<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:podcast="https://podcastindex.org/namespace/1.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0"><channel><title>Şiirler Ve Kitaplar</title><link>https://www.spreaker.com/show/siirler-ve-kitaplar</link><description><![CDATA[Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön.." demiş şair. Belki de, hayatın içinde var olan onca lüzumsuz sesten arınmak ve kendi sesimize kucak açmak için kitapları aralamak lazımdır sadece. Meriç'in dediği gibi, kitaplara sığınmaktır gereken...  İşte bu podcast kanalında, beni evime, içimdeki susmayan şarkılara ve kalbime döndüren bazı şiirler ve kitaplardan bölümler seslendirilecegim. Kim bilir, belki Sizin de ardınızda kalan ama dönmek istediğiniz diyarlara bir bilet keser bu şiirler hı? Ne dersiniz?]]></description><atom:link href="https://www.spreaker.com/show/6067505/episodes/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/><language>tr</language><category>Arts</category><copyright>Copyright Tuba Ulucinar</copyright><image><url>https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3b470da60a95d6925a64bd7752b6790c.jpg</url><title>Şiirler Ve Kitaplar</title><link>https://www.spreaker.com/show/siirler-ve-kitaplar</link></image><lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2026 07:21:08 +0000</lastBuildDate><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:owner><itunes:name>Tuba Ulucinar</itunes:name><itunes:email>feeds@spreaker.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3b470da60a95d6925a64bd7752b6790c.jpg"/><itunes:subtitle>Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön.." demiş şair. Belki de, hayatın içinde var olan onca lüzumsuz sesten arınmak ve kendi sesimize kucak açmak için kitapları aralamak lazımdır sadece. Meriç'in dediği gibi, kitaplara sığınmaktır gereken...

İşte bu...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön.." demiş şair. Belki de, hayatın içinde var olan onca lüzumsuz sesten arınmak ve kendi sesimize kucak açmak için kitapları aralamak lazımdır sadece. Meriç'in dediği gibi, kitaplara sığınmaktır gereken...  İşte bu podcast kanalında, beni evime, içimdeki susmayan şarkılara ve kalbime döndüren bazı şiirler ve kitaplardan bölümler seslendirilecegim. Kim bilir, belki Sizin de ardınızda kalan ama dönmek istediğiniz diyarlara bir bilet keser bu şiirler hı? Ne dersiniz?]]></itunes:summary><itunes:category text="Arts"/><itunes:explicit>false</itunes:explicit><podcast:guid>029a41ac-8730-5638-ac0a-461b423b0c22</podcast:guid><itunes:type>episodic</itunes:type><item><title>Alengirsiz Şiir</title><link>https://www.spreaker.com/episode/alengirsiz-siir--72645036</link><description><![CDATA[Ali Lidar]]></description><guid isPermaLink="false">e3085c63-1068-4bc1-8ed1-5b2a3b5da7d2</guid><pubDate>Tue, 23 Jun 2026 05:46:30 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/72645036/e5dbebce_7ace_71d8_f71a_f143d2b10168.mp3" length="1176225" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Ali Lidar</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ali Lidar]]></itunes:summary><itunes:duration>74</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/019d452a0f995c0fbe83bf2f89886309.jpg"/><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Mektup'tan</title><link>https://www.spreaker.com/episode/mektup-tan--72260008</link><description><![CDATA[Ömrümün sadece başlarını biraz hatırlıyor ve sonunu biliyorum. Aralarda ne yaptım peki? Allah kahretsin! Arada olup biten her şey birbirine benziyor ve karışıyor. Hatırlamaya çalışmak bile bu kadar sıkıntı verirken nasıl yaşamışım bu hayatı? Nasıl çat diye çatlamamışım orta yerimden? Neye benziyor bu durum biliyor musun? Kötü bir filmi yüzellinci kez falan seyretmeye...Fakat şükürler olsun ki ölümümle bunların hepsinin üstesinden geleceğim. Bunu biliyorum. Nasıl mı? Anlatırım. Ölmek isteyip de ölemediğim her anın, her sıkıntının, kalıp katlanmak zorunda olduğum her acının intikamını tek seferde alacak gibiyim...Bunları okuduğunda intihar hazırlığında falan olduğumu düşüneceksin kesin. Yanlış. Bilirsin inançlarım engel bir kere böyle bir şey yapmama. Ayrıca o kadar da cesur sayılmam ben onu da bilirsin. Sadece biliyorum nasıl olacağını. İster gelişmiş bir tahmin de buna, ister vasıflı bir öngörü. Tanrı bazı insanlara bir takım ayrıcalıklar veriyor. Kimine iyi bir yaşam, kimine anlayış, sabır, şefkat... Hiçbir şeyi layık görmediği kullarına da gider ayak bir iyilik yapıyor ve ölümlerini öngörme becerisi lütfediyor. Ne kıyak ayrıcalık değil mi?....................Üzülme. Ben üzgün değilim. Ne yarım bıraktığım bir iş var geride ne de ertelendiğine üzüldüğüm bir heves. Keşke dediğim şeyler yok değil tabii. Ama şu an bulunduğum mesafeden bakınca geçmişe, tüm o keşkeler eski, buruk ve puslu anı parçalarından başka bir şey değillermiş işte. Kaçmak isteyip de kaçamayan, bununla birlikte durması gereken yerde durması gerektiği gibi durmayı da beceremeyen herkes gibiyim anlayacağın...Bazen önüme ilk çıkan insanın boğazına yapışıp "neden? " diye bağırmak, öyle veya böyle bir cevap almak istiyorum. Hemen geçiyor tabi bu istek. Hayli tehlikeli malum. Öyle zamanlarda çoğunlukla parka gidip bira içiyorum. İyi geliyor......................Sana son yazdığımda (ki çok uzun zaman oldu hatırlar mısın bilmem) işlerin şaşırtıcı biçimde yolunda gittiğini, kendimi iyi hissettiğimi, artık neredeyse kanıksadığım göğüs spazmlarımın bile geçer gibi olduğunu söylemiştim. Yanılmışım. Bizim gibilerin hayatında sürekliliği olan tek şey can sıkıntısı ve hüzünmüş meğer. Onun dışında, kendimizi biraz olsun iyi hissettiren her şey zavallı hallüsinasyonlardan başk bir şey değil...Ne tuhaf, çocukken ne olacağımı sorduklarında bilim adamı olacağımı ve insanlara yardım edeceğimi söylerdim. Kim öğrettiyse artık bunun iyi bir şey olduğunu. Şimdiyse bırak birilerine yardım etmeyi, yardım isteyecek bile gücüm yok. Sebep olanların..! Neyse...Günlerimi bir odaya kapanıp karararak geçirdiğimi düşünme. Aksine neredeyse bütün gün dışardayım. Bolca içiyor, ara sıra histerik kahkahalar atıyor, çoğunlukla da şaşkın şakın sağa sola bakıp insanları gözlüyorum. Biriktirmek ister gibi. Neyi mi? Bilmiyorum tam olarak. Öyle işte tuhaf bir hal...Zaman geçiyor. Ve bu iyi bir şey. Gerçekten... Özetle, iyiyim ben... Olabildiği kadar. Az kaldı, yakında bunları uzun uzun konuşuruz kimsenin lafımızı bölemeyeceği o yerde. O zamana kadar hoşça kal...]]></description><guid isPermaLink="false">2d2adff7-5d51-4f3e-a91c-9d4854578c07</guid><pubDate>Sun, 31 May 2026 06:45:20 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/72260008/0c390552_775d_b715_41fd_fa84cb639c8c.mp3" length="4385101" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Ömrümün sadece başlarını biraz hatırlıyor ve sonunu biliyorum. Aralarda ne yaptım peki? Allah kahretsin! Arada olup biten her şey birbirine benziyor ve karışıyor. Hatırlamaya çalışmak bile bu kadar sıkıntı verirken nasıl yaşamışım bu hayatı? Nasıl çat...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ömrümün sadece başlarını biraz hatırlıyor ve sonunu biliyorum. Aralarda ne yaptım peki? Allah kahretsin! Arada olup biten her şey birbirine benziyor ve karışıyor. Hatırlamaya çalışmak bile bu kadar sıkıntı verirken nasıl yaşamışım bu hayatı? Nasıl çat diye çatlamamışım orta yerimden? Neye benziyor bu durum biliyor musun? Kötü bir filmi yüzellinci kez falan seyretmeye...Fakat şükürler olsun ki ölümümle bunların hepsinin üstesinden geleceğim. Bunu biliyorum. Nasıl mı? Anlatırım. Ölmek isteyip de ölemediğim her anın, her sıkıntının, kalıp katlanmak zorunda olduğum her acının intikamını tek seferde alacak gibiyim...Bunları okuduğunda intihar hazırlığında falan olduğumu düşüneceksin kesin. Yanlış. Bilirsin inançlarım engel bir kere böyle bir şey yapmama. Ayrıca o kadar da cesur sayılmam ben onu da bilirsin. Sadece biliyorum nasıl olacağını. İster gelişmiş bir tahmin de buna, ister vasıflı bir öngörü. Tanrı bazı insanlara bir takım ayrıcalıklar veriyor. Kimine iyi bir yaşam, kimine anlayış, sabır, şefkat... Hiçbir şeyi layık görmediği kullarına da gider ayak bir iyilik yapıyor ve ölümlerini öngörme becerisi lütfediyor. Ne kıyak ayrıcalık değil mi?....................Üzülme. Ben üzgün değilim. Ne yarım bıraktığım bir iş var geride ne de ertelendiğine üzüldüğüm bir heves. Keşke dediğim şeyler yok değil tabii. Ama şu an bulunduğum mesafeden bakınca geçmişe, tüm o keşkeler eski, buruk ve puslu anı parçalarından başka bir şey değillermiş işte. Kaçmak isteyip de kaçamayan, bununla birlikte durması gereken yerde durması gerektiği gibi durmayı da beceremeyen herkes gibiyim anlayacağın...Bazen önüme ilk çıkan insanın boğazına yapışıp "neden? " diye bağırmak, öyle veya böyle bir cevap almak istiyorum. Hemen geçiyor tabi bu istek. Hayli tehlikeli malum. Öyle zamanlarda çoğunlukla parka gidip bira içiyorum. İyi geliyor......................Sana son yazdığımda (ki çok uzun zaman oldu hatırlar mısın bilmem) işlerin şaşırtıcı biçimde yolunda gittiğini, kendimi iyi hissettiğimi, artık neredeyse kanıksadığım göğüs spazmlarımın bile geçer gibi olduğunu söylemiştim. Yanılmışım. Bizim gibilerin hayatında sürekliliği olan tek şey can sıkıntısı ve hüzünmüş meğer. Onun dışında, kendimizi biraz olsun iyi hissettiren her şey zavallı hallüsinasyonlardan başk bir şey değil...Ne tuhaf, çocukken ne olacağımı sorduklarında bilim adamı olacağımı ve insanlara yardım edeceğimi söylerdim. Kim öğrettiyse artık bunun iyi bir şey olduğunu. Şimdiyse bırak birilerine yardım etmeyi, yardım isteyecek bile gücüm yok. Sebep olanların..! Neyse...Günlerimi bir odaya kapanıp karararak geçirdiğimi düşünme. Aksine neredeyse bütün gün dışardayım. Bolca içiyor, ara sıra histerik kahkahalar atıyor, çoğunlukla da şaşkın şakın sağa sola bakıp insanları gözlüyorum. Biriktirmek ister gibi. Neyi mi? Bilmiyorum tam olarak. Öyle işte tuhaf bir hal...Zaman geçiyor. Ve bu iyi bir şey. Gerçekten... Özetle, iyiyim ben... Olabildiği kadar. Az kaldı, yakında bunları uzun uzun konuşuruz kimsenin lafımızı bölemeyeceği o yerde. O zamana kadar hoşça kal...]]></itunes:summary><itunes:duration>275</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/256741b66ff968924d8bbd57fc8daf24.jpg"/><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Kargo | Birhan Keskin</title><link>https://www.spreaker.com/episode/kargo-birhan-keskin--64601486</link><description><![CDATA[<br />Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.Buraya bir silkinti otu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.<br />Birhan Keskin]]></description><guid isPermaLink="false">af7881a8-69a5-474c-b65d-f22d1089aa08</guid><pubDate>Thu, 27 Feb 2025 08:52:57 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/64601486/9422e883_88e8_5648_6631_fac81b7c8458.mp3" length="4879964" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[<br />Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.Buraya bir silkinti otu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.<br />Birhan Keskin]]></itunes:summary><itunes:duration>204</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/f7d78ae71093e4ed3d421d24252ace83.jpg"/><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Akdeniz Yaraşıyor Sana | Can YÜCEL</title><link>https://www.spreaker.com/episode/akdeniz-yarasiyor-sana-can-yucel--63336396</link><guid isPermaLink="false">41107c43-7ea6-4398-b06b-ff300a074bec</guid><pubDate>Mon, 16 Dec 2024 08:31:42 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/63336396/4eb878d5_8e9a_b688_3a02_a8322fe38cc8.mp3" length="4305000" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:duration>160</itunes:duration><itunes:keywords>cel</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/80ffb8ae2dabb0315b780a9a7f4d4520.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>50</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Sevmek için çıkardın sokağa...</title><link>https://www.spreaker.com/episode/sevmek-icin-cikardin-sokaga--62265845</link><guid isPermaLink="false">19fa4168-8b5e-4b61-b0d8-2f48a2ca0829</guid><pubDate>Mon, 07 Oct 2024 05:03:10 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/62265845/694dbad7_9cb8_d2a5_9bfe_b548f5a5f651.mp3" length="4287926" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:duration>268</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/40a4f8b18d1ccc11508ff00123c323f4.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>47</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Mırıldanmalar</title><link>https://www.spreaker.com/episode/mirildanmalar--62265858</link><guid isPermaLink="false">aaffeea5-0beb-4eba-a780-1ea6281874c0</guid><pubDate>Mon, 07 Oct 2024 04:46:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/62265858/d5739dd3_f3b9_09e8_bf39_f1d5fbeee627.mp3" length="1666486" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:duration>105</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/bbb2e07108e96bff2f87fcf9abbfd669.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>45</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Ömür Hanımla Güz Konuşmaları 2</title><link>https://www.spreaker.com/episode/omur-hanimla-guz-konusmalari-2--62125190</link><description><![CDATA[Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko- nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?  Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden  mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini  bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü  yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi  anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne  işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri ko- nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya...   Yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. Kurşun  aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.  Belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. Sessizlik  sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,  iç zenginliği verir insana. Dünyanın usul usul ağaran o  puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin  akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. Anlık  izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,  kalıcı ömürlüdür...Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,  bizi değişmek çirkinleştirir de.   Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir  adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz  olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı  yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya- şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,  ne yerinde ne yersiz...  Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par- çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. En büyük hü- nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı  kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...Kıyılarımız duy- gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;  ufuklarımızsa sisler içinde...O kıyısız gökyüzü nasıl sığar  küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen- cereye...Nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir  ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir  içimize. Çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,  bu ezbere yaşamla.   Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar  iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir  yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan... dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla  nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan,  geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün  acıların anasıdır, de...   Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler  söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün ka- lıplarından. Beni duy ve anla.  Yağmur dindi Ömür hanım. Gökyüzü masmavi gülümsedi  yine. Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. Umudun  ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi  atlasından. Ne aldanış! Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,  kurşuni-külrengi mi yoksa?  Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil  dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı- maktan. Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sü- rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir  aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim  değil mi? Kim ne diyebilir ki?  Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.  İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş  ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim  olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir  saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,  ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kı- rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü  ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.  Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak  yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir  at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so- kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk,  yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş  umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,  yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?  Ankara, Güz/1983]]></description><guid isPermaLink="false">746a2926-7b6e-4040-8497-de84a5082ba5</guid><pubDate>Fri, 27 Sep 2024 04:41:35 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/62125190/e0df8079_11a1_f69d_db71_280b5e6d0d86.mp3" length="6887214" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko- nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?  Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden  mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini  bulur bir başka insanda?...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko- nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?  Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden  mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini  bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü  yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi  anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne  işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri ko- nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya...   Yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. Kurşun  aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.  Belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. Sessizlik  sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,  iç zenginliği verir insana. Dünyanın usul usul ağaran o  puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin  akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. Anlık  izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,  kalıcı ömürlüdür...Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,  bizi değişmek çirkinleştirir de.   Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir  adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz  olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı  yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya- şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,  ne yerinde ne yersiz...  Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par- çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. En büyük hü- nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı  kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...Kıyılarımız duy- gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;  ufuklarımızsa sisler içinde...O kıyısız gökyüzü nasıl sığar  küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen- cereye...Nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir  ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir  içimize. Çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,  bu ezbere yaşamla.   Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar  iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir  yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan... dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla  nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan,  geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün  acıların anasıdır, de...   Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler  söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün ka- lıplarından. Beni duy ve anla.  Yağmur dindi Ömür hanım. Gökyüzü masmavi gülümsedi  yine. Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. Umudun  ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi  atlasından. Ne aldanış! Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,  kurşuni-külrengi mi yoksa?  Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil  dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı- maktan. Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sü- rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir  aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim  değil mi? Kim ne diyebilir ki?  Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.  İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş  ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim  olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir  saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,  ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kı- rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü  ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.  Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak  yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir  at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so- kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk,  yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş  umut ölülerini çiğneyerek....]]></itunes:summary><itunes:duration>431</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/5b33fd716fd54dccac5eb5c2bca05789.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>42</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>ÖMÜR HANIMLA GÜZ KONUŞMALARI</title><link>https://www.spreaker.com/episode/omur-hanimla-guz-konusmalari--61061338</link><description><![CDATA[...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını  yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var  göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn- cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.  Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir  keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce  bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,  yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir  engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür  hanım?   Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı  görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek  kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,  umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör- meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz dü- şünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,  böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir  anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa  başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tut- mak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı  aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların  sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik  olur tükenmek değil de?   Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin  boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz  bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi- diyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka- tından?   Dönelim...Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır  çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü  kabuklarına sığınmaktır...Olsun dönelim biz yine de. Bi- lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.  Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın  görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö- nelim. Ölçüsüz yaşamak bize göre değil Ömür hanım.  Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. Küçücük  avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın  binlerce engeli yığıldı önümüze. Hangi birini yenebilirdik  bunca olanaksızlık içinde. Umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi  öğrendik böylece.   Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım.  Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.  Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık  yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır  yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut  karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka  ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi  içine alan kocaman bir yanılsama... Değil mi yoksa?   Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,  özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni  oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım  eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi  avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice  eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va- rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...   Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının  eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla  dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek  ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal- gınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin  perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya- kınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir  Ömür hanım?   Susmak yalnızlığın ana dilidir, Ömür hanım, şiiridir, beni  konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben,  kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yü- reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...Yalnızım  Ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka- ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...Sularım  toprağa sızıyor bak. Yüzümü geceler örtüyor. Binlerce taş  saklanıyor içimde. Kim kimin derinliğini görebilir, hem  hangi gözle?   ŞÜKRÜ ERBAŞ         ]]></description><guid isPermaLink="false">c8a27c68-c33e-4a4d-8e23-11626bc081a5</guid><pubDate>Sat, 17 Aug 2024 06:09:25 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/61061338/91917370_1e08_4358_7971_304ffdee14f0.mp3" length="6702894" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını  yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var  göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn- cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.  Hüznün bütün koşulları...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını  yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var  göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn- cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.  Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir  keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce  bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,  yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir  engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür  hanım?   Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı  görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek  kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,  umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör- meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz dü- şünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,  böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir  anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa  başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tut- mak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı  aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların  sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik  olur tükenmek değil de?   Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin  boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz  bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi- diyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka- tından?   Dönelim...Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır  çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü  kabuklarına sığınmaktır...Olsun dönelim biz yine de. Bi- lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.  Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın  görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö- nelim. Ölçüsüz yaşamak bize göre değil Ömür hanım.  Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. Küçücük  avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın  binlerce engeli yığıldı önümüze. Hangi birini yenebilirdik  bunca olanaksızlık içinde. Umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi  öğrendik böylece.   Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım.  Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.  Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık  yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır  yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut  karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka  ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi  içine alan kocaman bir yanılsama... Değil mi yoksa?   Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,  özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni  oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım  eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi  avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice  eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va- rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...   Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının  eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla  dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek  ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal- gınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin  perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya- kınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir  Ömür hanım?   Susmak yalnızlığın ana dilidir, Ömür hanım, şiiridir, beni  konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben,  kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yü- reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...Yalnızım  Ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka- ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...Sularım  toprağa sızıyor bak. Yüzümü geceler örtüyor. Binlerce taş  saklanıyor içimde. Kim kimin derinliğini görebilir, hem  hangi gözle?   ŞÜKRÜ ERBAŞ         ]]></itunes:summary><itunes:duration>419</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ae51b48ec9fd1500ef52d7c4f0a70599.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>37</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı...</title><link>https://www.spreaker.com/episode/hayatimiz-ne-kadar-narin-ne-kadar-kisa-ne-kadar-aldatici--60726780</link><description><![CDATA[Ne kadar cesur olursak olalım, yokluk bizi ürkütüyor. İz bırakmadan silinmek, bir kurbağa gibi gebermek, bütün rüyalarımızla, bütün acılarımızla yok olmak… İnsan zekası bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor. Vücudumuzu aşmak, ‘ben’in dar ve sevimsiz geometrisinin ötesine geçmek, sonsuza yönelmek, bir insana sarılmak, hatıralarda yaşamak: işte aşkın, inancın ve kahramanlığın kaynakları. Sessizce solan yabani bir menekşenin kaderi bize cazip gelmez. Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı. Mistik tesellilerden mahrum olanlar kahredici bir ikilemin karşısında bulurlar kendilerini: sersemlemek, kendini unutmak, oyalanmak, düşüncelerinin alevini geçici zevklerde söndürmek, yabanileşmek, hayvanlaşmak, bitkileşmek; ya da boyut kazanmak, çoğalmak, müthiş bir aşk ve seziş gayretiyle bir ordu olmak. Devam etmek demek yaratmak demektir. Yalnızca paylaşılmayan acılar bizi yıkabilir. Ruhun ölümsüzlüğü bir mitosdan ibaret değil. Metampsikoza inanmak lazım. Yine de bir ayırım gerekli: bir kısım insanların düşüncesi etraflarını yansıtan bir aynadır, onlar başkalarının kaydettiklerini bıkmadan tekrarlayan plaklar gibidirler; ruhları yoktur, üstün zekalı hayvanlardan pek az daha mükemmel mekanizmalardır; dünyaları vücutlanyla sınırlıdır ve vücutlarıyla beraber yok olurlar. Bir kısım insanlarsa kendilerini aşarlar ve kendilerini feda etmesini bilirler, bir fikre, bir dâvaya adarlar kendilerini, anıta, olaya, kitaba dönüşürler; ruhları ışık ve sevgi kaynağıdır; ruhları doğa gibi devamlı verimlidir ve doğa gibi ölümsüzdür. Bu ölümsüzlük tabii ki, beşeri olan herşey gibi, nisbi, ama yeterli ve teselli ediyor. Neden yalnızlık bizi ürkütüyor. Ürkütüyor, çünkü sonsuzluğun başlangıcı gibi geliyor bize ve sonsuzluğun karşısında kendimizi kolumuz kanadımız kırık ve bomboş hissediyoruz, öldükten sonra da yaşamak için tanıklar istiyoruz… Çoğu hiç de orijinal olmayan bu düşüncelerle şu sayfaların bekaretini bozmak neye yarar? Kim beni okuyacak? Benzerlerime iletecek hiçbir önemli mesajım yok. Bir vahşi gibi yaşadım, herhangi biri gibi acı çektim. Hayatımda hiçbir fevkalade olay yok: önemsiz hayalkırıklıkları, gerçekleşmemiş rüyalar, yerine getirilmemiş projeler… İşte 38 yılımın iyice sıkıcı ve hiç de ilginç olmayan hikâyesi. Cemil Meriç JURNAL]]></description><guid isPermaLink="false">cb34a8f4-8339-447f-b0a5-76d4455da69a</guid><pubDate>Thu, 18 Jul 2024 06:16:34 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60726780/57914145_4e40_a3ce_fb50_731596a55db0.mp3" length="4241114" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Ne kadar cesur olursak olalım, yokluk bizi ürkütüyor. İz bırakmadan silinmek, bir kurbağa gibi gebermek, bütün rüyalarımızla, bütün acılarımızla yok olmak… İnsan zekası bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor. Vücudumuzu aşmak, ‘ben’in dar ve...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ne kadar cesur olursak olalım, yokluk bizi ürkütüyor. İz bırakmadan silinmek, bir kurbağa gibi gebermek, bütün rüyalarımızla, bütün acılarımızla yok olmak… İnsan zekası bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor. Vücudumuzu aşmak, ‘ben’in dar ve sevimsiz geometrisinin ötesine geçmek, sonsuza yönelmek, bir insana sarılmak, hatıralarda yaşamak: işte aşkın, inancın ve kahramanlığın kaynakları. Sessizce solan yabani bir menekşenin kaderi bize cazip gelmez. Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı. Mistik tesellilerden mahrum olanlar kahredici bir ikilemin karşısında bulurlar kendilerini: sersemlemek, kendini unutmak, oyalanmak, düşüncelerinin alevini geçici zevklerde söndürmek, yabanileşmek, hayvanlaşmak, bitkileşmek; ya da boyut kazanmak, çoğalmak, müthiş bir aşk ve seziş gayretiyle bir ordu olmak. Devam etmek demek yaratmak demektir. Yalnızca paylaşılmayan acılar bizi yıkabilir. Ruhun ölümsüzlüğü bir mitosdan ibaret değil. Metampsikoza inanmak lazım. Yine de bir ayırım gerekli: bir kısım insanların düşüncesi etraflarını yansıtan bir aynadır, onlar başkalarının kaydettiklerini bıkmadan tekrarlayan plaklar gibidirler; ruhları yoktur, üstün zekalı hayvanlardan pek az daha mükemmel mekanizmalardır; dünyaları vücutlanyla sınırlıdır ve vücutlarıyla beraber yok olurlar. Bir kısım insanlarsa kendilerini aşarlar ve kendilerini feda etmesini bilirler, bir fikre, bir dâvaya adarlar kendilerini, anıta, olaya, kitaba dönüşürler; ruhları ışık ve sevgi kaynağıdır; ruhları doğa gibi devamlı verimlidir ve doğa gibi ölümsüzdür. Bu ölümsüzlük tabii ki, beşeri olan herşey gibi, nisbi, ama yeterli ve teselli ediyor. Neden yalnızlık bizi ürkütüyor. Ürkütüyor, çünkü sonsuzluğun başlangıcı gibi geliyor bize ve sonsuzluğun karşısında kendimizi kolumuz kanadımız kırık ve bomboş hissediyoruz, öldükten sonra da yaşamak için tanıklar istiyoruz… Çoğu hiç de orijinal olmayan bu düşüncelerle şu sayfaların bekaretini bozmak neye yarar? Kim beni okuyacak? Benzerlerime iletecek hiçbir önemli mesajım yok. Bir vahşi gibi yaşadım, herhangi biri gibi acı çektim. Hayatımda hiçbir fevkalade olay yok: önemsiz hayalkırıklıkları, gerçekleşmemiş rüyalar, yerine getirilmemiş projeler… İşte 38 yılımın iyice sıkıcı ve hiç de ilginç olmayan hikâyesi. Cemil Meriç JURNAL]]></itunes:summary><itunes:duration>266</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3de0c44019637310cda72f3cc7ced030.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>45</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Uyan!</title><link>https://www.spreaker.com/episode/uyan--60694590</link><description><![CDATA[Metin Eloğlu]]></description><guid isPermaLink="false">2c5db94b-a522-4b50-ad87-9ae56e85821d</guid><pubDate>Mon, 15 Jul 2024 07:51:26 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60694590/335a00a6_9d76_0fac_0bb1_e0a5b5f23853.mp3" length="1566176" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Metin Eloğlu</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Metin Eloğlu]]></itunes:summary><itunes:duration>98</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/967dce2fce69f2b48096a912b6f35e4a.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>42</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Sen / Yine Sana Dair</title><link>https://www.spreaker.com/episode/sen-yine-sana-dair--60680662</link><description><![CDATA[Nâzım Hikmet]]></description><guid isPermaLink="false">c5e5f8b1-db39-41c0-9425-9bab915f4daa</guid><pubDate>Sat, 13 Jul 2024 03:08:17 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60680662/a00ec6db_d846_dc44_6d19_e89ac5c2b67e.mp3" length="1462522" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Nâzım Hikmet</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Nâzım Hikmet]]></itunes:summary><itunes:duration>92</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/dcd7156483f5dc11a3b651ff99300dfe.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>43</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Sen / Yine Sana Dair</title><link>https://www.spreaker.com/episode/sen-yine-sana-dair--60680275</link><description><![CDATA[Nazım Hikmet]]></description><guid isPermaLink="false">4a5b82f7-0c7b-45b5-b92c-1c67e506b4a6</guid><pubDate>Sat, 13 Jul 2024 01:05:01 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60680275/9d5e207b_ba91_6b17_fa99_b0985375344b.mp3" length="1462522" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Nazım Hikmet</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Nazım Hikmet]]></itunes:summary><itunes:duration>92</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/dcd7156483f5dc11a3b651ff99300dfe.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>43</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Pencereler</title><link>https://www.spreaker.com/episode/pencereler--60661421</link><description><![CDATA[Sabaha karşı mıydı bilmiyorum<br />yoksa akşamüstü müydü<br />belkide gece yarısı<br />bilmiyorum<br />girdi odama pencereler<br />perdeli perdesiz<br />ben basma perdeleri severim<br />ama tül perdeler de vardı<br />kara ustorlar da<br />ustorları çekip çekip bırakıyordum<br />bir daha inmez oldu kimisi<br />kimisi bir daha çıkamadı yukarı<br />ve camları kırık pencereler<br />elimi kestim<br />kimi camsızdı büsbütün<br />camsız pencereler içime dokunur<br />camsız gözlükler gibi Pencereler<br />yağmur yağıyordu camlarınıza<br />kızıl saçları kederli uzun<br />ben alt dudağımda cıgaram<br />türkü söylüyordum içimden<br />yağmur sesini kendi sesimden çok severim Pencereler<br />beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz<br />bir deniz mavi yüzük taşından<br />serçe parmağıma geçirdim usulcacık<br />üç kere öptüm ağlayarak<br />öpüp alnıma koydum üç kere Pencereler<br />çıktım kırmızı velenseli yataktan<br />çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin<br />oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada<br />dışarda kar yağıyordu<br />ben kızamık çıkarıyordum Pencereler<br />sabaha karşı mıydı bilmiyorum<br />belki de gece yarısı<br />bilmiyorum<br />odamın içindeydi yıldızlar<br />ve gece kelebekleri gibi<br />çırpınıyorlardı camlarınızda<br />ben onlara dokunmaktan çekinerek<br />açtım sizi pencereler<br />salıverdim yıldızları geceye<br />aydınlık sınırsız hür geceye<br />yapma ayların geçtiği geceye kurtlar duruyor ayın altında<br />hasta aç kurtlar<br />kurtlar duruyor önünde pencerenin<br />kadife perdeleri kapasam da sımsıkı<br />ordadırlar bilirim<br />gözetliyorlar beni Pencereler<br />düştüm bir pencereden<br />bir güzele bakarken<br />dünya halime güldü<br />güzel dönüp bakmadı<br />belki farkında değildi Pencereler<br />pencereler<br />kırk evin penceresi odama girdi<br />ben oturdum birinin içine<br />sarkıttım ayaklarımı bulutlara<br />bahtiyarım<br />diyebilirdim belki...  <a href="https://siirdizeleri.com/n/nazim-hikmet-siirleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Nazım Hikmet </a>]]></description><guid isPermaLink="false">8b4fefc8-2891-436f-ab2f-61efc2834317</guid><pubDate>Thu, 11 Jul 2024 06:42:55 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60661421/cbc338e4_29c5_5a31_589c_8cdc0061542b.mp3" length="1779270" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Sabaha karşı mıydı bilmiyorum
