3" length="103700550" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>DEV-GENÇ'in eski öğrenci liderlerinden tarihçi Taner Akçam Medyascope'ta ardısıra çok değerli iki yazı kaleme aldı: i. "Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk Solu" (29 Mart 2026); ii. "Türklüğümün Üç Hali" (31 Mart 2026). DEV-GENÇ'in yöneticilerinden...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[DEV-GENÇ'in eski öğrenci liderlerinden tarihçi Taner Akçam Medyascope'ta ardısıra çok değerli iki yazı kaleme aldı: i. "Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk Solu" (29 Mart 2026); ii. "Türklüğümün Üç Hali" (31 Mart 2026). DEV-GENÇ'in yöneticilerinden Oğuzhan Müftüoğlu'nun, eski dava arkadaşlarından Ertuğrul Kürkçü'ye yönelttiği eleştirilerden hareketle yazdığı ilk yazısında, Akçam, şu sorulara dikkat çekmekte: • "Türk solu niçin bu halde? Niçin bu dalgadan geriye belli bir siyasi ağırlığı olan bir örgütsel yapı bile kalmadı? Niçin, toplumda izler bırakan önemli kültürel birikimler yaratamadı? Evet, neydik ne olduk? 60 yıl önce “sen öyle mi yapmıştın, böyle mi yapmıştın” yerine acaba bu “niye böyle olduk” sorusuna cevap aramaya başlansa nasıl olur?" Bu paragrafın hemen ardından ilginç bir ara başlık gelir: TÜRK OLDUĞUNU SÖYLEYEMEMEK. • "Benim kendimce bu sorulara bazı cevaplarım var. Bunlardan bir tanesi “Türk” kelimesinde yatıyor olabilir mi? Türk solcuları kendilerine “Türk” diyemediler. Onlar da İttihat ve Terakkicilerin 1913’lere kadar Türk ve Türkçü olduklarını gizlemeleri ve kendilerini Osmanlıcı olarak göstermeleri gibi, “Türkçülüklerini” gizlemeyi ve kendilerini “Türkiyeci” diye göstermeyi tercih ettiler. “Türkiye” kelimesi sıcak bir battaniye gibiydi. Kullanmayı çok seviyorduk. Acaba niye? Utandık mı? Kendimize Türk dememe ile “utanma” duygusunun bir ilintisi var mı? Eski Marksist jargonumla söyleyeyim: “Ezen ulus devrimcileri, kendilerini ezen ulus yöneticileri ile özdeşleştirecek biçimde tanımlamazlar.” Acaba Türk solcuları, “kötü” olduklarını düşündükleri “ebeveynleri” ile araya mesafe koymak isteyen çocuklar gibi mi davrandılar? Türk sıfatını kullanmayarak, belki Türk yöneticilerinin işlediği suçlar ve günahlar ile araya mesafe koymuş olacaktık. Yapılan kötülüklerle ilgisi olmayan “enternasyonalistler” olduğumuzu göstermenin bir yoluydu belki bu…" Türk olduklarını söylemekten kaçınanlar yalnızca sosyalistler miydi? Hayır, İslamcılar da benzer tepkiler geliştirdiler. (II. Meşrutiyet'in İslamcıları Babanzade'ler, Akif'ler şöyle dursun, özellikle 80'li yıllardan itibaren T.C. kimliğini yırtıp kafir bir devletin yurttaşı olduğunu inkar eden arkadaşlarımız vardı. Radikal İslamcılar olarak bizim kuşağın çoğu aynı gerekçeye dayanarak Cuma namazı kılmamakla diğerlerinden ayrışırdı.) Bu akşam Prof. Taner Akçam'la bu iki yazının ele aldığı konular çerçevesinde söyleşeceğiz.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6482</itunes:duration><itunes:keywords>akçam,dev-genç,enternasyonalizm,ertuğrul,hareketi,i̇deoloji,kimliği,kimlik,kürkçü,marksizm,müftüoğlu,oğuzhan,politikaları,siyaset,sol,solu,taner,türk,türkiye,ulusal</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>21</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Türkiye'de İrancılığın Yarım Yüzyıllık Tarihi - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/turkiye-de-iranciligin-yarim-yuzyillik-tarihi-ducane-cundioglu--72801590</link><description><![CDATA[Başlıkta yer alan "İrancılık" terimiyle (pekala "Humeynicilik" de denebilirdi) Türkiye'de İran İslam Devrimi'nden etkilenen kişi ve gruplara özellikle muhaliflerince yapıştırılan bir etikete göndermede bulunulmaktadır. Daha açık bir anlatımla "Devrim yanlısı İslamcılar" olarak anlaşılmalıdır. Başlangıçta "Afgan cihadı"na verilen destek, hemen ardından İran İslam Devrimi'ne verilen desteğe dönüştü. Bu gelişmeler de doğal olarak Türkiye'de İslamcılığın Şiilik-Sünnilik-Selefilik biçiminde biçimlemesine yol açtı. Bu söyleşide yarım yüzyıllık bu öyküye ele alacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801590</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:47:37 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801590/t_rk_ye_de_rancili_in_yarim_y_zyillik_tar_h_1979_2026_ujdrwwkn35o.mp3" length="155682583" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Başlıkta yer alan "İrancılık" terimiyle (pekala "Humeynicilik" de denebilirdi) Türkiye'de İran İslam Devrimi'nden etkilenen kişi ve gruplara özellikle muhaliflerince yapıştırılan bir etikete göndermede bulunulmaktadır. Daha açık bir anlatımla "Devrim...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Başlıkta yer alan "İrancılık" terimiyle (pekala "Humeynicilik" de denebilirdi) Türkiye'de İran İslam Devrimi'nden etkilenen kişi ve gruplara özellikle muhaliflerince yapıştırılan bir etikete göndermede bulunulmaktadır. Daha açık bir anlatımla "Devrim yanlısı İslamcılar" olarak anlaşılmalıdır. Başlangıçta "Afgan cihadı"na verilen destek, hemen ardından İran İslam Devrimi'ne verilen desteğe dönüştü. Bu gelişmeler de doğal olarak Türkiye'de İslamcılığın Şiilik-Sünnilik-Selefilik biçiminde biçimlemesine yol açtı. Bu söyleşide yarım yüzyıllık bu öyküye ele alacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>9731</itunes:duration><itunes:keywords>1979,afgan,cihadı,devrimci,devrimi,dünyası,humeynicilik,i̇ran,i̇rancılık,i̇slam,i̇slamcılık,mezhepçilik,ortadoğu,selefilik,şiilik,siyaseti,siyasi,sünnilik,türkiye,türkiye’de</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>20</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bir Cinsel İstismar Davası, Woody Allen &amp; Dylan Farrow - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bir-cinsel-istismar-davasi-woody-allen-dylan-farrow-ducane-cundioglu--72801568</link><description><![CDATA["Ronan Farrow: "O benim babam, kızkardeşimle evli. Bu da beni onun hem oğlu, hem eniştesi yapıyor." Mia Farrow 1992'de 12 yıldır birlikte yaşadığı Woody Allen'ın evinde evlatlık edinmiş olduğu kızı Soon-Yi Previn'in çıplakken çekilmiş fotoğraflarını bulur. Soon-Yi o tarihte 21 yaşında olup Üniversite 1. sınıf öğrencisidir. (W.A. o fotoğrafları yaşadıkları cinsel ilişkiden 2 saat sonra çektiğini itiraf edecektir.) O tarihte Woody Allen bir basın toplantısı düzenleyip Soon-Yi Previn'e aşık olduğunu ilan eder ve tam beş yıl sonra 1997'de ("Deconstructing Harry" filminin vizyona girdiği yıl) kendisiyle evlenir. [Soon-Yi 1970 doğumlu olup 1978 yılında evlat edinilmiş, Mia Farrow ile W.A. arasındaki ilişki de bu tarihten iki yıl sonra (1980) başlamıştır.] İkinci kurban Dylan Farrow ise, Allen-Farrow ilişkisinin 5. yılında (1985) evlatlık edinilmiş olup henüz 7 yaşındayken (1992) Woody Allen tarafından cinsel istismara uğramıştır. Bu öykünün arkaplanı ilk elden tanıklıklar eşliğinde"Allen v. Farrow" (2021) başlıklı 4 bölümlük belgeselde ayrıntılarıyla serimlenmiştir. Bu söyleşinin amacı, Woody Allen-Jeffrey Epstein ortaklığının sahip oldukları tüm ekonomik, siyasal ve bürokratik güçleriyle 30 yıl boyunca üzerini örttükleri kimi gerçeklerin farkedilmesine katkıda bulunmaktır, çünkü Epstein çevresinin dünyagörüşünü anlamak bakımından 1990 sonrası Woody Allen filmleri birer belgesel niteliğindedir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801568</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:46:17 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801568/b_r_c_nsel_st_smar_davasi_woody_allen_dylan_farrow_sqlh0xmscko.mp3" length="100242375" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>"Ronan Farrow: "O benim babam, kızkardeşimle evli. Bu da beni onun hem oğlu, hem eniştesi yapıyor." Mia Farrow 1992'de 12 yıldır birlikte yaşadığı Woody Allen'ın evinde evlatlık edinmiş olduğu kızı Soon-Yi Previn'in çıplakken çekilmiş fotoğraflarını...