yoksa akşamüstü müydü
belkide gece yarısı
bilmiyorum
girdi odama pencereler
perdeli perdesiz
ben basma perdeleri severim
ama tül perdeler de vardı
kara ustorlar da
ustorları çekip çekip bırakıyordum
bir daha inmez oldu...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Sabaha karşı mıydı bilmiyorum<br />yoksa akşamüstü müydü<br />belkide gece yarısı<br />bilmiyorum<br />girdi odama pencereler<br />perdeli perdesiz<br />ben basma perdeleri severim<br />ama tül perdeler de vardı<br />kara ustorlar da<br />ustorları çekip çekip bırakıyordum<br />bir daha inmez oldu kimisi<br />kimisi bir daha çıkamadı yukarı<br />ve camları kırık pencereler<br />elimi kestim<br />kimi camsızdı büsbütün<br />camsız pencereler içime dokunur<br />camsız gözlükler gibi Pencereler<br />yağmur yağıyordu camlarınıza<br />kızıl saçları kederli uzun<br />ben alt dudağımda cıgaram<br />türkü söylüyordum içimden<br />yağmur sesini kendi sesimden çok severim Pencereler<br />beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz<br />bir deniz mavi yüzük taşından<br />serçe parmağıma geçirdim usulcacık<br />üç kere öptüm ağlayarak<br />öpüp alnıma koydum üç kere Pencereler<br />çıktım kırmızı velenseli yataktan<br />çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin<br />oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada<br />dışarda kar yağıyordu<br />ben kızamık çıkarıyordum Pencereler<br />sabaha karşı mıydı bilmiyorum<br />belki de gece yarısı<br />bilmiyorum<br />odamın içindeydi yıldızlar<br />ve gece kelebekleri gibi<br />çırpınıyorlardı camlarınızda<br />ben onlara dokunmaktan çekinerek<br />açtım sizi pencereler<br />salıverdim yıldızları geceye<br />aydınlık sınırsız hür geceye<br />yapma ayların geçtiği geceye kurtlar duruyor ayın altında<br />hasta aç kurtlar<br />kurtlar duruyor önünde pencerenin<br />kadife perdeleri kapasam da sımsıkı<br />ordadırlar bilirim<br />gözetliyorlar beni Pencereler<br />düştüm bir pencereden<br />bir güzele bakarken<br />dünya halime güldü<br />güzel dönüp bakmadı<br />belki farkında değildi Pencereler<br />pencereler<br />kırk evin penceresi odama girdi<br />ben oturdum birinin içine<br />sarkıttım ayaklarımı bulutlara<br />bahtiyarım<br />diyebilirdim belki...  <a href="https://siirdizeleri.com/n/nazim-hikmet-siirleri/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Nazım Hikmet </a>]]></itunes:summary><itunes:duration>223</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/dcd7156483f5dc11a3b651ff99300dfe.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>36</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Anadolu</title><link>https://www.spreaker.com/episode/anadolu--60623558</link><description><![CDATA[Anadolu şiiri Beşikler vermişim Nuh'a<br />Salıncaklar, hamaklar,<br />Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,<br />Anadoluyum ben,<br />Tanıyor musun?<br /> Utanırım,<br />Utanırım fukaralıktan,<br />Ele, güne karşı çıplak...<br />Üşür fidelerim,<br />Harmanım kesat.<br />Kardeşliğin, çalışmanın,<br />Beraberliğin,<br />Atom güllerinin katmer açtığı,<br />Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, <br />Kalmışım bir başıma,<br />Bir başıma ve uzak.<br />Biliyor musun?<br /> Binlerce yıl sağılmışım,<br />Korkunç atlılarıyla parçalamışlar<br />Nazlı, seher-sabah uykularımı<br />Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,<br />Haraç salmışlar üstüme.<br />Ne İskender takmışım,<br />Ne şah ne sultan<br />Göçüp gitmişler, gölgesiz!<br />Selam etmişim dostuma<br />Ve dayatmışım...<br />Görüyor musun? <br /> Nasıl severim bir bilsen.<br />Köroğlu'nu,<br />Karayılanı,<br />Meçhul Askeri...<br />Sonra Pir Sultanı ve Bedrettin'i.<br />Sonra kalem yazmaz,<br />Bir nice sevda...<br />Bir bilsen,<br />Onlar beni nasıl severdi.<br />Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı<br />Minareden, barikattan,<br />Selvi dalından,<br />Ölüme nasıl gülerdi.<br />Bilmeni mutlak isterim,<br />Duyuyor musun?<br /> Öyle yıkma kendini,<br />Öyle mahzun, öyle garip...<br />Nerede olursan ol,<br />İçerde, dışarda, derste, sırada,<br />Yürü üstüne üstüne,<br />Tükür yüzüne celladın,<br />Fırsatçının, fesatçının, hayının...<br />Dayan kitap ile<br />Dayan iş ile.<br />Tırnak ile, diş ile,<br />Umut ile, sevda ile, düş ile<br />Dayan rüsva etme beni.<br /> Gör, nasıl yeniden yaratılırım,<br />Namuslu, genç ellerinle.<br />Kızlarım,<br />Oğullarım var gelecekte,<br />Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.<br />Kaç bin yıllık hasretimin koncası,<br />Gözlerinden,<br />Gözlerinden öperim,<br />Bir umudum sende,<br />Anlıyor musun? <br /> AHMET ARIF <br />]]></description><guid isPermaLink="false">eee917ce-4b9e-40f8-827c-ce731bc76cf7</guid><pubDate>Sun, 07 Jul 2024 06:13:04 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60623558/98b78d31_c640_532d_c66b_bb19ea12630c.mp3" length="3360056" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Anadolu şiiri Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun?
 Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Anadolu şiiri Beşikler vermişim Nuh'a<br />Salıncaklar, hamaklar,<br />Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,<br />Anadoluyum ben,<br />Tanıyor musun?<br /> Utanırım,<br />Utanırım fukaralıktan,<br />Ele, güne karşı çıplak...<br />Üşür fidelerim,<br />Harmanım kesat.<br />Kardeşliğin, çalışmanın,<br />Beraberliğin,<br />Atom güllerinin katmer açtığı,<br />Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, <br />Kalmışım bir başıma,<br />Bir başıma ve uzak.<br />Biliyor musun?<br /> Binlerce yıl sağılmışım,<br />Korkunç atlılarıyla parçalamışlar<br />Nazlı, seher-sabah uykularımı<br />Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,<br />Haraç salmışlar üstüme.<br />Ne İskender takmışım,<br />Ne şah ne sultan<br />Göçüp gitmişler, gölgesiz!<br />Selam etmişim dostuma<br />Ve dayatmışım...<br />Görüyor musun? <br /> Nasıl severim bir bilsen.<br />Köroğlu'nu,<br />Karayılanı,<br />Meçhul Askeri...<br />Sonra Pir Sultanı ve Bedrettin'i.<br />Sonra kalem yazmaz,<br />Bir nice sevda...<br />Bir bilsen,<br />Onlar beni nasıl severdi.<br />Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı<br />Minareden, barikattan,<br />Selvi dalından,<br />Ölüme nasıl gülerdi.<br />Bilmeni mutlak isterim,<br />Duyuyor musun?<br /> Öyle yıkma kendini,<br />Öyle mahzun, öyle garip...<br />Nerede olursan ol,<br />İçerde, dışarda, derste, sırada,<br />Yürü üstüne üstüne,<br />Tükür yüzüne celladın,<br />Fırsatçının, fesatçının, hayının...<br />Dayan kitap ile<br />Dayan iş ile.<br />Tırnak ile, diş ile,<br />Umut ile, sevda ile, düş ile<br />Dayan rüsva etme beni.<br /> Gör, nasıl yeniden yaratılırım,<br />Namuslu, genç ellerinle.<br />Kızlarım,<br />Oğullarım var gelecekte,<br />Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.<br />Kaç bin yıllık hasretimin koncası,<br />Gözlerinden,<br />Gözlerinden öperim,<br />Bir umudum sende,<br />Anlıyor musun? <br /> AHMET ARIF <br />]]></itunes:summary><itunes:duration>210</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ab16921c87ac9fc35bf203503dab22b5.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>36</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Kanadı Kırık Bir Akşam</title><link>https://www.spreaker.com/episode/kanadi-kirik-bir-aksam--60623567</link><description><![CDATA[Gün bitti lambayı hazırla; Işık kalmadı girecek odamıza. Çek perdeleri sevdiceğim; Kanadı kırık bir akşam Zonkluyor durmadan dışarda.  Sen bugünden yarına Birazcık umut sakla.  Yarın farklıdır bugünden, Adı değişir hiç olmazsa. Kara bir suyu Geçiyoruz şimdilerde Basarak yosunlu taşlara.  Sen bugünden yarına Birazcık umut sakla.  Gün bitti sevdiceğim; Geriye kalan posa. Bu serin güz akşamında Geç otur karşıma sessizce, Devam et ördüğün hırkaya.  Metin Altıok]]></description><guid isPermaLink="false">78f8e0f7-05ed-4882-96b2-66c37126e527</guid><pubDate>Sun, 07 Jul 2024 05:52:13 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60623567/01c90671_4fa5_bada_6d06_92c432db5c55.mp3" length="1210910" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Gün bitti lambayı hazırla; Işık kalmadı girecek odamıza. Çek perdeleri sevdiceğim; Kanadı kırık bir akşam Zonkluyor durmadan dışarda.  Sen bugünden yarına Birazcık umut sakla.  Yarın farklıdır bugünden, Adı değişir hiç olmazsa. Kara bir suyu Geçiyoruz...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Gün bitti lambayı hazırla; Işık kalmadı girecek odamıza. Çek perdeleri sevdiceğim; Kanadı kırık bir akşam Zonkluyor durmadan dışarda.  Sen bugünden yarına Birazcık umut sakla.  Yarın farklıdır bugünden, Adı değişir hiç olmazsa. Kara bir suyu Geçiyoruz şimdilerde Basarak yosunlu taşlara.  Sen bugünden yarına Birazcık umut sakla.  Gün bitti sevdiceğim; Geriye kalan posa. Bu serin güz akşamında Geç otur karşıma sessizce, Devam et ördüğün hırkaya.  Metin Altıok]]></itunes:summary><itunes:duration>76</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/7d9366cc13b181957d216239c97225b7.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>35</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Çocuklarıma</title><link>https://www.spreaker.com/episode/cocuklarima--60545384</link><description><![CDATA[Diyelim ıslık çalacaksın ıslık Sen ıslık çalınca Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes Kimse çalamamalı senin gibi güzel  Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın Senden önce kimse saymamış olmalı Senin saydığın gibi doğru ve güzel Hem dalgaları hem saymasını severek  De ki sinek avlıyorsun sinek En usta sinek avcısı olmalısın Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta Örgüt yoksa seninle başlamalı  Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun Düşün düşünebildiğince üç boyutlu Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya Sanki senden önce düşünen hiç olmamış  Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum Düşlerini som somut görüp şaşsınlar Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler  Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz De ki bütün işe yarayanlar İşe yaramaz sanılanlardan çıkar <br /> Aziz Nesin<a href="https://www.siir.gen.tr/siir/a/aziz_nesin/index.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>    ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">9854ab72-7804-404a-a5dd-f5c5152fb4bc</guid><pubDate>Sat, 29 Jun 2024 05:33:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60545384/c527192a_e369_5be6_529a_3375de4a3ce6.mp3" length="1890512" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Diyelim ıslık çalacaksın ıslık Sen ıslık çalınca Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes Kimse çalamamalı senin gibi güzel  Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın Senden önce kimse saymamış olmalı Senin saydığın gibi doğru ve güzel Hem dalgaları hem...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Diyelim ıslık çalacaksın ıslık Sen ıslık çalınca Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes Kimse çalamamalı senin gibi güzel  Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın Senden önce kimse saymamış olmalı Senin saydığın gibi doğru ve güzel Hem dalgaları hem saymasını severek  De ki sinek avlıyorsun sinek En usta sinek avcısı olmalısın Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta Örgüt yoksa seninle başlamalı  Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun Düşün düşünebildiğince üç boyutlu Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya Sanki senden önce düşünen hiç olmamış  Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum Düşlerini som somut görüp şaşsınlar Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler  Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz De ki bütün işe yarayanlar İşe yaramaz sanılanlardan çıkar <br /> Aziz Nesin<a href="https://www.siir.gen.tr/siir/a/aziz_nesin/index.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>    ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>119</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/c913bcf50d84df07c188c4d8c40ae05d.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>41</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>An'lar</title><link>https://www.spreaker.com/episode/an-lar--60524371</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">20632350-d2dc-46e3-a249-f431e4ef29ec</guid><pubDate>Thu, 27 Jun 2024 05:00:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60524371/20fc8022_9f30_0c5c_814c_63065a06f06c.mp3" length="2695501" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>169</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/e298832406232af03e962cd53c0d87be.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>39</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Yaşamaya Dair</title><link>https://www.spreaker.com/episode/yasamaya-dair--60513004</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">a56da84d-7738-4ef8-ba93-fe33e60b8c6f</guid><pubDate>Wed, 26 Jun 2024 05:11:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60513004/c9c36f9b_4376_ea19_1066_c638148fc4dd.mp3" length="3398509" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>213</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3215a19d5086859c18040d6adf8c01b3.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>39</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Insan Neden Yazma Ihtiyaci Duyar?</title><link>https://www.spreaker.com/episode/insan-neden-yazma-ihtiyaci-duyar--60495578</link><description><![CDATA[<br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">6d5fc2c4-4437-4bde-a1de-155fa6745865</guid><pubDate>Mon, 24 Jun 2024 20:14:31 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60495578/ae9c0006_3185_f356_144c_346ae3754a22.mp3" length="3253895" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>
  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[<br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>204</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/8dc2693e57662ee8c1161af6e1734836.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>38</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Huzur</title><link>https://www.spreaker.com/episode/huzur--60495581</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">49f450ab-4ead-4169-8cb1-e75e7f450d3b</guid><pubDate>Mon, 24 Jun 2024 19:45:16 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60495581/e60ca354_ffae_0c45_338f_99a3fe7c466a.mp3" length="2870208" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>180</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ad384b23584c11fed4d34b17efad4e1b.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>37</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Ellerimde Bir Göztaşı</title><link>https://www.spreaker.com/episode/ellerimde-bir-goztasi--60494885</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">4f7f8360-ec10-4a2c-bf7c-13f7da98f5ad</guid><pubDate>Mon, 24 Jun 2024 05:53:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60494885/1cb9fbcb_7f6d_141e_0f0f_a11d9981ddd5.mp3" length="2717235" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>170</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/8538367f1b194c0f4d2413a22e7398c6.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>36</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bağlanmayacaksın</title><link>https://www.spreaker.com/episode/baglanmayacaksin--60477932</link><description><![CDATA[Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.  Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de              korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait                       olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... <br /> Can Yücel  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">0f99d1c3-7296-4d16-898d-bdcca0327713</guid><pubDate>Sun, 23 Jun 2024 07:39:25 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60477932/71947505_5e9f_df2a_95e2_4cfad5a170ab.mp3" length="2410453" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.  Ve zaten genellikle o daha az sever...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.  Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de              korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait                       olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... <br /> Can Yücel  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>151</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/abdce51e47e405bfb8f7b5eb19f107a8.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>35</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Unutmak Yok</title><link>https://www.spreaker.com/episode/unutmak-yok--60370391</link><description><![CDATA[nerelerdeydin diye sorarsan<br />'hep eskisi gibi' diyeceğim.<br />toprağı örten taşlardan söz edeceğim,<br />sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;<br />ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,<br />gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan<br />ablamı. neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden<br />günler<br />yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece<br />birikiyor ağızda? Neden ölüler? nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük<br />kelimelerle konuşmak zorundayım,<br />ağzı zehir gibi yakan araçlarla,<br />çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla<br />ve avutamadığım yüreğimle. andaç değil yanımızda götürdüklerimiz<br />unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,<br />yaşlarla kaplı yüzler,<br />boğazımıza yapışan eller<br />ve yapraklardan sıyrılan şey:<br />aşınmış bir günün karanlığı<br />acıyı kanımızda tatmış bir günün. işte menekşeler, işte kırlangıçlar<br />bize sevinç veren ne varsa,<br />geçici ve küçük duyarlıkların<br />yan yana göründüğü süslü kartpostallarda. ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,<br />dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,<br />ne karşılık vereceğimi bilemem: öyle çok ki ölüler,<br />ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,<br />ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,<br />ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,<br />ve öyle çok ki unutmak istediklerim... <br /> Pablo Neruda  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">04b29a16-1d4d-4251-858d-2c5cd3ddd0f4</guid><pubDate>Thu, 13 Jun 2024 06:11:43 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60370391/124225a7_373a_524c_0926_419331e9a93e.mp3" length="2598117" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>nerelerdeydin diye sorarsan
'hep eskisi gibi' diyeceğim.
toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
ablamı. neden ayrı adlarla...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[nerelerdeydin diye sorarsan<br />'hep eskisi gibi' diyeceğim.<br />toprağı örten taşlardan söz edeceğim,<br />sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;<br />ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,<br />gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan<br />ablamı. neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden<br />günler<br />yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece<br />birikiyor ağızda? Neden ölüler? nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük<br />kelimelerle konuşmak zorundayım,<br />ağzı zehir gibi yakan araçlarla,<br />çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla<br />ve avutamadığım yüreğimle. andaç değil yanımızda götürdüklerimiz<br />unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,<br />yaşlarla kaplı yüzler,<br />boğazımıza yapışan eller<br />ve yapraklardan sıyrılan şey:<br />aşınmış bir günün karanlığı<br />acıyı kanımızda tatmış bir günün. işte menekşeler, işte kırlangıçlar<br />bize sevinç veren ne varsa,<br />geçici ve küçük duyarlıkların<br />yan yana göründüğü süslü kartpostallarda. ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,<br />dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,<br />ne karşılık vereceğimi bilemem: öyle çok ki ölüler,<br />ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,<br />ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,<br />ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,<br />ve öyle çok ki unutmak istediklerim... <br /> Pablo Neruda  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>163</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/21e5a345ee47895f8ce74d113bf9f5ba.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>34</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Hayale ve Hakikate Dair</title><link>https://www.spreaker.com/episode/hayale-ve-hakikate-dair--60340854</link><description><![CDATA[<br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">1c4f3974-8f21-46d7-989a-6f8afb8d1201</guid><pubDate>Mon, 10 Jun 2024 14:03:35 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60340854/406e8e85_b978_20a1_f558_14b7e84186c8.mp3" length="4588856" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>
  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[<br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>287</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/f31f131eda2701a27c839689d3461885.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>33</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bana Doğru Gelen Kim</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bana-dogru-gelen-kim--60245474</link><description><![CDATA[NİLGÜN MARMARA     ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">b4279be7-0397-4519-b2fc-c5e52bada232</guid><pubDate>Sat, 01 Jun 2024 07:59:52 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60245474/b16d6fa7_f3da_bfc8_9ce7_a7d0c042ebb7.mp3" length="2140452" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>NİLGÜN MARMARA     ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[NİLGÜN MARMARA     ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>134</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/717337284c31902b1d6981b4b8b2d1f6.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>32</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Tutunamayanlar</title><link>https://www.spreaker.com/episode/tutunamayanlar--60195321</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">9b6e94d4-f53b-4e87-bf56-6893edbab713</guid><pubDate>Tue, 28 May 2024 07:02:59 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60195321/401d6ec6_f616_affa_2bfb_6b120ebf3a58.mp3" length="4399521" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>275</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/06661e992059d15511df2b55ffda3c2f.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>31</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Ağaçlar</title><link>https://www.spreaker.com/episode/agaclar--60194812</link><description><![CDATA[Uzaktaki boz ormanın taze yeşil, neşeli bir parıltısı var birkaç günden beri;bugün tahta köprünün orada yarı yarıya açmış ilk çuhaçiçeğini gördüm; nemli ve berrak gökyüzünde düş kuruyor yumuşak nisan bulutları ve henüz sürülmemiş geniş tarlalar öyle parlak kahverengi ki, ılık havaya öyle istekli uzanıyorlar ki, döllenmeye, filizlenmeye, suskun güçlerini binlerce yeşil tohumla, boy atan otlarla göstermeye, hissetmeye ve bahşetmeye can atıyorlar sanki. Her şey beklemede, her şey hazırlık içinde, her şey ince ince, şefkatle dürten bir oluş heyecanıyla düş kurmakta, filizlenmekte tohum güneşe, bulut tarlaya, körpe otlar havaya doğru. Yıllardır bu vakitlerde, sanki özel bir anda yeniden doğuşun mucizesini keşfedecekmişim gibi, sanki bir kere de ben, bir saat boyunca, gücün ve güzelliğin doğuşunu kendi gözlerimle görüp kavrayacakmışım gibi, hayatın topraktan nasıl gülerek fışkırdığına, genç iri gözlerini ışığa nasıl açtığına bizzat tanık olacakmışım gibi sabırsızlık ve özlemle pusuda beklerim. Yıllardır kokularıyla, sesleriyle yanımdan geçip gider mucize, sevilerek, tapınılarak ve de anlaşılmadan; oradaydı işte, ama geldiğini görmedim, tohumun kabuğunu çatlattığını, ilk ince kaynağın ışıkta titreştiğini görmedim. Birdenbire çiçeklenir her yer, parlak yapraklarla ya da köpüksü beyaz püsküllerle ışıldar ağaçlar, kuşlar sevinç içinde güzel kavisler çizer sıcak mavilikte. Ben görmemiş olsam da mucize gerçekleşmiştir, ormanlar kubbelenir, uzak doruklar çağırır, zamanı gelmiştir artık çizme ve çanta, olta ve kürekle donanmanın, gençliğin tüm duyularıyla sevinmenin bu seferinde daha da hızla geçip gider zaman... Eskiden, henüz oğlan çocuğuyken ben, ne kadar da uzundu, sonsuzca uzundu ilkbahar!Ve vakit elverirse, keyfim de yerindeyse, nemli çayıra uzanırım ya da ilk bulduğum sağlam ağaca tırmanırım, dallarda sallanır, tomurcukların rayihasını, taze reçinenin kokusunu içime çekerim, tepemdeki dalların ağını, yeşilin ve mavinin birbirine karıştığını görür, uyurgezer gibi sessizce adım atarım çocukluğumun kutsal bahçesine. Oraya bir kez daha girivermek, ilk gençliğin berrak sabah havasını solumak ve bir kez daha, kısa bir an, dünyayı Tanrı'nın elinden çıktığı gibi, gücün ve güzelliğin mucizesinin bizzat bizde gerçekleştiği çocukluğumuzdaki gibi görmek öyle nadir, öyle enfes bir duygudur ki.O zamanlar apaçlar neşeyle, inatla yükselirdi havaya, o zamanlar bahçede nergisler ve sümbüller ışıl ışıl bir güzellikle açardı ki henüz pek tanımadığımız insanlar bize nezaketle, şefkatle yaklaşırdı, çünkü pürüzsüz alınlarımızda, bizim hiç bilmediğimiz ve büyümenin telaşıyla istemeden, farkına varmadan yitirdiğimiz tanrısallığın soluğunu hissederlerdi hala. Nasıl da yaramaz, nasıl da ele avuca sığmaz bir oğlandım ben, küçüklüğümden beri ne çok kaygılandı babam benim için, anam ne korktu, ne çok göğüs geçirdi benim yüzümden! Yine de, benim alnımda da vardı Tanrı'nın parıltısı, baktığım her şey güzel ve canlıydı, düşüncelerimde ve düşlerimde, hiç de dindarca olmasalar da, melekler, mucizeler ve masallar kol kola gezerdi... <br /> Hermann Hesse  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">716d36d8-11c0-4342-9e84-c856e5410084</guid><pubDate>Tue, 28 May 2024 04:57:20 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/60194812/1b6360f0_55de_d7fd_9dde_f256e9ef7efc.mp3" length="4788641" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Uzaktaki boz ormanın taze yeşil, neşeli bir parıltısı var birkaç günden beri;bugün tahta köprünün orada yarı yarıya açmış ilk çuhaçiçeğini gördüm; nemli ve berrak gökyüzünde düş kuruyor yumuşak nisan bulutları ve henüz sürülmemiş geniş tarlalar öyle...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Uzaktaki boz ormanın taze yeşil, neşeli bir parıltısı var birkaç günden beri;bugün tahta köprünün orada yarı yarıya açmış ilk çuhaçiçeğini gördüm; nemli ve berrak gökyüzünde düş kuruyor yumuşak nisan bulutları ve henüz sürülmemiş geniş tarlalar öyle parlak kahverengi ki, ılık havaya öyle istekli uzanıyorlar ki, döllenmeye, filizlenmeye, suskun güçlerini binlerce yeşil tohumla, boy atan otlarla göstermeye, hissetmeye ve bahşetmeye can atıyorlar sanki. Her şey beklemede, her şey hazırlık içinde, her şey ince ince, şefkatle dürten bir oluş heyecanıyla düş kurmakta, filizlenmekte tohum güneşe, bulut tarlaya, körpe otlar havaya doğru. Yıllardır bu vakitlerde, sanki özel bir anda yeniden doğuşun mucizesini keşfedecekmişim gibi, sanki bir kere de ben, bir saat boyunca, gücün ve güzelliğin doğuşunu kendi gözlerimle görüp kavrayacakmışım gibi, hayatın topraktan nasıl gülerek fışkırdığına, genç iri gözlerini ışığa nasıl açtığına bizzat tanık olacakmışım gibi sabırsızlık ve özlemle pusuda beklerim. Yıllardır kokularıyla, sesleriyle yanımdan geçip gider mucize, sevilerek, tapınılarak ve de anlaşılmadan; oradaydı işte, ama geldiğini görmedim, tohumun kabuğunu çatlattığını, ilk ince kaynağın ışıkta titreştiğini görmedim. Birdenbire çiçeklenir her yer, parlak yapraklarla ya da köpüksü beyaz püsküllerle ışıldar ağaçlar, kuşlar sevinç içinde güzel kavisler çizer sıcak mavilikte. Ben görmemiş olsam da mucize gerçekleşmiştir, ormanlar kubbelenir, uzak doruklar çağırır, zamanı gelmiştir artık çizme ve çanta, olta ve kürekle donanmanın, gençliğin tüm duyularıyla sevinmenin bu seferinde daha da hızla geçip gider zaman... Eskiden, henüz oğlan çocuğuyken ben, ne kadar da uzundu, sonsuzca uzundu ilkbahar!Ve vakit elverirse, keyfim de yerindeyse, nemli çayıra uzanırım ya da ilk bulduğum sağlam ağaca tırmanırım, dallarda sallanır, tomurcukların rayihasını, taze reçinenin kokusunu içime çekerim, tepemdeki dalların ağını, yeşilin ve mavinin birbirine karıştığını görür, uyurgezer gibi sessizce adım atarım çocukluğumun kutsal bahçesine. Oraya bir kez daha girivermek, ilk gençliğin berrak sabah havasını solumak ve bir kez daha, kısa bir an, dünyayı Tanrı'nın elinden çıktığı gibi, gücün ve güzelliğin mucizesinin bizzat bizde gerçekleştiği çocukluğumuzdaki gibi görmek öyle nadir, öyle enfes bir duygudur ki.O zamanlar apaçlar neşeyle, inatla yükselirdi havaya, o zamanlar bahçede nergisler ve sümbüller ışıl ışıl bir güzellikle açardı ki henüz pek tanımadığımız insanlar bize nezaketle, şefkatle yaklaşırdı, çünkü pürüzsüz alınlarımızda, bizim hiç bilmediğimiz ve büyümenin telaşıyla istemeden, farkına varmadan yitirdiğimiz tanrısallığın soluğunu hissederlerdi hala. Nasıl da yaramaz, nasıl da ele avuca sığmaz bir oğlandım ben, küçüklüğümden beri ne çok kaygılandı babam benim için, anam ne korktu, ne çok göğüs geçirdi benim yüzümden! Yine de, benim alnımda da vardı Tanrı'nın parıltısı, baktığım her şey güzel ve canlıydı, düşüncelerimde ve düşlerimde, hiç de dindarca olmasalar da, melekler, mucizeler ve masallar kol kola gezerdi... <br /> Hermann Hesse  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>300</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/5a9d2e2c748e562a4775fbba234c0c0d.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>30</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Huzur</title><link>https://www.spreaker.com/episode/huzur--59680584</link><description><![CDATA[insan için asıl saadet bu, anladın mı mümtaz? sonunu bile bile ve o sona rağmen, kendisini idrak etmek. basit bir jest değil mi? kollarımı göğsümün üzerinde kavuşturuyorum. adalelerimi yokluyorum. basit bir şey. fakat bütün ölüm çarkına rağmen kendimi ikrar ettim. varım, diyorum; fakat yarın olmayabilirim, yahut bir başkası, bir budala, bir bunak olabilirim. fakat şu dakikada varım. varız, anladın mı mümtaz? varlığını sevebiliyor musun? uzviyetine dua edebiliyor musun? ey gözüm, ey boynum, ey kollarım, karanlık ve aydınlıklarım! size şükrediyorum, bu dakikanın sarayında, bu anın mucizesinde beraberce var olduğumuz için; sizinle bir andan öbürüne geçebildiğim için; anları birleştirip düz ve yekpare zaman kurabildiğim için. benim şaşırdığım şey bir taraftan insanın ve manevi kıymetlerin etrafında ısrar ederken, öbür taraftan cemiyet içinde bir kalkınma işi ile uğraşmanız, her şeyin başında iş hayatının tanzimini istemenizdir. ateş gibi, fakirlik insanı güzelleştirir ve asilleştirir; fakat sefalet hoyratlaştırır, ruhen sefil eder. insanda insanı öldürür. insanlık şerefi ancak muayyen bir refah içinde mümkündür. çalışmaya imkan verecek bir refah! niçin ruhi hayatımızın büyük bir kısmını bu hasret yapar? bir katresi olarak yaratıldığımız ummanı mı arıyoruz? maddenin sükununun peşinde miyiz? yoksa zamanın çocuğu, onun potasında pişmiş bir terkip ve onun mazlumu olduğumuz için geçen ve kaybolan tarafımıza mı ağlıyoruz? hakikaten bir kemalin arkasından mı gidiyoruz? yoksa zalim zaman nizamından mı şikâyet ediyoruz?  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">416f65fa-6da6-4237-bc95-87e10761c61d</guid><pubDate>Sun, 28 Apr 2024 04:10:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59680584/302171e0_d05e_9cd7_253c_ecffa1e27753.mp3" length="2892778" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>insan için asıl saadet bu, anladın mı mümtaz? sonunu bile bile ve o sona rağmen, kendisini idrak etmek. basit bir jest değil mi? kollarımı göğsümün üzerinde kavuşturuyorum. adalelerimi yokluyorum. basit bir şey. fakat bütün ölüm çarkına rağmen kendimi...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[insan için asıl saadet bu, anladın mı mümtaz? sonunu bile bile ve o sona rağmen, kendisini idrak etmek. basit bir jest değil mi? kollarımı göğsümün üzerinde kavuşturuyorum. adalelerimi yokluyorum. basit bir şey. fakat bütün ölüm çarkına rağmen kendimi ikrar ettim. varım, diyorum; fakat yarın olmayabilirim, yahut bir başkası, bir budala, bir bunak olabilirim. fakat şu dakikada varım. varız, anladın mı mümtaz? varlığını sevebiliyor musun? uzviyetine dua edebiliyor musun? ey gözüm, ey boynum, ey kollarım, karanlık ve aydınlıklarım! size şükrediyorum, bu dakikanın sarayında, bu anın mucizesinde beraberce var olduğumuz için; sizinle bir andan öbürüne geçebildiğim için; anları birleştirip düz ve yekpare zaman kurabildiğim için. benim şaşırdığım şey bir taraftan insanın ve manevi kıymetlerin etrafında ısrar ederken, öbür taraftan cemiyet içinde bir kalkınma işi ile uğraşmanız, her şeyin başında iş hayatının tanzimini istemenizdir. ateş gibi, fakirlik insanı güzelleştirir ve asilleştirir; fakat sefalet hoyratlaştırır, ruhen sefil eder. insanda insanı öldürür. insanlık şerefi ancak muayyen bir refah içinde mümkündür. çalışmaya imkan verecek bir refah! niçin ruhi hayatımızın büyük bir kısmını bu hasret yapar? bir katresi olarak yaratıldığımız ummanı mı arıyoruz? maddenin sükununun peşinde miyiz? yoksa zamanın çocuğu, onun potasında pişmiş bir terkip ve onun mazlumu olduğumuz için geçen ve kaybolan tarafımıza mı ağlıyoruz? hakikaten bir kemalin arkasından mı gidiyoruz? yoksa zalim zaman nizamından mı şikâyet ediyoruz?  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>181</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/d1f3e358b8c5c57bc9f4db3151e000ff.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>30</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Küçük Seyler</title><link>https://www.spreaker.com/episode/kucuk-seyler--59673513</link><description><![CDATA[Küçük şeylerin üstesinden geldiğimizden, onları ele almaya daha ehil olduğumuza inanırız; oysa hiçliğe ulaşmak da bütüne ulaşmak kadar zordur. ikisi için de sonsuz kapasite gerekir. <br />Hayali varlığımız olmadan asıl varlığımızla tatmin olmamamız ve biri için diğerinden sürekli feragat etmemiz, öz varlığımızdaki hiçliğin bir büyük göstergesidir. <br />Ne zaman kendisine bağlanıp tutunacak bir dayanak noktası bulduğumuzu düşünsek, onun da sarsıldığını ve bizden uzaklaştığını görürüz. onu takip edecek olursak elimizden kayıp gider, sonsuza kadar bizden kaçar. bizim için sağlam kalan hiçbir şey yoktur. bu, doğal durumumuzdur; ama eğilimlerimize en çok ters düşen durum da budur. çıktığımızda sonsuza erişebileceğimiz bir kule inşa etmek için sağlam bir zemin ve dayanıklı bir temel bulma arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. fakat bütün temeller çatırdıyor, altımızdaki toprak yarılıp uçurumlara dönüşüyor.<br />işte gerçek halimiz budur: kesin bilgiye de mutlak cehalete de sahip olamayışımızın sebebi budur. geniş mi geniş bir alanda, daima kararsız ve başıboş bir halde oradan oraya sürüklenip duruyoruz. PASCAL  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">3a6d4274-e2d3-4bc0-87d9-08b4ea5e0d8c</guid><pubDate>Sat, 27 Apr 2024 00:14:31 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59673513/e8187c0d_8d41_4368_c3b8_edfedf0dc910.mp3" length="1951534" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Küçük şeylerin üstesinden geldiğimizden, onları ele almaya daha ehil olduğumuza inanırız; oysa hiçliğe ulaşmak da bütüne ulaşmak kadar zordur. ikisi için de sonsuz kapasite gerekir. 
Hayali varlığımız olmadan asıl varlığımızla tatmin olmamamız ve biri...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Küçük şeylerin üstesinden geldiğimizden, onları ele almaya daha ehil olduğumuza inanırız; oysa hiçliğe ulaşmak da bütüne ulaşmak kadar zordur. ikisi için de sonsuz kapasite gerekir. <br />Hayali varlığımız olmadan asıl varlığımızla tatmin olmamamız ve biri için diğerinden sürekli feragat etmemiz, öz varlığımızdaki hiçliğin bir büyük göstergesidir. <br />Ne zaman kendisine bağlanıp tutunacak bir dayanak noktası bulduğumuzu düşünsek, onun da sarsıldığını ve bizden uzaklaştığını görürüz. onu takip edecek olursak elimizden kayıp gider, sonsuza kadar bizden kaçar. bizim için sağlam kalan hiçbir şey yoktur. bu, doğal durumumuzdur; ama eğilimlerimize en çok ters düşen durum da budur. çıktığımızda sonsuza erişebileceğimiz bir kule inşa etmek için sağlam bir zemin ve dayanıklı bir temel bulma arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. fakat bütün temeller çatırdıyor, altımızdaki toprak yarılıp uçurumlara dönüşüyor.<br />işte gerçek halimiz budur: kesin bilgiye de mutlak cehalete de sahip olamayışımızın sebebi budur. geniş mi geniş bir alanda, daima kararsız ve başıboş bir halde oradan oraya sürüklenip duruyoruz. PASCAL  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>122</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/bee2a879a153ab133e209a8e76465360.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>28</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title> ⁠Severmişim Meğer</title><link>https://www.spreaker.com/episode/severmisim-meger--59663358</link><description><![CDATA[Yıl 62 Mart 28<br />Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım<br />akşam oluyor<br />dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmisim meger<br />akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim toprağı severmişim meğer<br />toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen<br />ben sürmedim<br />Platonik biricik sevdam da buymuş meğer<br />meğer ırmağı severmişim<br />ister böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde<br />doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin<br />ister uzasın göz alabildiğine dümdüz<br />bilirim aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile<br />bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin<br />bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun karganınkinden alabildiğine kısa<br />bilirim benden önce duyulmuş bu keder<br />benden sonra da duyulacak<br />benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere<br />benden sonra da söylenecek<br />gökyüzünü severmişim meğer<br />kapalı olsun açık olsun<br />Borodino savaş alanında Andırey’in sırtüstü seyrettiği gök kubbe<br />hapiste Türkçeye çevirdim iki cildini Savaşla Barış’ın<br />kulağıma sesler geliyor<br />gök kubbeden değil meydan yerinden<br />gardiyanlar birini dövüyor yine<br />ağaçları severmişim meğer<br />çırılçıplak kayınlar Moskova dolaylarında Peredelkino’da kışın<br />çıkarlar karşıma alçakgönüllü kibar<br />kayınlar Rus sayılıyor kavakları Türk saydığımız gibi<br />İzmir’in kavakları<br />dökülür yaprakları<br />bize de Çakıcı derler<br />yar fidan boylum<br />yakarız konakları<br />Ilgaz ormanlarında yıl 920 bir keten mendil astım bir çam dalına<br />ucu işlemeli<br />yolları severmişim meğer<br />asfaltını da<br />Vera direksiyonda Moskova’dan Kırım’a gidiyoruz Koktebel’e<br />asıl adı Göktepe ili<br />bir kapalı kutuda ikimiz<br />dünya akıyor iki yandan dışarda dilsiz uzak<br />hiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadım<br />eşkiyalar çıktı karşıma Bolu’dan inerken Gerede’ye kırmızı yolda ve yaşım on sekiz<br />yaylıda canımdan gayri alacakları eşyam da yok<br />ve on sekizimde en değersiz eşyamız canımızdır<br />bunu bir kere daha yazdımdı<br />çamurlu karanlık sokakta bata çıka Karagöz’e gidiyorum Ramazan gecesi<br />önde körüklü kaat fener<br />belki böyle bir şey olmadı …. çiçekler geldi aklıma her nedense<br />gelincikler kaktüsler fulyalar<br />İstanbul’da Kadıköy’de Fulya tarlasında öptüm Marika’yı<br />ağzı acıbadem kokuyor yaşım on yedi<br />kolan vurdu yüreğim salıncak buluTlara girdi çıktı<br />çiçekleri severmişim meğer<br />üç kırmızı karanfil yolladı bana hapishaneye yoldaşlar 1948<br />yıldızları hatırladım … severmişim meğer<br />gözümün önüne kar yağışı geliyor<br />ağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi de<br />meğer kar yağışını severmişim<br />güneşi severmişim meğer<br />şimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bile<br />güneş İstanbul’da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar<br />ama onun resmini sen öyle yapmayacaksın<br />meğer denizi severmişim<br />hem de nasıl<br />ama Ayvazofki’nin denizleri bir yana<br />bulutları severmişim meğer<br />ister altlarında olayım ister üstlerinde<br />ister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlara<br />ay ışığı geliyor aklıma en aygın baygın en yalancısı en küçük burjuvası<br />severmişim<br />yağmuru severmişim meğer<br />ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim<br />beni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık ya da bir damlanın<br />içinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gider<br />yağmuru severmişim meğer<br />ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde<br />yanında pencerenin<br />altıncı cigaramı yaktığımdan mı<br />bir eski ölümdür benim için<br />Moskova’da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiye<br />saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />zifiri karanlıkta gidiyor tren<br />zifiri karanlığı severmişim meğer<br />kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften<br />kıvılcımları severmişim meğer<br />meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun<br />Prag-Berlin treninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez bir<br />yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek NAZIM HİKMET RAN  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">4bbe17d5-3caf-4f72-8b4b-c079c042eb53</guid><pubDate>Fri, 26 Apr 2024 06:26:50 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59663358/12f1a437_ddbf_a8cc_f722_35b0040d754a.mp3" length="7573921" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Yıl 62 Mart 28
Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım
akşam oluyor
dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmisim meger
akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim toprağı severmişim meğer
toprağı sevdim diyebilir...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Yıl 62 Mart 28<br />Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım<br />akşam oluyor<br />dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmisim meger<br />akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim toprağı severmişim meğer<br />toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen<br />ben sürmedim<br />Platonik biricik sevdam da buymuş meğer<br />meğer ırmağı severmişim<br />ister böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde<br />doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin<br />ister uzasın göz alabildiğine dümdüz<br />bilirim aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile<br />bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin<br />bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun karganınkinden alabildiğine kısa<br />bilirim benden önce duyulmuş bu keder<br />benden sonra da duyulacak<br />benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere<br />benden sonra da söylenecek<br />gökyüzünü severmişim meğer<br />kapalı olsun açık olsun<br />Borodino savaş alanında Andırey’in sırtüstü seyrettiği gök kubbe<br />hapiste Türkçeye çevirdim iki cildini Savaşla Barış’ın<br />kulağıma sesler geliyor<br />gök kubbeden değil meydan yerinden<br />gardiyanlar birini dövüyor yine<br />ağaçları severmişim meğer<br />çırılçıplak kayınlar Moskova dolaylarında Peredelkino’da kışın<br />çıkarlar karşıma alçakgönüllü kibar<br />kayınlar Rus sayılıyor kavakları Türk saydığımız gibi<br />İzmir’in kavakları<br />dökülür yaprakları<br />bize de Çakıcı derler<br />yar fidan boylum<br />yakarız konakları<br />Ilgaz ormanlarında yıl 920 bir keten mendil astım bir çam dalına<br />ucu işlemeli<br />yolları severmişim meğer<br />asfaltını da<br />Vera direksiyonda Moskova’dan Kırım’a gidiyoruz Koktebel’e<br />asıl adı Göktepe ili<br />bir kapalı kutuda ikimiz<br />dünya akıyor iki yandan dışarda dilsiz uzak<br />hiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadım<br />eşkiyalar çıktı karşıma Bolu’dan inerken Gerede’ye kırmızı yolda ve yaşım on sekiz<br />yaylıda canımdan gayri alacakları eşyam da yok<br />ve on sekizimde en değersiz eşyamız canımızdır<br />bunu bir kere daha yazdımdı<br />çamurlu karanlık sokakta bata çıka Karagöz’e gidiyorum Ramazan gecesi<br />önde körüklü kaat fener<br />belki böyle bir şey olmadı …. çiçekler geldi aklıma her nedense<br />gelincikler kaktüsler fulyalar<br />İstanbul’da Kadıköy’de Fulya tarlasında öptüm Marika’yı<br />ağzı acıbadem kokuyor yaşım on yedi<br />kolan vurdu yüreğim salıncak buluTlara girdi çıktı<br />çiçekleri severmişim meğer<br />üç kırmızı karanfil yolladı bana hapishaneye yoldaşlar 1948<br />yıldızları hatırladım … severmişim meğer<br />gözümün önüne kar yağışı geliyor<br />ağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi de<br />meğer kar yağışını severmişim<br />güneşi severmişim meğer<br />şimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bile<br />güneş İstanbul’da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar<br />ama onun resmini sen öyle yapmayacaksın<br />meğer denizi severmişim<br />hem de nasıl<br />ama Ayvazofki’nin denizleri bir yana<br />bulutları severmişim meğer<br />ister altlarında olayım ister üstlerinde<br />ister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlara<br />ay ışığı geliyor aklıma en aygın baygın en yalancısı en küçük burjuvası<br />severmişim<br />yağmuru severmişim meğer<br />ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim<br />beni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık ya da bir damlanın<br />içinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gider<br />yağmuru severmişim meğer<br />ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde<br />yanında pencerenin<br />altıncı cigaramı yaktığımdan mı<br />bir eski ölümdür benim için<br />Moskova’da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiye<br />saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />zifiri karanlıkta gidiyor tren<br />zifiri karanlığı severmişim meğer<br />kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften<br />kıvılcımları severmişim meğer<br />meğer ne çok şeyi severmişim de...]]></itunes:summary><itunes:duration>474</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/c168d34b6a3cfe143827202da1b3eea8.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>27</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Karanlık Duvarlar</title><link>https://www.spreaker.com/episode/karanlik-duvarlar--59611699</link><description><![CDATA[I. Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda<br />Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum<br />Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse<br />elini uzatmıyor<br />Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan<br />bir deniz gibi<br />Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.<br />Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme<br />Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar<br />Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda<br />İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda<br />Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar<br />Biz bunun için mi geldik. II. Kara ağaç gibi bağlıyım katı bir çağ bu<br />Her şey bir makine düzenine gidiyor<br />– düzen diyorlar beni çağırıyorlar –<br />Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu<br />Baktığımız her şeyde bir yalan kabuğu<br />Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz. III. Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa<br />bağlıyorsunuz<br />Doğmadan ölüme yöneldik gerisi yok diyenler var<br />Sınırlı yıl oyunlarına inananlar var<br />Sizin güveniniz bir güneş düzeninde<br />Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum<br />Bir ağacı büyütüyorum her yerimle<br />Bir ağacı uyguluyorum – her şey bir ağaç düzeninde –<br />Yerde gökte ve her her yerde<br />Dallarında ben ağacın incecik köklerinde<br />Boğuluyorum – bağlanıyorum –<br />Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum. IV. Şu dar odanın katı yalnızlığında<br />Ve her şeyin çıplaklığında<br />Durup bir pencereyi deniyorum<br />Gizliliğin dışına çıkıyorum<br />Araçların<br />İnsanların<br />Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin<br />İçimde yalnız ve yapraksız<br />Bir kavak ağacı büyüyor – Çıplak ve göğe doğru –<br />Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun<br />Bir ağlama duvarı bu.<br />Yatak ve yorganın kuru yalnızlığında<br />Ve aklın dar yalnızlığında<br />Şehrin ve herşeyin<br />Ve kalabalığın yorgunluğunda<br />Saçların ve parmakların<br />Ve gözlerin ve gecenin bu bulanık çağında<br />Ve aynaların sığ görünümünde<br />Bunalıyorum. V. Susmanın kalesine sığınıyorum<br />Önümde karanlıktan duvarlar<br />Sırtımda insan yüklü bir gök var. Maraş 1959     ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">0d7378ac-6a77-4b4b-b8ad-35c0b3cd07c1</guid><pubDate>Tue, 23 Apr 2024 07:20:44 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59611699/b2e8815c_03bb_df95_015b_d06867e5634d.mp3" length="3775926" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>I. Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda
Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum
Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse
elini uzatmıyor
Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan
bir deniz gibi
Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[I. Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda<br />Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum<br />Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse<br />elini uzatmıyor<br />Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan<br />bir deniz gibi<br />Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.<br />Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme<br />Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar<br />Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda<br />İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda<br />Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar<br />Biz bunun için mi geldik. II. Kara ağaç gibi bağlıyım katı bir çağ bu<br />Her şey bir makine düzenine gidiyor<br />– düzen diyorlar beni çağırıyorlar –<br />Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu<br />Baktığımız her şeyde bir yalan kabuğu<br />Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz. III. Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa<br />bağlıyorsunuz<br />Doğmadan ölüme yöneldik gerisi yok diyenler var<br />Sınırlı yıl oyunlarına inananlar var<br />Sizin güveniniz bir güneş düzeninde<br />Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum<br />Bir ağacı büyütüyorum her yerimle<br />Bir ağacı uyguluyorum – her şey bir ağaç düzeninde –<br />Yerde gökte ve her her yerde<br />Dallarında ben ağacın incecik köklerinde<br />Boğuluyorum – bağlanıyorum –<br />Ben mezarların karanlık çağına dayanıyorum. IV. Şu dar odanın katı yalnızlığında<br />Ve her şeyin çıplaklığında<br />Durup bir pencereyi deniyorum<br />Gizliliğin dışına çıkıyorum<br />Araçların<br />İnsanların<br />Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin<br />İçimde yalnız ve yapraksız<br />Bir kavak ağacı büyüyor – Çıplak ve göğe doğru –<br />Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun<br />Bir ağlama duvarı bu.<br />Yatak ve yorganın kuru yalnızlığında<br />Ve aklın dar yalnızlığında<br />Şehrin ve herşeyin<br />Ve kalabalığın yorgunluğunda<br />Saçların ve parmakların<br />Ve gözlerin ve gecenin bu bulanık çağında<br />Ve aynaların sığ görünümünde<br />Bunalıyorum. V. Susmanın kalesine sığınıyorum<br />Önümde karanlıktan duvarlar<br />Sırtımda insan yüklü bir gök var. Maraş 1959     ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>236</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/9012aec0be256c0096ceaf8a78e2c128.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>26</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Yaşamak</title><link>https://www.spreaker.com/episode/yasamak--59611666</link><description><![CDATA[Neden diye sormayın hemen. Onu ben kendi kendime de açıklayabilmiş değilim henüz.<br />Kişinin ihtiyaç duyunca aramasının binlerce çeşidi olmalı. Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, arayacağımız yer bellidir. Bakınırız ve onun işaretlerini tanımakta güçlük çekmeyiz. Sıkıntı kollarını göğsümde kavuşturmuş. Soluk alırken, genişleyip daralan kaburgalarım, zamanın boşuna ve nedensiz geçtiğini biliyor. Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum. Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.<br />Kederli olduğumda söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felâket geçirenlerim var.<br />Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. Hiç beklemiyordum, birden kadın bana çevirdi bakışını. Tanrım ne büyük bir merak içindeydi bu bakış. Durmadan sormaktaydı. Hayattan ne beklediğimi sormaktaydı...Günü birlik yaşama içinde elde edilebilen sayısız imkanlar kaçırmıştı. Bu durumda ona bakmak zordu. Huzursuz kımıldayarak ondan kurtulmaya çalıştım. Fakat bakışımı tutmuştu, ondan ayrılamıyordum, tanışmıştık bir kere. Tekrar karşılaştığımız takrirde, sorularını, ikinci kez tekrarladığını bilerek, düşündü mü der gibi, başkalarının öğrenmelerine duyulan güvensizlikle, yine alay ederek tekrarliyacağını düşünüyordum. Fakat umulmadık bir anda başka, herhangi bir şeyle ilgilenmeye başladı... Birden sahipsiz kalmıştım. Bakışım, yere paralel durmak zorunda bulunan, fakat içindeki sertlik süratle yumuşayan bir bakır tel gibi eğiliyordu boyuna. Durumun saçmalığını kavrayıncaya kadar bir an bocaladım. Bu belki de devam edecekti ama, seni hissettim. Evet, bakıyordun, yanılmamıştım...Bunu hissetmemden ne kadar önce başlamıştım bilmiyorum ama, bakışlarımız karşılaşınca kaçtın, önüne döndün...ve dönmen için zamanın vardı. Fakat dönmemiştin. Omuzlarından bana dokunup kaldığını anladım. Görüyordun, beni hissediyordun. Ve o zaman başladı. İste yine bir şey var. Bakıyordum sana. Şimdi birşeysin benim için...Varsın.<br />Fakat bocalıyordum. Gizlice düşündüğüm, farkedilmesinden korktuğum hakikat sen miydin, yoksa ben, hatırasızlığı, boşluğu, en ucuz şekilde, sırtımdan korkakça, hiç bir teşebbüste bulunmadan birden bire atmak için yine hayal mi kuruyordum. Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı? CAHİT ZARİFOĞLU    ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">90557623-89eb-40d8-a413-739e93590061</guid><pubDate>Tue, 23 Apr 2024 06:31:30 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59611666/702b9ed7_33c8_e800_20c1_94459977bad5.mp3" length="4295867" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Neden diye sormayın hemen. Onu ben kendi kendime de açıklayabilmiş değilim henüz.
Kişinin ihtiyaç duyunca aramasının binlerce çeşidi olmalı. Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, arayacağımız yer bellidir. Bakınırız ve onun işaretlerini tanımakta...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Neden diye sormayın hemen. Onu ben kendi kendime de açıklayabilmiş değilim henüz.<br />Kişinin ihtiyaç duyunca aramasının binlerce çeşidi olmalı. Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, arayacağımız yer bellidir. Bakınırız ve onun işaretlerini tanımakta güçlük çekmeyiz. Sıkıntı kollarını göğsümde kavuşturmuş. Soluk alırken, genişleyip daralan kaburgalarım, zamanın boşuna ve nedensiz geçtiğini biliyor. Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum. Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.<br />Kederli olduğumda söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felâket geçirenlerim var.<br />Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. Hiç beklemiyordum, birden kadın bana çevirdi bakışını. Tanrım ne büyük bir merak içindeydi bu bakış. Durmadan sormaktaydı. Hayattan ne beklediğimi sormaktaydı...Günü birlik yaşama içinde elde edilebilen sayısız imkanlar kaçırmıştı. Bu durumda ona bakmak zordu. Huzursuz kımıldayarak ondan kurtulmaya çalıştım. Fakat bakışımı tutmuştu, ondan ayrılamıyordum, tanışmıştık bir kere. Tekrar karşılaştığımız takrirde, sorularını, ikinci kez tekrarladığını bilerek, düşündü mü der gibi, başkalarının öğrenmelerine duyulan güvensizlikle, yine alay ederek tekrarliyacağını düşünüyordum. Fakat umulmadık bir anda başka, herhangi bir şeyle ilgilenmeye başladı... Birden sahipsiz kalmıştım. Bakışım, yere paralel durmak zorunda bulunan, fakat içindeki sertlik süratle yumuşayan bir bakır tel gibi eğiliyordu boyuna. Durumun saçmalığını kavrayıncaya kadar bir an bocaladım. Bu belki de devam edecekti ama, seni hissettim. Evet, bakıyordun, yanılmamıştım...Bunu hissetmemden ne kadar önce başlamıştım bilmiyorum ama, bakışlarımız karşılaşınca kaçtın, önüne döndün...ve dönmen için zamanın vardı. Fakat dönmemiştin. Omuzlarından bana dokunup kaldığını anladım. Görüyordun, beni hissediyordun. Ve o zaman başladı. İste yine bir şey var. Bakıyordum sana. Şimdi birşeysin benim için...Varsın.<br />Fakat bocalıyordum. Gizlice düşündüğüm, farkedilmesinden korktuğum hakikat sen miydin, yoksa ben, hatırasızlığı, boşluğu, en ucuz şekilde, sırtımdan korkakça, hiç bir teşebbüste bulunmadan birden bire atmak için yine hayal mi kuruyordum. Dedim ya işte, bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı? CAHİT ZARİFOĞLU    ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>269</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/c7cdfc6200058eeb460cccef84b1eb80.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>23</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Pia</title><link>https://www.spreaker.com/episode/pia--59482392</link><description><![CDATA[PiA Ne olur kim olduğunu bilsem Pia'nın.<br />Ellerini bir tutsam, ölsem;<br />Böyle uzak uzak seslenmese,<br />Ben bir şehre geldiğim vakit,<br />O başka bir şehre gitmese:<br />Otelleri bomboş bulmasam.<br />İçlenip buzlu bir kadeh gibi,<br />Buğulanıp buğulanıp durmasam. Ne olur sabaha karşı rıhtımda,<br />Çocuklar Pia'yı görseler,<br />Bana haber salsalar bilsem.<br />İçimi büsbütün yıldız basar.<br />Bir hançer gibi çıkıp giderdim.<br />Ben bir şehre geldiğim vakit,<br />O başka bir şehre gitmese,<br />Singapur yolunda demeseler.<br />Bana bunu yapmasalar yorgunum.<br />Üstelik parasızım, pasaportsuzum. Ne olur sabaha karşı rıhtımda,<br />Seslendiğini duysam Pia'nın:<br />Sırtında yoksul bir yağmurluk,<br />Çocuk gözleri büyük büyük;<br />Üşümüş, ürpermiş, soluk.<br />Ellerini tutabilsem Pia'nın,<br />Ölsem; eksiksiz ölürdüm. Attila İlhan    ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">a3f79bac-5571-4f5a-bc28-88f89c188cef</guid><pubDate>Tue, 16 Apr 2024 03:10:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59482392/77465feb_cd92_1776_ee56_c48da1ebf22a.mp3" length="1922283" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>PiA Ne olur kim olduğunu bilsem Pia'nın.
Ellerini bir tutsam, ölsem;
Böyle uzak uzak seslenmese,
Ben bir şehre geldiğim vakit,
O başka bir şehre gitmese:
Otelleri bomboş bulmasam.
İçlenip buzlu bir kadeh gibi,
Buğulanıp buğulanıp durmasam. Ne olur...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[PiA Ne olur kim olduğunu bilsem Pia'nın.<br />Ellerini bir tutsam, ölsem;<br />Böyle uzak uzak seslenmese,<br />Ben bir şehre geldiğim vakit,<br />O başka bir şehre gitmese:<br />Otelleri bomboş bulmasam.<br />İçlenip buzlu bir kadeh gibi,<br />Buğulanıp buğulanıp durmasam. Ne olur sabaha karşı rıhtımda,<br />Çocuklar Pia'yı görseler,<br />Bana haber salsalar bilsem.<br />İçimi büsbütün yıldız basar.<br />Bir hançer gibi çıkıp giderdim.<br />Ben bir şehre geldiğim vakit,<br />O başka bir şehre gitmese,<br />Singapur yolunda demeseler.<br />Bana bunu yapmasalar yorgunum.<br />Üstelik parasızım, pasaportsuzum. Ne olur sabaha karşı rıhtımda,<br />Seslendiğini duysam Pia'nın:<br />Sırtında yoksul bir yağmurluk,<br />Çocuk gözleri büyük büyük;<br />Üşümüş, ürpermiş, soluk.<br />Ellerini tutabilsem Pia'nın,<br />Ölsem; eksiksiz ölürdüm. Attila İlhan    ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>121</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/591a26e2fd9bc9f556974f7a2d4d4f95.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>24</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Bırakılmışlığın Tadı</title><link>https://www.spreaker.com/episode/birakilmisligin-tadi--59237192</link><description><![CDATA[«Çevreyi tanımlamak değil, duygularla yaşamak gerekir…»  Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeğe çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama dileği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da, sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen? Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yanyana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı? Ya da daha derin algılamak mı? Kendi varoluşum? Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu? Yaşamımda, daha doğrusu yaşamın ortasında, tüm özlemlerimin doyumsuz kaldığını nasıl da algılıyorum. Ama artık yorulmaksızın aramak yok. Aranan yaşantılar arandı. Yaşandı. Bir kısmı gömüldü. Yeniden toprak oldu. Canlılıklarını duyduğum, canlılıklarını birlikte bölüştüğüm birtakım insanlar gitti. Onlar adına, onları da özlemek, onlar için özlemek, onlar için de sevmek. İnsan yaşamının mutlak en önemli olgusu sevilen bir insanı özlemek, istemek. Onun yanındayken de özlemek, istemek. Oysa yaşam genellikle insanın bir başına kalması. Uykuda. Uykuyu ararken. Derin uykuların ötesinde bile zaman zaman düşünde sezinlemiyor mu insan birbaşınalığın çaresizliğini? Yollarda. Okurken. Pencereden caddelere bakarken. Giyinirken. Soyunurken. Herhangi bir kahvenin içinde oturan insanlara gelişigüzel bakarken. Hiçbir şey aramazken. Herhangi bir kahvede oturan insanları görmezken, başka olgular düşünürken… Yosun kokusunu yeniden duymaya çalışırken, bir kavşakta karşıdan karşıya geçerken, arabalar dünyasında yaşadığını son anda algılarken, büyük bir bulvarın tüm kahvelerinde oturanlardan hiçbirini tanımazken, bir mağazadan gelişigüzel yiyecek seçerken, ya da bir satıcıdan herhangi bir malı isterken, aynı anda özlem ve yalnızlıkları düşünürken, gidenleri, gelenleri, bölünenleri ölenleri, doğanları, büyüyenleri, yaşamak isteyenleri, yaşamak istemeyenleri özlerken, severken, sevilirken, sevişirken, hep yalnız değil miyiz?  Yaşam özlemini doyuracak bir olgu mümkün mü?  Yirmi yıl sonra aynı şarkılar çalıyor. Elliüç yıl öncesi çekilmiş bir film gösteriliyor. Bindokuzyüzyirmilerin, ellilerin giysileri vitrinleri dolduruyor. Açlık, savaş, geri kalmışlık ve inanılmaz felâketlerle ilgili haberleri, kitleler, masal dinler gibi dinliyor. İşte böylesi bir yaşam önümüzden gelip gidiyor. Sen, kendi duvarlarının gerisine çekiliyorsun. O, kendi duvarlarının gerisine çekiliyor. Bir başka kentte. Bir başka ülkede. Herkes bir başka kentte. Herkes bir başka dili konuşuyor. Ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok. Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. Bir bedenin üzerinde dolaşan her el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki beden üzerinde.  Doyum içinde ayrılacağımı sandığım bu yaşamdan, zaman zaman algılıyorsun ki, hiç de doyumla ayrılamayacaksın. Hiç yaşamamış gibi. Doymak mümkün mü?  Sanki hiçbir şey, yaşamın hiçbir olgusu, henüz algılanan, duygularla tutulan güçle kavranmamış, yaşanmamış.  Niçin bugün, yaşamın, tüm yaşamın önünden geçip gittiğini, artık ölümü beklemekten başka bir şey olmadığını, her gün gibi, bir kez daha anıyorsun? Yaşam: zamansız. Yaşamın hiçbir zamanı yok. Çocukluk, kadınlık, erkeklik, yaşlılık, yaşam, ölüm, sevgi, sevgisizlik, doyum, doyumsuzluk, her şey iç içe. Akıl, delilik, varlık, boşluk içiçe...  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">7ece1af4-fb58-4448-b858-71712b3fb2b3</guid><pubDate>Sun, 31 Mar 2024 04:48:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59237192/e7bff995_bb47_e2f9_5067_540bc50a670e.mp3" length="7496812" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>«Çevreyi tanımlamak değil, duygularla yaşamak gerekir…»  Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeğe çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[«Çevreyi tanımlamak değil, duygularla yaşamak gerekir…»  Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeğe çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama dileği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da, sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen? Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yanyana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı? Ya da daha derin algılamak mı? Kendi varoluşum? Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu? Yaşamımda, daha doğrusu yaşamın ortasında, tüm özlemlerimin doyumsuz kaldığını nasıl da algılıyorum. Ama artık yorulmaksızın aramak yok. Aranan yaşantılar arandı. Yaşandı. Bir kısmı gömüldü. Yeniden toprak oldu. Canlılıklarını duyduğum, canlılıklarını birlikte bölüştüğüm birtakım insanlar gitti. Onlar adına, onları da özlemek, onlar için özlemek, onlar için de sevmek. İnsan yaşamının mutlak en önemli olgusu sevilen bir insanı özlemek, istemek. Onun yanındayken de özlemek, istemek. Oysa yaşam genellikle insanın bir başına kalması. Uykuda. Uykuyu ararken. Derin uykuların ötesinde bile zaman zaman düşünde sezinlemiyor mu insan birbaşınalığın çaresizliğini? Yollarda. Okurken. Pencereden caddelere bakarken. Giyinirken. Soyunurken. Herhangi bir kahvenin içinde oturan insanlara gelişigüzel bakarken. Hiçbir şey aramazken. Herhangi bir kahvede oturan insanları görmezken, başka olgular düşünürken… Yosun kokusunu yeniden duymaya çalışırken, bir kavşakta karşıdan karşıya geçerken, arabalar dünyasında yaşadığını son anda algılarken, büyük bir bulvarın tüm kahvelerinde oturanlardan hiçbirini tanımazken, bir mağazadan gelişigüzel yiyecek seçerken, ya da bir satıcıdan herhangi bir malı isterken, aynı anda özlem ve yalnızlıkları düşünürken, gidenleri, gelenleri, bölünenleri ölenleri, doğanları, büyüyenleri, yaşamak isteyenleri, yaşamak istemeyenleri özlerken, severken, sevilirken, sevişirken, hep yalnız değil miyiz?  Yaşam özlemini doyuracak bir olgu mümkün mü?  Yirmi yıl sonra aynı şarkılar çalıyor. Elliüç yıl öncesi çekilmiş bir film gösteriliyor. Bindokuzyüzyirmilerin, ellilerin giysileri vitrinleri dolduruyor. Açlık, savaş, geri kalmışlık ve inanılmaz felâketlerle ilgili haberleri, kitleler, masal dinler gibi dinliyor. İşte böylesi bir yaşam önümüzden gelip gidiyor. Sen, kendi duvarlarının gerisine çekiliyorsun. O, kendi duvarlarının gerisine çekiliyor. Bir başka kentte. Bir başka ülkede. Herkes bir başka kentte. Herkes bir başka dili konuşuyor. Ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok. Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. Bir bedenin üzerinde dolaşan her el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki beden üzerinde.  Doyum içinde ayrılacağımı sandığım bu yaşamdan, zaman zaman algılıyorsun ki, hiç de doyumla ayrılamayacaksın. Hiç yaşamamış gibi. Doymak mümkün mü?  Sanki hiçbir şey, yaşamın hiçbir olgusu, henüz algılanan, duygularla tutulan güçle kavranmamış, yaşanmamış.  Niçin bugün, yaşamın, tüm yaşamın önünden geçip gittiğini, artık ölümü beklemekten başka bir şey olmadığını, her gün gibi, bir kez daha anıyorsun? Yaşam: zamansız. Yaşamın hiçbir zamanı yok. Çocukluk, kadınlık, erkeklik, yaşlılık, yaşam, ölüm, sevgi, sevgisizlik, doyum, doyumsuzluk, her şey iç içe. Akıl, delilik, varlık, boşluk içiçe...  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>469</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/5aa86831244c8a52923be94db48d34fa.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>23</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Emperyal Oteli</title><link>https://www.spreaker.com/episode/emperyal-oteli--59323467</link><description><![CDATA[Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun kanıma girdin itirazım var<br />Sımsıcak bir merhaba diyecektim<br />Başımı usulca dizine koyacaktım<br />Dört gün dört gece susacaktımYağmur sönecekti yanacaktı<br />Sameland seferden dönecekti<br />Duvardaki saat duracaktı<br />Kalbim kendiliğinden duracaktı<br />Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun kanıma girdin itirazım varEmperyal Oteli'nde bu sonbahar<br />Bu camların nokta nokta hüznü<br />Bu bizim berhava olmuşluğumuz<br />Bir nokta bir hat kalmışlığımız<br />Bu rezil bu çarşamba günü<br />İntihar etmiş kötümser yapraklar<br />Öksürüklü aksırıklı bu takvim<br />Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun kanıma girdin itirazım varSesleri liman sislerinde boğulur<br />Gemiler yorgun ve uykuludur<br />Sabahtır saat beş buçuktur<br />Sen kollarımın arasındasın<br />Onlar gibi değilsin sen başkasın<br />Bu senin gözlerin gibisi yoktur<br />Adamın rüyasına rüyasına sokulur<br />Aklının içinde siyah bir vapur<br />Kıvranır insaf nedir bilmezOtelin penceresinde duracaktın<br />Şehri karanlıkta görecektin<br />Karanlıkta yağmuru görecektin<br />Saçların ıslanacak ıslanacaktı<br />Kış geceleri gibi uzun uzun<br />Tek damla gözyaşı dökmeksizin<br />Maria Dolores ağlayacaktı<br />İstanbul'u yağmur tutacaktı<br />Bütün bir gün iş arayacaktım<br />Sana bir türkü getirecektim<br />Kulaklarımız çınlayacaktıEmperyal Oteli'nin resmini çektim<br />Akşam saçaklarından damlıyordu<br />Kapısında durmanı söylemiştim<br />Yüzün zambaklara benziyordu<br />Cumhuriyet Bahçesi'nde insanlar geziyordu<br />Tepebaşı'ndaki küçük Yahudiler<br />Asmalımescit'teki rum kemancı<br />Böyle rüzgarsız kalmışlığımız<br />Bu bizim iç çektiğimiz sancı<br />El ele tutuşmuş geziyordu<br />Gazeteler cinayeti yazıyordu<br />Haliç'e bir avuç kan dökülmüştüEmperyal Oteli'nde üç gece kaldık<br />Fazlasına paramız yetmiyordu<br />Gözlerin gözlerimden gitmiyordu<br />Dördüncü gece sokakta kaldık<br />Karanlık bir türlü bitmiyordu<br />Sirkeci Garı'nda sabahladık<br />Bilen bilmeyen bizi ayıpladı<br />Halbuki kimlere kimlere başvurmadık<br />Hiçbiri yüzümüze bakmıyordu<br />Hiç kimse elimizden tutmuyordu<br />Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun... kanıma girdin.... kabulümsün... <br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">f3510402-4ebc-49c5-a189-e6f6b5390341</guid><pubDate>Sat, 30 Mar 2024 16:07:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59323467/89dee1e3_5905_2b59_1787_29a78f4134ba.mp3" length="3585132" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Ben hiç böylesini görmemiştim
Vurdun kanıma girdin itirazım var
Sımsıcak bir merhaba diyecektim
Başımı usulca dizine koyacaktım
Dört gün dört gece susacaktımYağmur sönecekti yanacaktı
Sameland seferden dönecekti
Duvardaki saat duracaktı
Kalbim...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun kanıma girdin itirazım var<br />Sımsıcak bir merhaba diyecektim<br />Başımı usulca dizine koyacaktım<br />Dört gün dört gece susacaktımYağmur sönecekti yanacaktı<br />Sameland seferden dönecekti<br />Duvardaki saat duracaktı<br />Kalbim kendiliğinden duracaktı<br />Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun kanıma girdin itirazım varEmperyal Oteli'nde bu sonbahar<br />Bu camların nokta nokta hüznü<br />Bu bizim berhava olmuşluğumuz<br />Bir nokta bir hat kalmışlığımız<br />Bu rezil bu çarşamba günü<br />İntihar etmiş kötümser yapraklar<br />Öksürüklü aksırıklı bu takvim<br />Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun kanıma girdin itirazım varSesleri liman sislerinde boğulur<br />Gemiler yorgun ve uykuludur<br />Sabahtır saat beş buçuktur<br />Sen kollarımın arasındasın<br />Onlar gibi değilsin sen başkasın<br />Bu senin gözlerin gibisi yoktur<br />Adamın rüyasına rüyasına sokulur<br />Aklının içinde siyah bir vapur<br />Kıvranır insaf nedir bilmezOtelin penceresinde duracaktın<br />Şehri karanlıkta görecektin<br />Karanlıkta yağmuru görecektin<br />Saçların ıslanacak ıslanacaktı<br />Kış geceleri gibi uzun uzun<br />Tek damla gözyaşı dökmeksizin<br />Maria Dolores ağlayacaktı<br />İstanbul'u yağmur tutacaktı<br />Bütün bir gün iş arayacaktım<br />Sana bir türkü getirecektim<br />Kulaklarımız çınlayacaktıEmperyal Oteli'nin resmini çektim<br />Akşam saçaklarından damlıyordu<br />Kapısında durmanı söylemiştim<br />Yüzün zambaklara benziyordu<br />Cumhuriyet Bahçesi'nde insanlar geziyordu<br />Tepebaşı'ndaki küçük Yahudiler<br />Asmalımescit'teki rum kemancı<br />Böyle rüzgarsız kalmışlığımız<br />Bu bizim iç çektiğimiz sancı<br />El ele tutuşmuş geziyordu<br />Gazeteler cinayeti yazıyordu<br />Haliç'e bir avuç kan dökülmüştüEmperyal Oteli'nde üç gece kaldık<br />Fazlasına paramız yetmiyordu<br />Gözlerin gözlerimden gitmiyordu<br />Dördüncü gece sokakta kaldık<br />Karanlık bir türlü bitmiyordu<br />Sirkeci Garı'nda sabahladık<br />Bilen bilmeyen bizi ayıpladı<br />Halbuki kimlere kimlere başvurmadık<br />Hiçbiri yüzümüze bakmıyordu<br />Hiç kimse elimizden tutmuyordu<br />Ben hiç böylesini görmemiştim<br />Vurdun... kanıma girdin.... kabulümsün... <br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>225</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3b470da60a95d6925a64bd7752b6790c.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>23</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Elçi / Gece Şarkısı</title><link>https://www.spreaker.com/episode/elci-gece-sarkisi--59153054</link><description><![CDATA[<br /> Ben sizin en eski düşünüzüm<br />bir daha göremeyeceğiniz düşünüz<br />Ve hepimizin içindeki gizli infilâkım ben<br />bir daha hatırlayamayacağınız Eski ölçülerinizi parçalayacaksınız<br />Çünkü sizin en büyük hayalinizden büyüğüm<br />Kozmonot pilotunuzum<br />Sınırsızlığınızın sınırıyım ben Ben sonuncu elçinizim sizin<br />Siz kimsiniz  Bir kez harcamaya gör<br />çabuk tükenir sayılı aşk<br />suyunu çeker<br />sen bir zamanlar sanmıştın<br />ki aşkın sınırı yok<br />oysa var<br />ve o<br />sınır sensin şimdi<br />iskarmozları söküp götürmüşler<br />nasıl kürek çekeceksin<br />yaşama?<br />İskorpitleri<br />kim toplayacak?<br />Deniz bir uçurumdur<br />ağzına kadar su.  gelirim! üstelik gelirsem ben<br />kinsiz gelirim<br />size hararetle uzattığım el<br />sadece sevgi<br />gelirim! üstelik gelirsem ben<br />hınçsız gelirim<br />gelirim bütün hesaplardan azade<br />kavisli bi gökkuşağı gibi kollarım açıp<br />sımsıkı kucaklamaya sizi<br />gelirim! üstelik gelirsem ben temelli gelirim.    <br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">a17ca23e-570d-4e7e-a49f-20d2578b78ae</guid><pubDate>Sun, 24 Mar 2024 08:40:41 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59153054/21867d22_f291_6a6f_543b_159baeb126c4.mp3" length="2417355" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>
 Ben sizin en eski düşünüzüm
bir daha göremeyeceğiniz düşünüz
Ve hepimizin içindeki gizli infilâkım ben
bir daha hatırlayamayacağınız Eski ölçülerinizi parçalayacaksınız
Çünkü sizin en büyük hayalinizden büyüğüm
Kozmonot pilotunuzum
Sınırsızlığınızın...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[<br /> Ben sizin en eski düşünüzüm<br />bir daha göremeyeceğiniz düşünüz<br />Ve hepimizin içindeki gizli infilâkım ben<br />bir daha hatırlayamayacağınız Eski ölçülerinizi parçalayacaksınız<br />Çünkü sizin en büyük hayalinizden büyüğüm<br />Kozmonot pilotunuzum<br />Sınırsızlığınızın sınırıyım ben Ben sonuncu elçinizim sizin<br />Siz kimsiniz  Bir kez harcamaya gör<br />çabuk tükenir sayılı aşk<br />suyunu çeker<br />sen bir zamanlar sanmıştın<br />ki aşkın sınırı yok<br />oysa var<br />ve o<br />sınır sensin şimdi<br />iskarmozları söküp götürmüşler<br />nasıl kürek çekeceksin<br />yaşama?<br />İskorpitleri<br />kim toplayacak?<br />Deniz bir uçurumdur<br />ağzına kadar su.  gelirim! üstelik gelirsem ben<br />kinsiz gelirim<br />size hararetle uzattığım el<br />sadece sevgi<br />gelirim! üstelik gelirsem ben<br />hınçsız gelirim<br />gelirim bütün hesaplardan azade<br />kavisli bi gökkuşağı gibi kollarım açıp<br />sımsıkı kucaklamaya sizi<br />gelirim! üstelik gelirsem ben temelli gelirim.    <br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>152</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3d3718ae9480b028833f8cc26d16eaa2.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>22</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Buluşmak Üzere</title><link>https://www.spreaker.com/episode/bulusmak-uzere--59150593</link><description><![CDATA[Diyelim yağmura tutuldun bir gün   Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek   Öbür yanda güneş kendi keyfinde   Ne de olsa yaz yağmuru   Pırıl pırıl düşüyor damlalar   Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın   Dar attın kendini karşı evin sundurmasına   İşte o evin kapısında bulacaksın beni  Diyelim için çekti bir sabah vakti   Erkenceden denize gireyim dedin   Kulaç attıkça sen   Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan   Ege denizi bu efendi deniz   Seslenmiyor   Derken bi de dibe dalayım diyorsun   İçine doğdu belki de   İşte çil çil koşuşan balıklar   Lapinalar gümüşler var ya   Eylim eylim salınan yosunlar   Onların arasında bulacaksın beni  Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya   Çakmak çakmak gözleri   Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı   Herkes orda sen de ordasın   Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından   Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim   Özgürlüğe mutluluğa doğru   Her işin başında sevgi diyor   Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili   Bi de başını çeviriyorsun ki   Yanında ben varım... Can Yücel  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">da5b03c0-b38c-434a-908d-3338839bfe06</guid><pubDate>Sat, 23 Mar 2024 21:40:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59150593/2fac104b_8802_6ffe_0c74_c583e678d28b.mp3" length="2174520" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Diyelim yağmura tutuldun bir gün   Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek   Öbür yanda güneş kendi keyfinde   Ne de olsa yaz yağmuru   Pırıl pırıl düşüyor damlalar   Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın   Dar attın kendini karşı evin sundurmasına ...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Diyelim yağmura tutuldun bir gün   Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek   Öbür yanda güneş kendi keyfinde   Ne de olsa yaz yağmuru   Pırıl pırıl düşüyor damlalar   Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın   Dar attın kendini karşı evin sundurmasına   İşte o evin kapısında bulacaksın beni  Diyelim için çekti bir sabah vakti   Erkenceden denize gireyim dedin   Kulaç attıkça sen   Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan   Ege denizi bu efendi deniz   Seslenmiyor   Derken bi de dibe dalayım diyorsun   İçine doğdu belki de   İşte çil çil koşuşan balıklar   Lapinalar gümüşler var ya   Eylim eylim salınan yosunlar   Onların arasında bulacaksın beni  Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya   Çakmak çakmak gözleri   Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı   Herkes orda sen de ordasın   Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından   Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim   Özgürlüğe mutluluğa doğru   Her işin başında sevgi diyor   Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili   Bi de başını çeviriyorsun ki   Yanında ben varım... Can Yücel  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>136</itunes:duration><itunes:keywords>zere</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/dfe3e45fa45752b3910b7c0e11b519fb.