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["Ronan Farrow: "O benim babam, kızkardeşimle evli. Bu da beni onun hem oğlu, hem eniştesi yapıyor." Mia Farrow 1992'de 12 yıldır birlikte yaşadığı Woody Allen'ın evinde evlatlık edinmiş olduğu kızı Soon-Yi Previn'in çıplakken çekilmiş fotoğraflarını bulur. Soon-Yi o tarihte 21 yaşında olup Üniversite 1. sınıf öğrencisidir. (W.A. o fotoğrafları yaşadıkları cinsel ilişkiden 2 saat sonra çektiğini itiraf edecektir.) O tarihte Woody Allen bir basın toplantısı düzenleyip Soon-Yi Previn'e aşık olduğunu ilan eder ve tam beş yıl sonra 1997'de ("Deconstructing Harry" filminin vizyona girdiği yıl) kendisiyle evlenir. [Soon-Yi 1970 doğumlu olup 1978 yılında evlat edinilmiş, Mia Farrow ile W.A. arasındaki ilişki de bu tarihten iki yıl sonra (1980) başlamıştır.] İkinci kurban Dylan Farrow ise, Allen-Farrow ilişkisinin 5. yılında (1985) evlatlık edinilmiş olup henüz 7 yaşındayken (1992) Woody Allen tarafından cinsel istismara uğramıştır. Bu öykünün arkaplanı ilk elden tanıklıklar eşliğinde"Allen v. Farrow" (2021) başlıklı 4 bölümlük belgeselde ayrıntılarıyla serimlenmiştir. Bu söyleşinin amacı, Woody Allen-Jeffrey Epstein ortaklığının sahip oldukları tüm ekonomik, siyasal ve bürokratik güçleriyle 30 yıl boyunca üzerini örttükleri kimi gerçeklerin farkedilmesine katkıda bulunmaktır, çünkü Epstein çevresinin dünyagörüşünü anlamak bakımından 1990 sonrası Woody Allen filmleri birer belgesel niteliğindedir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6266</itunes:duration><itunes:keywords>allen,cinsel,dosyaları,dylan,epstein,etik,farrow,hollywood,i̇ddiaları,i̇stismar,jeffrey,kültür,mia,previn,ronan,skandalları,soon-yi,v.,ve,woody</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>19</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Suç ve Sanat, Eipstein &amp; Woody Allen - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/suc-ve-sanat-eipstein-woody-allen-ducane-cundioglu--72801444</link><description><![CDATA[Woody Allen ve Jeffrey Epstein arasındaki sıkı dostluk yayımlanan belgelerden sonra artık kimsenin gizlisi değil. Öyle ki Ian Osborne, Epstein'a yazdığı bir iletide "arkadaşınız Woody Allen" (your friend Woody Allen) diye söz eder. Epstein dosyalarının hiç kuşkusuz siyasal, toplumsal, ahlaksal yanları var ve bu konu Epstein'ın ilişkiler ağınının genişliği ve derinliği nedeniyle kolay kolay kapanacak gibi görünmüyor. Bu hengamede olgunun bizi yakından ilgilendiren öncelikli yanı sanat. Hele bir de olayın aktörleri, Woody Allen filmlerine değin geri götürülebilir bir nitelik taşıyorsa. Woody Allen'in filmleri üzerine kaleme alınan kitap ve makalelerde sıklıkla tartışılan hususlardan biri de bu filmlerin otobiyografik bir nitelik taşıyıp taşımadıklarıdır. Yönetmenin kendisi bir defasında şöyle demiştir: "Eserlerimin neredeyse tamamı otobiyografiktir - abartılı ama gerçek." Birçok kez de bu sözlerinin tam aksine açıklamalar yapmıştır. "Bunların hepsi nihayet birer film." Bu çelişki çok anlaşılır nedenlere dayanır, çünkü yönetmenin eşleri ve metresleri arasında Mia Farrow, hem en büyük aşklarından biri, hem de en büyük skandallarının sebebi olarak öne çıkar. Öykünün şöhreti veya rezilliği, Woody Allen'ın Mia'nın evlatlık kızlarından Soon-Yi'yi baştan çıkarması ve sonunda onunla evlenip ortak çocukları olmasıdır. Ayrıca yönetmen, Mia'nın diğer küçük kızlarını taciz ettiğine dair ifadesiyle çocuk istismarı suçlamalarıyla da karşı karşıya kalmıştır. Sözün özü, bu söyleşide Film analizi yaparken, görebildiğimiz kadarıyla ABD medyasının ve sanat eleştirmenlerinin bile ıskaladığı önemli bir ayrıntıya odaklanacak ve Woody Allen'in, kendisinin ruh ikizi olan "Epstein karakteri"ne bir filminde açıkça yer verdiğini göstermeye çalışacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801444</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:40:36 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801444/su_ve_sanat_epstein_woody_allen_sermmxpvwtq.mp3" length="110081926" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Woody Allen ve Jeffrey Epstein arasındaki sıkı dostluk yayımlanan belgelerden sonra artık kimsenin gizlisi değil. Öyle ki Ian Osborne, Epstein'a yazdığı bir iletide "arkadaşınız Woody Allen" (your friend Woody Allen) diye söz eder. Epstein...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Woody Allen ve Jeffrey Epstein arasındaki sıkı dostluk yayımlanan belgelerden sonra artık kimsenin gizlisi değil. Öyle ki Ian Osborne, Epstein'a yazdığı bir iletide "arkadaşınız Woody Allen" (your friend Woody Allen) diye söz eder. Epstein dosyalarının hiç kuşkusuz siyasal, toplumsal, ahlaksal yanları var ve bu konu Epstein'ın ilişkiler ağınının genişliği ve derinliği nedeniyle kolay kolay kapanacak gibi görünmüyor. Bu hengamede olgunun bizi yakından ilgilendiren öncelikli yanı sanat. Hele bir de olayın aktörleri, Woody Allen filmlerine değin geri götürülebilir bir nitelik taşıyorsa. Woody Allen'in filmleri üzerine kaleme alınan kitap ve makalelerde sıklıkla tartışılan hususlardan biri de bu filmlerin otobiyografik bir nitelik taşıyıp taşımadıklarıdır. Yönetmenin kendisi bir defasında şöyle demiştir: "Eserlerimin neredeyse tamamı otobiyografiktir - abartılı ama gerçek." Birçok kez de bu sözlerinin tam aksine açıklamalar yapmıştır. "Bunların hepsi nihayet birer film." Bu çelişki çok anlaşılır nedenlere dayanır, çünkü yönetmenin eşleri ve metresleri arasında Mia Farrow, hem en büyük aşklarından biri, hem de en büyük skandallarının sebebi olarak öne çıkar. Öykünün şöhreti veya rezilliği, Woody Allen'ın Mia'nın evlatlık kızlarından Soon-Yi'yi baştan çıkarması ve sonunda onunla evlenip ortak çocukları olmasıdır. Ayrıca yönetmen, Mia'nın diğer küçük kızlarını taciz ettiğine dair ifadesiyle çocuk istismarı suçlamalarıyla da karşı karşıya kalmıştır. Sözün özü, bu söyleşide Film analizi yaparken, görebildiğimiz kadarıyla ABD medyasının ve sanat eleştirmenlerinin bile ıskaladığı önemli bir ayrıntıya odaklanacak ve Woody Allen'in, kendisinin ruh ikizi olan "Epstein karakteri"ne bir filminde açıkça yer verdiğini göstermeye çalışacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>6881</itunes:duration><itunes:keywords>ahlak,allen,analizi,auteur,dosyaları,eleştirisi,epstein,etik,film,jeffrey,kültürel,kuramı,otobiyografi,otofiksyon,sanat,sanatçı,sinema,tartışma,ve,woody</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>18</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Zirveler Zırvalarla Yıkılmaz - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/zirveler-zirvalarla-yikilmaz-ducane-cundioglu--72801431</link><description><![CDATA[I. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere ve ABD'de Alman Edebiyatının müfredattan çıkarıldığını, böylelikle Goethe ve Schiller gibi isimlerin okunamaz hale getirildiğini pek kimse anımsamaz. Ne ki Rusya-Ukrayna savaşı başladığında İtalya'daki Milano-Bicocca Üniversitesi'ndeki bazı işgüzarlar Dostoyevski dersini programdan kaldırmaya çalıştığı, bazı Avrupa orkestralarının ise programlarından Çaykovski'nin yapıtlarını çıkardıkları, hatta Kuğu Gölü'nü bile tartışma konusu yaptıkları hala belleklerimizde canlı olarak duruyor. Şimdi'de Epistein Çetesi (ABD-İsrail) ile İran arasındaki savaş nedeniyle ülkemizde cübbeli cübbesiz kimi kullanışlı aptallar sahaya sürülerek kendilerince İranlı düşünür Ali Şeriati'nin günah defterlerini dillerine doluyorlar. Sözümona Sünni-Şii çatışmasının psikolojik zeminini kurmaya çalışıyorlar. Bu zavallılara kanan safdillerin sayısı hiç kuşkusuz az değil. Ne diyebilirim, düşünce ve sanat, yani insan onuru savaş zamanlarında bile bu denli ayaklar altına alınmamalı, kötü niyetli maşaların oyununa gelmemeli. AKsi takdirde, birgün kara bulutlar dağılır, geriye yalnız utanç kalır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801431</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:29:40 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801431/z_rveler_zirvalarla_yikilmaz_dostoyevski_ve_ali_eriati_eglvk4cqvwo.mp3" length="82002223" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>I. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere ve ABD'de Alman Edebiyatının müfredattan çıkarıldığını, böylelikle Goethe ve Schiller gibi isimlerin okunamaz hale getirildiğini pek kimse anımsamaz. Ne ki Rusya-Ukrayna savaşı başladığında İtalya'daki...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[I. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere ve ABD'de Alman Edebiyatının müfredattan çıkarıldığını, böylelikle Goethe ve Schiller gibi isimlerin okunamaz hale getirildiğini pek kimse anımsamaz. Ne ki Rusya-Ukrayna savaşı başladığında İtalya'daki Milano-Bicocca Üniversitesi'ndeki bazı işgüzarlar Dostoyevski dersini programdan kaldırmaya çalıştığı, bazı Avrupa orkestralarının ise programlarından Çaykovski'nin yapıtlarını çıkardıkları, hatta Kuğu Gölü'nü bile tartışma konusu yaptıkları hala belleklerimizde canlı olarak duruyor. Şimdi'de Epistein Çetesi (ABD-İsrail) ile İran arasındaki savaş nedeniyle ülkemizde cübbeli cübbesiz kimi kullanışlı aptallar sahaya sürülerek kendilerince İranlı düşünür Ali Şeriati'nin günah defterlerini dillerine doluyorlar. Sözümona Sünni-Şii çatışmasının psikolojik zeminini kurmaya çalışıyorlar. Bu zavallılara kanan safdillerin sayısı hiç kuşkusuz az değil. Ne diyebilirim, düşünce ve sanat, yani insan onuru savaş zamanlarında bile bu denli ayaklar altına alınmamalı, kötü niyetli maşaların oyununa gelmemeli. AKsi takdirde, birgün kara bulutlar dağılır, geriye yalnız utanç kalır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>5126</itunes:duration><itunes:keywords>abd,algı,ali,düşünce,epstein,i̇fade,i̇ran,i̇srail,jeffrey,jeopolitik,kültür,kültürel,özgürlüğü,propaganda,rusya-ukrayna,sansür,savaş,savaşı,şeriati,ve</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>17</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Devlet Olmanın Gereği - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/devlet-olmanin-geregi-ducane-cundioglu--72801422</link><description><![CDATA[Bu söyleşinin konusu "olması gereken" değil, aksine tüm çıplaklığıyla "olan"ın kendisi. Ele alacağımız temel ilke Publilius Syrius'un anlatımıyla şu: • "Zorunluluklar yasa tanımaz" (Necessitas not habet legem). Mecelle bu ilkeyi en az iki şekilde dile getirir: • "Zaruretler memnu (yasak) olan şeyleri mübah kılar." (m. 21) • "Zarar-ı āmmı def içün zarar-ı has ihtiyar olunur." (m. 26) Türkçesi: Devlet ve toplumun zarara uğramaması için kişisel hakların çiğnenmesine göz yumulur. Daha da Türkçesi: Kamu yararı (maslahat-ı āmme) için kişisel haklar gözardı edilebilir. Burada kastedilen zaruret, hiç kuşkusuz öncelikle "zaruret-i devlet"tir, yani icab-ı maslahat-ı devlet, menfaat-i devlet, selamet-i devlet, selamet-i āmme; yani kamu yararı veya kamu çıkarı sözkonusu olduğunda kişisel hakların çiğnenmesinin caiz olması. Tarihteki tüm kırımların, soykırımların, sürgünlerin, siyasal cinayet ve katliamların gerekçesi bu ilkedir. Kanunname-i Al-i Osman'da Fatih'in dile getirdiği de aslında bu ilkenin bir anlatımıdır: • "Her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katletmek münasibdir. Ekser ulema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar." Machiavelli de şöye demiştir: • "Menfaat u saadet-i umumiyye devlet adamının her türlü cinayātını mazur kılar." Kısaca devlet olmanın gereği ve gerekçesi olan bir ilke bu. Olması gerekeni değil, olanı yansıtan bir siyasal ilke. Tüm savaşların bahanesi olan, devlet çıkarı veya ulusal çıkarlar gerekçesinin özü.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801422</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:27:28 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801422/devlet_olmanin_gere_kamu_hukuku_adina_zel_hukuku_g_zardi_etmek_grlavno0nw0.mp3" length="122881994" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Bu söyleşinin konusu "olması gereken" değil, aksine tüm çıplaklığıyla "olan"ın kendisi. Ele alacağımız temel ilke Publilius Syrius'un anlatımıyla şu: • "Zorunluluklar yasa tanımaz" (Necessitas not habet legem). Mecelle bu ilkeyi en az iki şekilde dile...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bu söyleşinin konusu "olması gereken" değil, aksine tüm çıplaklığıyla "olan"ın kendisi. Ele alacağımız temel ilke Publilius Syrius'un anlatımıyla şu: • "Zorunluluklar yasa tanımaz" (Necessitas not habet legem). Mecelle bu ilkeyi en az iki şekilde dile getirir: • "Zaruretler memnu (yasak) olan şeyleri mübah kılar." (m. 21) • "Zarar-ı āmmı def içün zarar-ı has ihtiyar olunur." (m. 26) Türkçesi: Devlet ve toplumun zarara uğramaması için kişisel hakların çiğnenmesine göz yumulur. Daha da Türkçesi: Kamu yararı (maslahat-ı āmme) için kişisel haklar gözardı edilebilir. Burada kastedilen zaruret, hiç kuşkusuz öncelikle "zaruret-i devlet"tir, yani icab-ı maslahat-ı devlet, menfaat-i devlet, selamet-i devlet, selamet-i āmme; yani kamu yararı veya kamu çıkarı sözkonusu olduğunda kişisel hakların çiğnenmesinin caiz olması. Tarihteki tüm kırımların, soykırımların, sürgünlerin, siyasal cinayet ve katliamların gerekçesi bu ilkedir. Kanunname-i Al-i Osman'da Fatih'in dile getirdiği de aslında bu ilkenin bir anlatımıdır: • "Her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katletmek münasibdir. Ekser ulema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar." Machiavelli de şöye demiştir: • "Menfaat u saadet-i umumiyye devlet adamının her türlü cinayātını mazur kılar." Kısaca devlet olmanın gereği ve gerekçesi olan bir ilke bu. Olması gerekeni değil, olanı yansıtan bir siyasal ilke. Tüm savaşların bahanesi olan, devlet çıkarı veya ulusal çıkarlar gerekçesinin özü.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7681</itunes:duration><itunes:keywords>aklı,âmme,d'état,devlet,habet,hikmet-i,hükümet,kamu,legem,maslahat-ı,mecelle,necessitas,niccolò,non,publilius,raison,syrius,yararı,zaruret,zaruret-i</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>16</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Yaman Çelişki Devletin Bağımsızlığı, Ulusun Özgürlüğü - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/yaman-celiski-devletin-bagimsizligi-ulusun-ozgurlugu-ducane-cundioglu--72801416</link><description><![CDATA[Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801416</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:26:34 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801416/yaman_el_k_devlet_n_ba_imsizli_i_ulusun_zg_rl_9cws9c6ltpu.mp3" length="107738909" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:duration>6734</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>15</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Şımardıysan Başka Bir Düşmana İhtiyacın Kalmamış Demektir - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/simardiysan-baska-bir-dusmana-ihtiyacin-kalmamis-demektir-ducane-cundioglu--72801389</link><description><![CDATA[Savaşı güçlü olanlar değil, akıllı olanlar kazanır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801389</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:24:52 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801389/imardiysan_ba_ka_b_r_d_mana_ht_yacin_kalmami_demekt_r_ccxdc_qcvwg.mp3" length="116899319" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Savaşı güçlü olanlar değil, akıllı olanlar kazanır.</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Savaşı güçlü olanlar değil, akıllı olanlar kazanır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7307</itunes:duration><itunes:keywords>algı,antiemperyalizm,bilgi,dezenformasyon,emperyalizm,güç,harp,i̇lişkiler,jeopolitik,kamuoyu,küresel,medya,okuryazarlığı,politikası,propaganda,psikolojik,savaşı,siyaset,uluslararası,yönetimi</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>14</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Yapay Zeka'ya Yenilmemeli; Srebrenitsa ve Gazze'yi Asla Unutmamalıyız - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/yapay-zeka-ya-yenilmemeli-srebrenitsa-ve-gazze-yi-asla-unutmamaliyiz-ducane-cundioglu--72801382</link><description><![CDATA[Ülkemizde ABD ve İsrail yandaşları üzerinden gerçekleştirilen çok yıkıcı "algı yönetimi" operasyonları karşısında olduğumuzu asla unutmamalıyız. Suret-i haktan görünen birçok gazeteci kılıklı aparatın hergün ekranlarda kanılarımızı yönlendirmek için uydurdukları yalanlara kanmamalıyız. Halkımız "kullanışlı aptallar" haline düşmemek için uyanık olmalı, küçücük çocukları katletmekten çekinmeyen kan içici emperyalizmin güdümüne girmemeliyiz. Ölçü bellidir: Emperyalistlerin kuklası olmamak! Srebrenitsa'da, Gazze'de yapılan soykırımları asla unutmayın! Dedelerimiz Çanakkale'de direnmeselerdi, Milli Mücadele'de İngilizleri def etmeselerdi, hiç kuşkusuz Anadolu'yu Srebrenitsa'dan, Gazze'den beter yapacaklardı. Bu nedenle ezilenlerin, sömürülenlerin, güçsüzlerin yanında yer alın. Yapay Zeka'nın (Trump'ın, Netanyahu'nun, Epstein'ın) palavralarına inanmayın. 165 yavrucağı acımasızca katleden bu canavarların kahkahalarına eşlik edenler karşısında utanmayın, bilakis onurlu duruşunuzla asıl siz onları utandırın!<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801382</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:23:43 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801382/yapay_zeka_ya_yen_lmemel_srebren_tsa_ve_gazze_y_asla_unutmamaliyiz_dngi_8jiqbg.mp3" length="123042499" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Ülkemizde ABD ve İsrail yandaşları üzerinden gerçekleştirilen çok yıkıcı "algı yönetimi" operasyonları karşısında olduğumuzu asla unutmamalıyız. Suret-i haktan görünen birçok gazeteci kılıklı aparatın hergün ekranlarda kanılarımızı yönlendirmek için...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ülkemizde ABD ve İsrail yandaşları üzerinden gerçekleştirilen çok yıkıcı "algı yönetimi" operasyonları karşısında olduğumuzu asla unutmamalıyız. Suret-i haktan görünen birçok gazeteci kılıklı aparatın hergün ekranlarda kanılarımızı yönlendirmek için uydurdukları yalanlara kanmamalıyız. Halkımız "kullanışlı aptallar" haline düşmemek için uyanık olmalı, küçücük çocukları katletmekten çekinmeyen kan içici emperyalizmin güdümüne girmemeliyiz. Ölçü bellidir: Emperyalistlerin kuklası olmamak! Srebrenitsa'da, Gazze'de yapılan soykırımları asla unutmayın! Dedelerimiz Çanakkale'de direnmeselerdi, Milli Mücadele'de İngilizleri def etmeselerdi, hiç kuşkusuz Anadolu'yu Srebrenitsa'dan, Gazze'den beter yapacaklardı. Bu nedenle ezilenlerin, sömürülenlerin, güçsüzlerin yanında yer alın. Yapay Zeka'nın (Trump'ın, Netanyahu'nun, Epstein'ın) palavralarına inanmayın. 165 yavrucağı acımasızca katleden bu canavarların kahkahalarına eşlik edenler karşısında utanmayın, bilakis onurlu duruşunuzla asıl siz onları utandırın!<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7691</itunes:duration><itunes:keywords>algı,antiemperyalizm,bilgi,dezenformasyon,emperyalizm,güç,harp,i̇lişkiler,jeopolitik,kamuoyu,küresel,medya,okuryazarlığı,politikası,propaganda,psikolojik,savaşı,siyaset,uluslararası,yönetimi</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>13</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Emperyalizme Karşı Omuz Omuza</title><link>https://www.spreaker.com/episode/emperyalizme-karsi-omuz-omuza--72801377</link><description><![CDATA[Mehmed Akif nazarında "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" Avrupa'ydı ve doğal olarak biz bizi yok etmeye çalışan bu canavarın, yani uygarlığın dışında olduğumuzun bilincindeydik. Ne ki zamanla bu uygarlığın kanatları altına girmek suretiyle hayatta kalmaya çalıştık ve iyi kötü bugünlere kadar da geldik. Öyle görünüyor ki artık yolun sonundayız. Kim ne derse desin bu canavarın tek dişi filan kalmamış, aksine dişlerinin sayısı değilse bile gücü daha da artmış, daha da canavarlaşmış. Öyle ki uygarlığın yükselişi canavarın azmanlaşmasından başka bir anlama gelmiyormuş. Bu aslında hep böyleydi ve doğası gereği böyle de olmak zorundaydı. Hayatta kalmak için bağımsızlığımızı korumak ve elimizdeki olanakları sonuna kadar kullanmak zorundayız. Bu canavara karşı omuz omuza vermezsek, sonumuzun Irak, Libya, Suriye ve göründüğü kadarıyla şimdi de İran gibi olması işten bile değil. Ulusal onurumuza sahip çıkmanın tam zamanı. Aklımızı kullanmalı ve içimizdeki ayrılıkları, aykırılıkları, çatışmaları erteleme becerisini göstermeliyiz. İninde yakalanan Saddam'ın asılması, Kaddafi'nin sokakta dövülerek linç edilmesi , Maduro'nun paketlenip ABD'ye kaçırılması ve en nihayet İran'ın manevi önderi Hamaney'in katledilmesi başta olmak üzere tüm cinayetler gözlerimizin önünde cereyan etti. Bazılarımız sevindi, bazılarımız üzüldü, fakat çoğunluk olarak sustuk. Elimizden başkası gelmedi. İmdi, emperyalizme karşı omuz omuza vermenin tam sırası, çünkü tüm ideolojik eleştirilerimizi hiç değilse geçici olarak paranteze almadıkça bu çok dişli canavarla baş etmek olanağı bulunmamaktadır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801377</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:22:34 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801377/emperyal_zme_kar_i_omuz_omuza_11g_nnlvmey.mp3" length="114322112" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Mehmed Akif nazarında "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" Avrupa'ydı ve doğal olarak biz bizi yok etmeye çalışan bu canavarın, yani uygarlığın dışında olduğumuzun bilincindeydik. Ne ki zamanla bu uygarlığın kanatları altına girmek suretiyle...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Mehmed Akif nazarında "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" Avrupa'ydı ve doğal olarak biz bizi yok etmeye çalışan bu canavarın, yani uygarlığın dışında olduğumuzun bilincindeydik. Ne ki zamanla bu uygarlığın kanatları altına girmek suretiyle hayatta kalmaya çalıştık ve iyi kötü bugünlere kadar da geldik. Öyle görünüyor ki artık yolun sonundayız. Kim ne derse desin bu canavarın tek dişi filan kalmamış, aksine dişlerinin sayısı değilse bile gücü daha da artmış, daha da canavarlaşmış. Öyle ki uygarlığın yükselişi canavarın azmanlaşmasından başka bir anlama gelmiyormuş. Bu aslında hep böyleydi ve doğası gereği böyle de olmak zorundaydı. Hayatta kalmak için bağımsızlığımızı korumak ve elimizdeki olanakları sonuna kadar kullanmak zorundayız. Bu canavara karşı omuz omuza vermezsek, sonumuzun Irak, Libya, Suriye ve göründüğü kadarıyla şimdi de İran gibi olması işten bile değil. Ulusal onurumuza sahip çıkmanın tam zamanı. Aklımızı kullanmalı ve içimizdeki ayrılıkları, aykırılıkları, çatışmaları erteleme becerisini göstermeliyiz. İninde yakalanan Saddam'ın asılması, Kaddafi'nin sokakta dövülerek linç edilmesi , Maduro'nun paketlenip ABD'ye kaçırılması ve en nihayet İran'ın manevi önderi Hamaney'in katledilmesi başta olmak üzere tüm cinayetler gözlerimizin önünde cereyan etti. Bazılarımız sevindi, bazılarımız üzüldü, fakat çoğunluk olarak sustuk. Elimizden başkası gelmedi. İmdi, emperyalizme karşı omuz omuza vermenin tam sırası, çünkü tüm ideolojik eleştirilerimizi hiç değilse geçici olarak paranteze almadıkça bu çok dişli canavarla baş etmek olanağı bulunmamaktadır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7146</itunes:duration><itunes:keywords>antiemperyalizm,bağımsızlık,batı,devlet,egemenliği,egemenlik,emperyal,emperyalizm,felsefesi,güç,güçler,i̇lişkiler,jeopolitik,küresel,onur,politikası,realizm,siyaset,ulusal,uluslararası</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>12</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Tanrı'yı Karanlıkta Aramak - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/tanri-yi-karanlikta-aramak-ducane-cundioglu--72801335</link><description><![CDATA[Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801335</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:15:44 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801335/tanri_yi_karanlikta_aramak_bo9i1yhlhp8.mp3" length="117682076" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:duration>7356</itunes:duration><itunes:keywords>apofatik,aşkınlık,birlik,din,eminentiae,felsefesi,i̇çkinlik,katafatik,kavramı,metafizik,monoteizm,negatif,negativa,ontoloji,positiva,tanrı,teoloji,tevhid,varlık,via</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>11</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Tanrı Üzerine Konuşmanın İki Yolu - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/tanri-uzerine-konusmanin-iki-yolu-ducane-cundioglu--72801333</link><description><![CDATA[Tanrı üzerine konuşmanın en temelde duyguya ve usa dayanan biri dini, diğeri felsefi iki yolu vardır: 1. Via Positiva: Tanrı'nın ne olduğunu söylemek (vardır, birdir, sonsuzdur, görür, işitir, vb.) 2. Via Negativa: Tanrı'nın ne olmadığını söylemek (yok değildir, çok değildir, sonlu değildir vb.) Bu iki yoldan ilkinde Tanrı "içkin" nitelikleriyle tanınır, belki bir yönüyle bizden yukarıdadır ama yine de her zaman aramızdadır, düşünülen değil, duyumsanandır. Yardımını istediğimiz, dua ettiğimiz, içimizdeki Tanrı'dır. Onun ne olduğunu biliriz, çünkü duyumsarız. Kutsal kitapların Tanrısı, halkın Tanrısı böyledir. Bilgiye değil, saf inanca dayanır. Hakkında onun ne olduğunu belirten betimlemelerin sınırı yoktur. Olumlayıcı (katafatik) yargılarla yetinen halk bu nedenle dinadamlarınca bir tür "putperest" olarak görülmüşlerdir. İkinci yola gelince, Tanrı bu kez "aşkın" nitelikleriyle tanınır, ötelerin ötesindedir, uzaklardadır, yalnızca kendisiyle ilgilenir; bu nedenle dua edilen değil, düşünülen Tanrı'dır. Duyumsanmaz, tüm duyulardan ve en son kertede usun kendisinden de soyutlanır, çünkü ne olduğu asla bilinemez. Duyuların da, Usun da üstündedir. VAR'ın ve BİR'İn bile üstündedir. Susulmalı, sessizlikte ve karanlıkta kavranmalıdır. Hakkında varDIR, birDİR, şöyleDİR, böyleDİR denilemez. Ona dair olumlayıcı hiçbir önerme (apofatik-mucibe) önesürülemez. Kısaca hakkında "-dır, -dır" edilmemelidir. Bu iki yolun dışında bir üçüncü yolun varlığından daha söz edilmiştir: 3. İki yolu bir araya getirmek, hem teşbihe, hem tenzihe başvurmak (via eminentiae). Halkın çoğunluğu Tanrı'nın ne olduğundan (içkin yanından) söz ederek onu yüceltir. Eğitimli bağımsız seçkinler ise genellikle onun ne olmadığıyla (aşkın yanıyla) ilgilenirler. Fakat örgütlü dinlerin, örn. üç semitik dinin yetkeleri ise ister istemez iki yolu biraraya getirirler, usla çatışmak istemediklerinde Tanrı'nın ne olmadığını, halkla çatışmak istemediklerinde ise ne olduğunu söylemeyi tercih ederler. Bu bir teopolitik seçimdir ve genellikle işe de yaramıştır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801333</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:15:01 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801333/tanri_zer_ne_konu_manin_k_yolu_via_positiva_te_bih_via_negativa_tenzih_cppnbkk7h2c.mp3" length="140526173" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Tanrı üzerine konuşmanın en temelde duyguya ve usa dayanan biri dini, diğeri felsefi iki yolu vardır: 1. Via Positiva: Tanrı'nın ne olduğunu söylemek (vardır, birdir, sonsuzdur, görür, işitir, vb.) 2. Via Negativa: Tanrı'nın ne olmadığını söylemek...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Tanrı üzerine konuşmanın en temelde duyguya ve usa dayanan biri dini, diğeri felsefi iki yolu vardır: 1. Via Positiva: Tanrı'nın ne olduğunu söylemek (vardır, birdir, sonsuzdur, görür, işitir, vb.) 2. Via Negativa: Tanrı'nın ne olmadığını söylemek (yok değildir, çok değildir, sonlu değildir vb.) Bu iki yoldan ilkinde Tanrı "içkin" nitelikleriyle tanınır, belki bir yönüyle bizden yukarıdadır ama yine de her zaman aramızdadır, düşünülen değil, duyumsanandır. Yardımını istediğimiz, dua ettiğimiz, içimizdeki Tanrı'dır. Onun ne olduğunu biliriz, çünkü duyumsarız. Kutsal kitapların Tanrısı, halkın Tanrısı böyledir. Bilgiye değil, saf inanca dayanır. Hakkında onun ne olduğunu belirten betimlemelerin sınırı yoktur. Olumlayıcı (katafatik) yargılarla yetinen halk bu nedenle dinadamlarınca bir tür "putperest" olarak görülmüşlerdir. İkinci yola gelince, Tanrı bu kez "aşkın" nitelikleriyle tanınır, ötelerin ötesindedir, uzaklardadır, yalnızca kendisiyle ilgilenir; bu nedenle dua edilen değil, düşünülen Tanrı'dır. Duyumsanmaz, tüm duyulardan ve en son kertede usun kendisinden de soyutlanır, çünkü ne olduğu asla bilinemez. Duyuların da, Usun da üstündedir. VAR'ın ve BİR'İn bile üstündedir. Susulmalı, sessizlikte ve karanlıkta kavranmalıdır. Hakkında varDIR, birDİR, şöyleDİR, böyleDİR denilemez. Ona dair olumlayıcı hiçbir önerme (apofatik-mucibe) önesürülemez. Kısaca hakkında "-dır, -dır" edilmemelidir. Bu iki yolun dışında bir üçüncü yolun varlığından daha söz edilmiştir: 3. İki yolu bir araya getirmek, hem teşbihe, hem tenzihe başvurmak (via eminentiae). Halkın çoğunluğu Tanrı'nın ne olduğundan (içkin yanından) söz ederek onu yüceltir. Eğitimli bağımsız seçkinler ise genellikle onun ne olmadığıyla (aşkın yanıyla) ilgilenirler. Fakat örgütlü dinlerin, örn. üç semitik dinin yetkeleri ise ister istemez iki yolu biraraya getirirler, usla çatışmak istemediklerinde Tanrı'nın ne olmadığını, halkla çatışmak istemediklerinde ise ne olduğunu söylemeyi tercih ederler. Bu bir teopolitik seçimdir ve genellikle işe de yaramıştır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>8783</itunes:duration><itunes:keywords>apofatik,aşkınlık,birlik,din,eminentiae,felsefesi,i̇çkinlik,katafatik,kavramı,metafizik,monoteizm,negatif,negativa,ontoloji,positiva,tanrı,teoloji,tevhid,varlık,via</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>10</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Sodom'un 120 Günü Yada Eipstein Cemaatinin Cinsel Psikopatolojisi - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/sodom-un-120-gunu-yada-eipstein-cemaatinin-cinsel-psikopatolojisi-ducane-cundioglu--72801332</link><description><![CDATA[EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıkları hiç kuşkusuz siyasal sonuçları bakımından daha uzun süre gündemde kalacak gibi görünüyor. Bu siyasal sonuçları açıklayabilmek için bu denli güçlü sonuçlar doğurabilen cinsel psikopatolojinin de salt bir ahlaksızlık biçimi olarak yaftalanıp gözardı edilmemesi gerekiyor. Niçin pedofili? Niçin orgi? Niçin masaj? Bunlar antikçağlardan beri bilinen eğilimler. İşret alemlerine dünyanın hangi saraylarında, aristokratların hangi şato ve köşklerinde rastlanmaz? Bu nedenle biz bu söyleşide Epstein Cemaati'nin psikopatolojisini iki kült film üzerinden yorumlamaya çalışacağız: • Pier Paolo Passaloni, "Salò ya da Sodom'un 120 Günü" (1975) • Stanley Kubrick, "Eyes Wide Shut" (1999) İlk kez "Cinselliğin Psikopatolojisi" adlı yapıtında (1886) Richard von Krafft-Ebing tarafından kavramlaştırılan sadizm ve mazoşizm terimlerinin kaynağı Marquis de Sade ve Leopold von Sacher-Masoch adlı iki yazardır. Cinsellik yazınında ikisinin de özellikle iki kitabı çok etkili olmuştur: Sade: i. Les 120 journées de Sodome ou l'école du libertinage (1785) ii. Justine/Les Infortunes de la Vertu (1787) Sacher-Masoch: i. Don Juan von Kolomea (1866) ii. Venus im Pelz (1870) EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıklarının veya kötülüklerinin, en temelde şiddeti, yani acı çektirmeyi ve acı çekmeyi yüceltmeleriyle karakterize olduğu anlaşılıyor. "Acı çektirmeyi anladık da acı çekmek de neyin nesi?" diyecekler için şimdiden söyleyelim: Her iki edim de son çözümlemede hazzın kaynağıdır. Haz acıyla özdeşleştiğinde en yüksek aşamasına ulaşır ve "Sado-Mazoşizm" adını alır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801332</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:56:21 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801332/sodom_un_120_g_n_ya_da_epstein_cemaat_n_n_c_nsel_ps_kopatoloj_s_r0yfhmfd7to.mp3" length="127910049" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıkları hiç kuşkusuz siyasal sonuçları bakımından daha uzun süre gündemde kalacak gibi görünüyor. Bu siyasal sonuçları açıklayabilmek için bu denli güçlü sonuçlar doğurabilen cinsel psikopatolojinin de salt bir ahlaksızlık...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıkları hiç kuşkusuz siyasal sonuçları bakımından daha uzun süre gündemde kalacak gibi görünüyor. Bu siyasal sonuçları açıklayabilmek için bu denli güçlü sonuçlar doğurabilen cinsel psikopatolojinin de salt bir ahlaksızlık biçimi olarak yaftalanıp gözardı edilmemesi gerekiyor. Niçin pedofili? Niçin orgi? Niçin masaj? Bunlar antikçağlardan beri bilinen eğilimler. İşret alemlerine dünyanın hangi saraylarında, aristokratların hangi şato ve köşklerinde rastlanmaz? Bu nedenle biz bu söyleşide Epstein Cemaati'nin psikopatolojisini iki kült film üzerinden yorumlamaya çalışacağız: • Pier Paolo Passaloni, "Salò ya da Sodom'un 120 Günü" (1975) • Stanley Kubrick, "Eyes Wide Shut" (1999) İlk kez "Cinselliğin Psikopatolojisi" adlı yapıtında (1886) Richard von Krafft-Ebing tarafından kavramlaştırılan sadizm ve mazoşizm terimlerinin kaynağı Marquis de Sade ve Leopold von Sacher-Masoch adlı iki yazardır. Cinsellik yazınında ikisinin de özellikle iki kitabı çok etkili olmuştur: Sade: i. Les 120 journées de Sodome ou l'école du libertinage (1785) ii. Justine/Les Infortunes de la Vertu (1787) Sacher-Masoch: i. Don Juan von Kolomea (1866) ii. Venus im Pelz (1870) EPSTEIN CEMAATİ'nin sapkınlıklarının veya kötülüklerinin, en temelde şiddeti, yani acı çektirmeyi ve acı çekmeyi yüceltmeleriyle karakterize olduğu anlaşılıyor. "Acı çektirmeyi anladık da acı çekmek de neyin nesi?" diyecekler için şimdiden söyleyelim: Her iki edim de son çözümlemede hazzın kaynağıdır. Haz acıyla özdeşleştiğinde en yüksek aşamasına ulaşır ve "Sado-Mazoşizm" adını alır.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7995</itunes:duration><itunes:keywords>cinsel,çocuk,davası,de,epstein,i̇stismar,i̇stismarı,jeffrey,krafft-ebing,leopold,marquis,mazoşizm,olayı,pedofili,psikopatoloji,richard,sade,sadizm,sadomazoşizm,von</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>9</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Aydınlardan İktidara Özür Mektupları - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/aydinlardan-iktidara-ozur-mektuplari-ducane-cundioglu--72801282</link><description><![CDATA[İktidarlar tarafından cezalandıran aydınların gücü, hiç kuşkusuz ruhları etkileyebilme gücüdür. Görünüşte dilin, sözün, kalemin gücü. Gerçekte ise imgelemin ve usun gücü. Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet Cumhuriyet döneminin acımasızca cezalandırılan aydınlarındandı. İlkini hapislere atmaktan çekinmediler, en sonunda 41 yaşında döve döve canına kıydılar; ikincisini ise 36 yaşında girdiği cezaevinde 13 yıl tutup, en güzel, en verimli yıllarını elinden almakte tereddüt bile etmediler (1938-1950). Genel afla dışarı çıktıktan sonra 49 yaşında askere alınmak istenince yurt dışına kaçtı. 61 yaşında geçirdiği kalp krizi nedeniyle Moskova'da yaşama veda etti. Bu söyleşide, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı "özür mektubu" bağlamında Sabahattin Ali ile Nazım Hikmet' tarafından doğrudan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e, Necip Fazıl'ın ise 1960 ihtilalinin başı Cemal Gürsel'e yazdıkları mektupları tek tek ele alacak, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı üç özür mektubundan yalnızca yayımlanmış olanıyla karşılaştıracağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801282</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:55:14 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801282/aydinlardan_kt_dara_z_r_mektuplari_sabahatt_n_al_nazim_h_kmet_nec_p_fazil_qzppayfdqt0.mp3" length="130828268" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>İktidarlar tarafından cezalandıran aydınların gücü, hiç kuşkusuz ruhları etkileyebilme gücüdür. Görünüşte dilin, sözün, kalemin gücü. Gerçekte ise imgelemin ve usun gücü. Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet Cumhuriyet döneminin acımasızca cezalandırılan...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[İktidarlar tarafından cezalandıran aydınların gücü, hiç kuşkusuz ruhları etkileyebilme gücüdür. Görünüşte dilin, sözün, kalemin gücü. Gerçekte ise imgelemin ve usun gücü. Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet Cumhuriyet döneminin acımasızca cezalandırılan aydınlarındandı. İlkini hapislere atmaktan çekinmediler, en sonunda 41 yaşında döve döve canına kıydılar; ikincisini ise 36 yaşında girdiği cezaevinde 13 yıl tutup, en güzel, en verimli yıllarını elinden almakte tereddüt bile etmediler (1938-1950). Genel afla dışarı çıktıktan sonra 49 yaşında askere alınmak istenince yurt dışına kaçtı. 61 yaşında geçirdiği kalp krizi nedeniyle Moskova'da yaşama veda etti. Bu söyleşide, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı "özür mektubu" bağlamında Sabahattin Ali ile Nazım Hikmet' tarafından doğrudan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e, Necip Fazıl'ın ise 1960 ihtilalinin başı Cemal Gürsel'e yazdıkları mektupları tek tek ele alacak, Ahmet Turan Alkan'ın kaleme aldığı üç özür mektubundan yalnızca yayımlanmış olanıyla karşılaştıracağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>8177</itunes:duration><itunes:keywords>ahmet,ali,alkan,atatürk,aydın,cemal,düşünce,entelektüel,fazıl,gürsel,hikmet,kemal,kısakürek,mektubu,mustafa,nazım,necip,özür,sabahattin,turan</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>8</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Nihilist Penguen Ben'in Öyküsü - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/nihilist-penguen-ben-in-oykusu-ducane-cundioglu--72801280</link><description><![CDATA[Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801280</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:51:58 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801280/n_h_l_st_penguen_ben_n_yk_s_ozb8byiivxo.mp3" length="124889806" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder.</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7806</itunes:duration><itunes:keywords>absürdizm,anlam,anlamı,arayışı,ben'in,birey,hiçlik,kimlik,nihilist,nihilizm,ölüm,öyküsü,özgürlük,penguen,umutsuzluk,varoluş,varoluşçuluk,yabancılaşma,yalnızlık,yaşamın</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>7</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Homerosçu Tek Lider'in, Tek Tanrı'ya Dönüşümü (Monarşi'den Monoteizm'e) - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/homeroscu-tek-lider-in-tek-tanri-ya-donusumu-monarsi-den-monoteizm-e-ducane-cundioglu--72801279</link><description><![CDATA[Homeros'un İlyada adlı yapıtında (2.204) şöyle bir anlatım vardır: • Çok başlılığın olması iyi bir şey değildir Bir tek lider, bir tek kral olmalı (οὐκ ἀγαθὸν πολυκοιρανίη: εἷς κοίρανος ἔστω, εἷς βασιλεύς)! Bu dize 9. yüzyıldan itibaren Arapçaya üç şekilde çevirilmiştir: • Cok başlılıkta hayır yoktur (لا خير في كثرة الرؤساء)! • Çok liderin olması övülesi bir şey değildir (لا تحمد كثرة الرؤساء، لكن الرئيس واحد). • Çok liderin olması iyi bir şey değildir, yalnızca bir lider önderlik etmeli ( وليس من الجيد أن يكون الرؤساء كثيرين، لكن الرئيس ينبغي أن يكون واحداً)! Tahmin edileceği üzere müslüman düşünürler bu dizeden Tanrı'nın birliğinin (tevhid) kanıtlarını çıkarsamakta hiç zorlanmayacaklardır. Hele hele bir de belleklerinde şu ayet (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=i3BzWxmFNLY&amp;t=1282s" target="_blank" rel="noreferrer noopener">21:22</a>) bulunuyorken: • Yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer de, gök de mutlaka bozulup dağılırdı. (لو كان فيهما الهة الّا اللّه لفسدتا). Yani nasıl evrenin sürekliliği ve kalıcılığı bir tek Tanrı'nın egemenliğine bağlıysa, bir devletin varlığı da bir tek liderin, bir tek kralın egemenliğine bağlıdır. O yüzdendir ki tarih boyunca müslüman bilincinde demokrasi her kafadan bir sesin çıktığı bir "çok başlılık" biçimi olarak algılanmış ve doğal olarak bir tek halifenin, bir tek önderin çevresinde kenetlenmek teopolitik bir erdem sayılmıştır. "Dağdaki çobanın oyuyla benim oyum bir mi olacak!" yakınması yurttaş eşitliğini tanımayan geleneksel bilince özgü bir tutumdur ve bu kültün yıkılmasını ummak için sanırım fazlaca iyimser olmak gerekir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801279</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:48:56 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801279/homeros_u_tek_l_der_n_tek_tanri_ya_d_n_m_monar_i_den_monoteizm_e_i3bzwxmfnly.mp3" length="86110381" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Homeros'un İlyada adlı yapıtında (2.204) şöyle bir anlatım vardır: • Çok başlılığın olması iyi bir şey değildir Bir tek lider, bir tek kral olmalı (οὐκ ἀγαθὸν πολυκοιρανίη: εἷς κοίρανος ἔστω, εἷς βασιλεύς)! Bu dize 9. yüzyıldan itibaren Arapçaya üç...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Homeros'un İlyada adlı yapıtında (2.204) şöyle bir anlatım vardır: • Çok başlılığın olması iyi bir şey değildir Bir tek lider, bir tek kral olmalı (οὐκ ἀγαθὸν πολυκοιρανίη: εἷς κοίρανος ἔστω, εἷς βασιλεύς)! Bu dize 9. yüzyıldan itibaren Arapçaya üç şekilde çevirilmiştir: • Cok başlılıkta hayır yoktur (لا خير في كثرة الرؤساء)! • Çok liderin olması övülesi bir şey değildir (لا تحمد كثرة الرؤساء، لكن الرئيس واحد). • Çok liderin olması iyi bir şey değildir, yalnızca bir lider önderlik etmeli ( وليس من الجيد أن يكون الرؤساء كثيرين، لكن الرئيس ينبغي أن يكون واحداً)! Tahmin edileceği üzere müslüman düşünürler bu dizeden Tanrı'nın birliğinin (tevhid) kanıtlarını çıkarsamakta hiç zorlanmayacaklardır. Hele hele bir de belleklerinde şu ayet (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=i3BzWxmFNLY&amp;t=1282s" target="_blank" rel="noreferrer noopener">21:22</a>) bulunuyorken: • Yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer de, gök de mutlaka bozulup dağılırdı. (لو كان فيهما الهة الّا اللّه لفسدتا). Yani nasıl evrenin sürekliliği ve kalıcılığı bir tek Tanrı'nın egemenliğine bağlıysa, bir devletin varlığı da bir tek liderin, bir tek kralın egemenliğine bağlıdır. O yüzdendir ki tarih boyunca müslüman bilincinde demokrasi her kafadan bir sesin çıktığı bir "çok başlılık" biçimi olarak algılanmış ve doğal olarak bir tek halifenin, bir tek önderin çevresinde kenetlenmek teopolitik bir erdem sayılmıştır. "Dağdaki çobanın oyuyla benim oyum bir mi olacak!" yakınması yurttaş eşitliğini tanımayan geleneksel bilince özgü bir tutumdur ve bu kültün yıkılmasını ummak için sanırım fazlaca iyimser olmak gerekir.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>5382</itunes:duration><itunes:keywords>birliği,çok,demokrasi,din,düşüncesi,egemenlik,felsefesi,halifelik,homeros,i̇lyada,i̇slam,liderlik,monarşi,monoteizm,otorite,siyaset,tanrıcılık,tanrı'nın,teopolitika,tevhid</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>6</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bir Filmin Düşündürdükleri Gizli Ajan(2025) - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bir-filmin-dusundurdukleri-gizli-ajan-2025-ducane-cundioglu--72801278</link><description><![CDATA["O Agente Secreto" (2025) Yönetmen. Kleber Mendonça Filho Başrol: Wagner Mouro Ülke: Brezilya<ul><li>Ben şiddete eğilimli biri değilim, ancak onu bir çekiçle öldürmek isterdim.</li><li>Silahınız var mı?</li><li>Silahım yok, ama en azından çekiç kullanabilirim.</li></ul>Şiddet salt şiddet olduğu nedeniyle yadsınabilir mi? Yadsınmalı mı? Malum, arslan ceylanı avlar. O halde niçin bazen ceylanların da arslanları avlayabileceğini düşlemeyelim? Bu söyleşide işbu sorular üzerinde duracağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801278</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:47:31 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801278/g_zl_ajan_2025_b_r_f_lm_n_d_nd_rd_kler_x_hvceryuqm.mp3" length="95282450" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>"O Agente Secreto" (2025) Yönetmen. Kleber Mendonça Filho Başrol: Wagner Mouro Ülke: Brezilya
- Ben şiddete eğilimli biri değilim, ancak onu bir çekiçle öldürmek isterdim.
- Silahınız var mı?
- Silahım yok, ama en azından çekiç kullanabilirim.
Şiddet...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["O Agente Secreto" (2025) Yönetmen. Kleber Mendonça Filho Başrol: Wagner Mouro Ülke: Brezilya<ul><li>Ben şiddete eğilimli biri değilim, ancak onu bir çekiçle öldürmek isterdim.</li><li>Silahınız var mı?</li><li>Silahım yok, ama en azından çekiç kullanabilirim.</li></ul>Şiddet salt şiddet olduğu nedeniyle yadsınabilir mi? Yadsınmalı mı? Malum, arslan ceylanı avlar. O halde niçin bazen ceylanların da arslanları avlayabileceğini düşlemeyelim? Bu söyleşide işbu sorular üzerinde duracağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>5956</itunes:duration><itunes:keywords>adalet,agente,ahlak,analizi,baskı,direniş,doğası,etik,felsefesi,film,güç,i̇ktidar,i̇nsan,i̇ntikam,meşru,o,özgürlük,şiddet,sinema,siyaset</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>5</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Tanrı ve Felsefe - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/tanri-ve-felsefe-ducane-cundioglu--72801264</link><description><![CDATA[Evrenin veya doğanın ilkelerinin ikici (düalizm) veya tekçi (monizm) kavranışı Tanrı'nın birliği ve çokluğu veya aşkınlığı, içkinliği ve tümlüğü ya da bir "şey" veya "kişi" olup olmaması arasındaki kavramsal çatışmanın temelinde yer alır. Bu söyleşide, özellikle varlık ve birlik ilişkisinden hareketle felsefenin tanrısallığı nasıl ele aldığını incelemeye çalışacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801264</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:45:56 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801264/tanri_ve_felsefe_ei_4errzc0.mp3" length="119921899" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Evrenin veya doğanın ilkelerinin ikici (düalizm) veya tekçi (monizm) kavranışı Tanrı'nın birliği ve çokluğu veya aşkınlığı, içkinliği ve tümlüğü ya da bir "şey" veya "kişi" olup olmaması arasındaki kavramsal çatışmanın temelinde yer alır. Bu...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Evrenin veya doğanın ilkelerinin ikici (düalizm) veya tekçi (monizm) kavranışı Tanrı'nın birliği ve çokluğu veya aşkınlığı, içkinliği ve tümlüğü ya da bir "şey" veya "kişi" olup olmaması arasındaki kavramsal çatışmanın temelinde yer alır. Bu söyleşide, özellikle varlık ve birlik ilişkisinden hareketle felsefenin tanrısallığı nasıl ele aldığını incelemeye çalışacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7496</itunes:duration><itunes:keywords>aşkınlık,birlik,din,düalizm,epistemoloji,felsefe,felsefesi,felsefi,i̇çkinlik,kavramı,metafizik,monizm,ontoloji,panenteizm,panteizm,podcast,tanrı,tanrısallık,teizm,varlık</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>4</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Emperyalizm ve Ulusal Onurumuz - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/emperyalizm-ve-ulusal-onurumuz-ducane-cundioglu--72801252</link><description><![CDATA[Benim hiç keyfim yok, sanırım sizlerin de. Artık kimse halinden memnun değil. Eh dünyanın durumu da ortada. İyi yaşamaktan vazgeçtik, artık yaşamda kalma evresine geriledik. Etrafımız yangın yeri. Sanırım sıra bize de gelecek. O nedenle şimdi ulus olarak kenetlenme , dayanışma, kendi kavgalarımızı erteleme zamanı, yoksa herşey için belki de çok geç olacak! Bir halk geleceğini yalnızca siyasetçilere bırakamaz. Halk olarak biz de üzerimize düşeni yapmalıyız. Onurlu bir geleceği hak edip etmediğimizi ülkemizin bir Venezuela olmadığını yedi düvele kanıtlayarak göstermeliyiz. (Bu akşam taraftarları herhalde biraz kızdıracağım.)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801252</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:42:30 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801252/emperyal_zm_ve_ulusal_onurumuz_gh_nynysiow.mp3" length="118928440" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Benim hiç keyfim yok, sanırım sizlerin de. Artık kimse halinden memnun değil. Eh dünyanın durumu da ortada. İyi yaşamaktan vazgeçtik, artık yaşamda kalma evresine geriledik. Etrafımız yangın yeri. Sanırım sıra bize de gelecek. O nedenle şimdi ulus...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Benim hiç keyfim yok, sanırım sizlerin de. Artık kimse halinden memnun değil. Eh dünyanın durumu da ortada. İyi yaşamaktan vazgeçtik, artık yaşamda kalma evresine geriledik. Etrafımız yangın yeri. Sanırım sıra bize de gelecek. O nedenle şimdi ulus olarak kenetlenme , dayanışma, kendi kavgalarımızı erteleme zamanı, yoksa herşey için belki de çok geç olacak! Bir halk geleceğini yalnızca siyasetçilere bırakamaz. Halk olarak biz de üzerimize düşeni yapmalıyız. Onurlu bir geleceği hak edip etmediğimizi ülkemizin bir Venezuela olmadığını yedi düvele kanıtlayarak göstermeliyiz. (Bu akşam taraftarları herhalde biraz kızdıracağım.)<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7433</itunes:duration><itunes:keywords>anti-emperyalizm,bağımsızlık,bilinç,devlet,egemenlik,ekonomik,emperyalizm,felsefesi,jeopolitik,kimlik,kültürel,küreselleşme,milli,onur,siyaset,sömürgecilik,tarih,ulus,ulusal</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>3</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Uluslararası "Hukuk" Masalı - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/uluslararasi-hukuk-masali-ducane-cundioglu--72801215</link><description><![CDATA[Uluslararası ilişkileri "hukuksal" bir çerçevede ele alma aymazlığından kurtulma olanağı var mı? "Hak/Hukuk Devleti"nin yerini (Rechtsstaat) bundan böyle "Güç Devleti" veya "Totaliter Devlet" (Machtstaat) mi aldı, yoksa gerçekte olup biten hep böyle miydi? Osmanlı Devleti, modern anlamıyla "Uluslararası Hukuk" (Droit des gens) söylemiyle XIX. yüzyılda nasıl tanıştı ve uluslararası ilişkilerde belirleyici olanın kılıç olduğu geleneğinin temsilcileri olarak o dönemin Osmanlı siyaset ve devlet adamları bu yeni söyleme nasıl tepki verdiler? Bu söyleşide Maduro olayını bir de bu açıdan ele alacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801215</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:37:59 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801215/uluslararasi_hukuk_masali_31pwubo2leq.mp3" length="125202418" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>Uluslararası ilişkileri "hukuksal" bir çerçevede ele alma aymazlığından kurtulma olanağı var mı? "Hak/Hukuk Devleti"nin yerini (Rechtsstaat) bundan böyle "Güç Devleti" veya "Totaliter Devlet" (Machtstaat) mi aldı, yoksa gerçekte olup biten hep böyle...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Uluslararası ilişkileri "hukuksal" bir çerçevede ele alma aymazlığından kurtulma olanağı var mı? "Hak/Hukuk Devleti"nin yerini (Rechtsstaat) bundan böyle "Güç Devleti" veya "Totaliter Devlet" (Machtstaat) mi aldı, yoksa gerçekte olup biten hep böyle miydi? Osmanlı Devleti, modern anlamıyla "Uluslararası Hukuk" (Droit des gens) söylemiyle XIX. yüzyılda nasıl tanıştı ve uluslararası ilişkilerde belirleyici olanın kılıç olduğu geleneğinin temsilcileri olarak o dönemin Osmanlı siyaset ve devlet adamları bu yeni söyleme nasıl tepki verdiler? Bu söyleşide Maduro olayını bir de bu açıdan ele alacağız.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>7826</itunes:duration><itunes:keywords>anti-emperyalizm,bağımsızlık,bilinç,devlet,egemenlik,ekonomik,emperyalizm,felsefesi,jeopolitik,kimlik,kültürel,küreselleşme,milli,onur,siyaset,sömürgecilik,tarih,ulus,ulusal</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>2</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Tanrı Kimdir veya Tanrı Nedir ? - Dücane Cündioğlu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/tanri-kimdir-veya-tanri-nedir-ducane-cundioglu--72801204</link><description><![CDATA["Tanrı kimdir?" mi, yoksa "Tanrı nedir?" mi? Belki de bütün mesele, hangi soruyu sorduğumuzdur.Bu bölümde, Dücane Cündioğlu'nun bu iki sorunun arasındaki ince fakat belirleyici ayrımı ele aldığı düşünce yolculuğuna eşlik ediyoruz. Kavramların sınırları, dilin imkânları ve insan aklının hakikate uzanma çabası üzerinden ilerleyen bu konuşma; cevap vermekten çok, doğru soruyu sormanın önemini hatırlatıyor.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></description><guid isPermaLink="false">https://api.spreaker.com/episode/72801204</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:34:49 +0000</pubDate><enclosure url="https://dts.podtrac.com/redirect.mp3/api.spreaker.com/download/episode/72801204/tanri_k_md_r_veya_tanri_ned_r_akgwlvjtcuy.mp3" length="144562299" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Konforsuz Alan</itunes:author><itunes:subtitle>"Tanrı kimdir?" mi, yoksa "Tanrı nedir?" mi? Belki de bütün mesele, hangi soruyu sorduğumuzdur.Bu bölümde, Dücane Cündioğlu'nun bu iki sorunun arasındaki ince fakat belirleyici ayrımı ele aldığı düşünce yolculuğuna eşlik ediyoruz. Kavramların...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["Tanrı kimdir?" mi, yoksa "Tanrı nedir?" mi? Belki de bütün mesele, hangi soruyu sorduğumuzdur.Bu bölümde, Dücane Cündioğlu'nun bu iki sorunun arasındaki ince fakat belirleyici ayrımı ele aldığı düşünce yolculuğuna eşlik ediyoruz. Kavramların sınırları, dilin imkânları ve insan aklının hakikate uzanma çabası üzerinden ilerleyen bu konuşma; cevap vermekten çok, doğru soruyu sormanın önemini hatırlatıyor.<br /><br />Become a supporter of this podcast: <a href="https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=rss">https://www.spreaker.com/podcast/konforsuz-alan--7149611/support</a>.]]></itunes:summary><itunes:duration>9036</itunes:duration><itunes:keywords>cündioğlu,din,dücane,düşünce,düşüncesi,epistemoloji,felsefe,felsefesi,hakikat,insan,i̇slam,kimdir,metafizik,nedir,ontoloji,sorgulama,tanrı,tasavvuf,teoloji,varlık</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ed32d1dff4ed2981066e817f13e85a94.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>1</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item></channel></rss>