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>21</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Birey ve Toplum Üstüne</title><link>https://www.spreaker.com/episode/birey-ve-toplum-ustune--59134439</link><description><![CDATA["...Kimselerin pek uğramadığı ıssız bir köşeden bir başkasına söz etmek, söz konusu yerin ıssızlığından büyük bir bölümünü yitirmesine yol açmaz mı?  Kalabalıklar, yalnızların varlığını hoş karşılamaz.  Yalnızlardan söz açmak, insanların bu konuda fazlasıyla çok şey bildiğini düşünmektir. Sanılır ki, yalnız denince ne anlamak gerektiğini bilir herkes. Ama hayır, bildikleri yoktur, bir yalnız’ı asla görmüş değillerdir çünkü, kendisini tanımadan ondan nefret etmiş, ona kin beslemişlerdir. Ona komşu olmuş, onu canından bezdirmişlerdir. Bitişikteki odalarından gelen sesleri onu yolundan saptırmaya çalışmıştır. Gürültüleriyle sesini bastırması için eşyayı ona karşı kışkırtmışlardır. Ve çok eskiye dayanan bu içgüdüsel davranışlarında da haksız sayılmazlar, çünkü yalnızlar gerçekten düşmanlarıydı onların. Ama yalnız’ın başını kaldırıp bakmadığını görünce düşünüp taşınmış, bütün yaptıklarının yalnız’ın öpüp başına koyacağı şeyler olduğunu, yalnızlığında onu daha da güçlendirdiklerini ve yalnız’ın kendilerinden sürekli uzaklaşmasına yardım ettiklerini sezmişlerdir. Bunun üzerine bir başka yol izlemiş, en son, en etkili bir çareye başvurmuş, yalnız’ın karşısına değişik bir silahla, şan ve şöhretle çıkmışlardır. Bu konuda koparılan gürültüye başını kaldırıp bakmayan ve yolundan şaşmayan bir yalnız da hemen hiç görülmemiştir.  Dost denilen kişiler dans ve müzik gibi olmalı, asla bilinçli değil, istem dışı bir gereksinime uyarak onlara doğru yola koyulmalıdır. Dostluk, bunun sonucunda doğup çıkmalıdır ortaya. Birbirlerine doğru yürüdüler mi, biri ötekine ayak bağı olur.   Sözde pek değer taşımayıp horlanan nesnelerin bir yalnız’ın o geniş ve sevecen ellerine düşünce, nasıl toparlandıklarını hiç fark etmedin mi? Minik kuşlara benzer bu nesneler, yitirdikleri sıcaklığa yalnız’ın ellerinde yeniden kavuşur, canlanıp kıpırdanmaya başlar, uykularından uyanır, içlerinde bir yürek çarpmaya başlar, güçlü bir denizin alabildiğine iri dalgaları gibi, yalnız’ın kulak kabartmış dinleyen ellerinde kabarıp alçalır.  Belki günün birinde herkesin üstesinden gelebileceği ne varsa, yalnız kişi, şimdiden onları elde etme hazırlıklarına girişebilir, başkalarınınkine göre daha az yanılan elleriyle kurup çatabilir hepsini. Dolayısıyla, yalnızlığınızı sevin ve önünüze çıkardığı acıları yakışık alır sızlanışlarla göğüslemeye çalışın. Çünkü diyorsunuz ki, bana yakın olanlar benden uzaktır, bu da işte çevrenizin açılıp genişlemeye başladığını gösteriyor. Hani yakınınız uzak olursa, çevrenizdeki genişlik ta yıldızlara kadar gidip dayanabilir demektir, pek büyüktür yani. Kimseyi kendinizle birlikte çekip içine alamayacağınız bu büyümenizden ötürü sevinin ve geride kalanlara insaflı davranın! Onların karşısında güven ve serinkanlılığı elden bırakmayın! Kuşkularınızla eziyette bulunmayın onlara, akıl erdiremeyecekleri güven duygunuz ve kıvancınızla yüreklerine ürküntü salmayın! Aranızda sadelik ve vefa duygusuna dayalı bir ortaklık kurun; öyle bir ortaklık ki, siz zamanla sürekli değişseniz de, onun ille değişmesi gerekmesin. Size yabancı bir biçimde yaşamalarını sevin insanların, giderek yaşlanıp yalnızlıktan korkan, sizin gibi yalnızlığa güven beslemeyen insanlari sevin.  Yalnızız bir kez. Hani aldanabilir, durum hiç de böyle değilmiş gibi davranabiliriz. Hepsi o kadar. Oysa yalnız olduğumuzu görmek, hele böyle bir görüşten yola koyulmak ne kadar yerinde bir davranıştır. Doğru, başımızın döneceği kuşkusuzdur; çünkü gözlerimizin üzerinde dinlenegeldiği tüm nesneler çekilip alınacak elimizden, artık yakın diye bir şey kalmayacak ve tüm uzaklar sonsuz uzak’a dönüşecektir.  Herkesin yaşamında öyle saatler vardır ki, insan yalnızlığı verip ne denli yavan ve ucuz olursa olsun bir beraberliği almak ister karşılığında; iyi kötü ilk rastlayacağı kişiyle, en sıradan bir kişiyle sözde birazcık bir anlaşma uğruna yalnızlığı elden çıkarmak ister… Ama belki de yalnızlığın büyüdüğü saatlerdir bunlar; çünkü onun büyüyüşü de tıpkı oğlanların büyümesi gibi birtakım acı ve sancılarla gerçekleşir ve baharın ilk günleri gibi hüzünle dolup taşar. Ancak, şaşırtmasın bu sizi. Bizlere gereken yalnızlıktır, büyük, içsel bir yalnızlık. Kendi içine yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak… İşte ulaşılması gereken şey bizler için. Erişkinler büyük ve önemli buldukları nesnelerle sarmaş dolaş sağa sola koşuşurken, yalnızlık içinde yaşayan bir çocuk gibi tıpkı, erişkinlerin hamaratlıklarına bir anlam veremeyen ve yaptıkları işlerden bir şey anlamayan bir çocuk gibi..." Rainer Maria Rilke      ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">c85ad4f5-d6fe-4bb0-9c1e-44ea9a798db6</guid><pubDate>Fri, 22 Mar 2024 05:21:52 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59134439/f2669a69_30ae_f310_fb53_d64643fdd3aa.mp3" length="6721908" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>"...Kimselerin pek uğramadığı ıssız bir köşeden bir başkasına söz etmek, söz konusu yerin ıssızlığından büyük bir bölümünü yitirmesine yol açmaz mı?  Kalabalıklar, yalnızların varlığını hoş karşılamaz.  Yalnızlardan söz açmak, insanların bu konuda...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["...Kimselerin pek uğramadığı ıssız bir köşeden bir başkasına söz etmek, söz konusu yerin ıssızlığından büyük bir bölümünü yitirmesine yol açmaz mı?  Kalabalıklar, yalnızların varlığını hoş karşılamaz.  Yalnızlardan söz açmak, insanların bu konuda fazlasıyla çok şey bildiğini düşünmektir. Sanılır ki, yalnız denince ne anlamak gerektiğini bilir herkes. Ama hayır, bildikleri yoktur, bir yalnız’ı asla görmüş değillerdir çünkü, kendisini tanımadan ondan nefret etmiş, ona kin beslemişlerdir. Ona komşu olmuş, onu canından bezdirmişlerdir. Bitişikteki odalarından gelen sesleri onu yolundan saptırmaya çalışmıştır. Gürültüleriyle sesini bastırması için eşyayı ona karşı kışkırtmışlardır. Ve çok eskiye dayanan bu içgüdüsel davranışlarında da haksız sayılmazlar, çünkü yalnızlar gerçekten düşmanlarıydı onların. Ama yalnız’ın başını kaldırıp bakmadığını görünce düşünüp taşınmış, bütün yaptıklarının yalnız’ın öpüp başına koyacağı şeyler olduğunu, yalnızlığında onu daha da güçlendirdiklerini ve yalnız’ın kendilerinden sürekli uzaklaşmasına yardım ettiklerini sezmişlerdir. Bunun üzerine bir başka yol izlemiş, en son, en etkili bir çareye başvurmuş, yalnız’ın karşısına değişik bir silahla, şan ve şöhretle çıkmışlardır. Bu konuda koparılan gürültüye başını kaldırıp bakmayan ve yolundan şaşmayan bir yalnız da hemen hiç görülmemiştir.  Dost denilen kişiler dans ve müzik gibi olmalı, asla bilinçli değil, istem dışı bir gereksinime uyarak onlara doğru yola koyulmalıdır. Dostluk, bunun sonucunda doğup çıkmalıdır ortaya. Birbirlerine doğru yürüdüler mi, biri ötekine ayak bağı olur.   Sözde pek değer taşımayıp horlanan nesnelerin bir yalnız’ın o geniş ve sevecen ellerine düşünce, nasıl toparlandıklarını hiç fark etmedin mi? Minik kuşlara benzer bu nesneler, yitirdikleri sıcaklığa yalnız’ın ellerinde yeniden kavuşur, canlanıp kıpırdanmaya başlar, uykularından uyanır, içlerinde bir yürek çarpmaya başlar, güçlü bir denizin alabildiğine iri dalgaları gibi, yalnız’ın kulak kabartmış dinleyen ellerinde kabarıp alçalır.  Belki günün birinde herkesin üstesinden gelebileceği ne varsa, yalnız kişi, şimdiden onları elde etme hazırlıklarına girişebilir, başkalarınınkine göre daha az yanılan elleriyle kurup çatabilir hepsini. Dolayısıyla, yalnızlığınızı sevin ve önünüze çıkardığı acıları yakışık alır sızlanışlarla göğüslemeye çalışın. Çünkü diyorsunuz ki, bana yakın olanlar benden uzaktır, bu da işte çevrenizin açılıp genişlemeye başladığını gösteriyor. Hani yakınınız uzak olursa, çevrenizdeki genişlik ta yıldızlara kadar gidip dayanabilir demektir, pek büyüktür yani. Kimseyi kendinizle birlikte çekip içine alamayacağınız bu büyümenizden ötürü sevinin ve geride kalanlara insaflı davranın! Onların karşısında güven ve serinkanlılığı elden bırakmayın! Kuşkularınızla eziyette bulunmayın onlara, akıl erdiremeyecekleri güven duygunuz ve kıvancınızla yüreklerine ürküntü salmayın! Aranızda sadelik ve vefa duygusuna dayalı bir ortaklık kurun; öyle bir ortaklık ki, siz zamanla sürekli değişseniz de, onun ille değişmesi gerekmesin. Size yabancı bir biçimde yaşamalarını sevin insanların, giderek yaşlanıp yalnızlıktan korkan, sizin gibi yalnızlığa güven beslemeyen insanlari sevin.  Yalnızız bir kez. Hani aldanabilir, durum hiç de böyle değilmiş gibi davranabiliriz. Hepsi o kadar. Oysa yalnız olduğumuzu görmek, hele böyle bir görüşten yola koyulmak ne kadar yerinde bir davranıştır. Doğru, başımızın döneceği kuşkusuzdur; çünkü gözlerimizin üzerinde dinlenegeldiği tüm nesneler çekilip alınacak elimizden, artık yakın diye bir şey kalmayacak ve tüm uzaklar sonsuz uzak’a dönüşecektir.  Herkesin yaşamında öyle saatler vardır ki, insan yalnızlığı verip ne denli yavan ve ucuz olursa olsun bir beraberliği almak ister karşılığında; iyi kötü ilk rastlayacağı kişiyle, en sıradan bir kişiyle sözde birazcık bir anlaşma uğruna yalnızlığı elden çıkarmak ister… Ama belki de yalnızlığın büyüdüğü saatlerdir bunlar; çünkü onun büyüyüşü de tıpkı oğlanların büyümesi gibi birtakım acı ve...]]></itunes:summary><itunes:duration>421</itunes:duration><itunes:keywords>ne,st</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/b13c53b31b525f17a0585c1e786ad79c.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>19</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Aşk Risalesi</title><link>https://www.spreaker.com/episode/ask-risalesi--59119884</link><description><![CDATA[Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın ve yıldızların çağlayarak Berrak şelaleler yaparak Coşku içinde aktığı Bir yerlerdeydi.  Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu Adı ferhat mıydı neydi Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin Sadakatten mest oldukları Her birinin gözlerinde Kaybolur gibi, kayar gibi Dalıp gittiğimiz o saadet evreni Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.  Yaslan göğsüme sevdiğim Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir toprak gibidir Sen ki bulut gibisin Ay gibisin, güneş gibisin bazen.  Usul usul inen Yağmur tıpırtılarını Dinler gibi Dalıp gitmiştik Sen konuşuyordun İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun Onlar ki konuklarımızdı Adları Keremdi, Yusuftu, Kaystı Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu...  Erdem Bayazıt  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">c465ee2e-4b5b-4313-a572-ac25777170fa</guid><pubDate>Wed, 20 Mar 2024 04:00:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59119884/9f23e96d_1466_262b_2d27_2c515594f077.mp3" length="1994798" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın ve yıldızların çağlayarak Berrak şelaleler yaparak Coşku içinde aktığı Bir yerlerdeydi.  Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu Adı ferhat mıydı...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın ve yıldızların çağlayarak Berrak şelaleler yaparak Coşku içinde aktığı Bir yerlerdeydi.  Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu Adı ferhat mıydı neydi Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin Sadakatten mest oldukları Her birinin gözlerinde Kaybolur gibi, kayar gibi Dalıp gittiğimiz o saadet evreni Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.  Yaslan göğsüme sevdiğim Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir toprak gibidir Sen ki bulut gibisin Ay gibisin, güneş gibisin bazen.  Usul usul inen Yağmur tıpırtılarını Dinler gibi Dalıp gitmiştik Sen konuşuyordun İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun Onlar ki konuklarımızdı Adları Keremdi, Yusuftu, Kaystı Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu...  Erdem Bayazıt  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>125</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/898213658a8d2d6762cd5f951806f7ff.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>19</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Incipit Vita Nova</title><link>https://www.spreaker.com/episode/incipit-vita-nova--59099161</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">33112c27-d582-44e3-b174-607456a51894</guid><pubDate>Tue, 19 Mar 2024 08:58:13 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59099161/68b7082e_54df_eded_fc51_afbe0df0c88f.mp3" length="5819116" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>364</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/50eb3d37160019d29071314ffd819c54.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>18</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Emperyal Oteli</title><link>https://www.spreaker.com/episode/emperyal-oteli--59065004</link><description><![CDATA[Ben hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varSımsıcak bir merhaba diyecektimBaşımı usulca dizine koyacaktımDört gün dört gece susacaktımYağmur sönecekti yanacaktıSameland seferden dönecektiDuvardaki saat duracaktıKalbim kendiliğinden duracaktıBen hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varEmperyal Oteli'nde bu sonbaharBu camların nokta nokta hüznüBu bizim berhava olmuşluğumuzBir nokta bir hat kalmışlığımızBu rezil bu çarşamba günüİntihar etmiş kötümser yapraklarÖksürüklü aksırıklı bu takvimBen hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varSesleri liman sislerinde boğulurGemiler yorgun ve uykuludurSabahtır saat beş buçukturSen kollarımın arasındasınOnlar gibi değilsin sen başkasınBu senin gözlerin gibisi yokturAdamın rüyasına rüyasına sokulurAklının içinde siyah bir vapurKıvranır insaf nedir bilmezOtelin penceresinde duracaktınŞehri karanlıkta görecektinKaranlıkta yağmuru görecektinSaçların ıslanacak ıslanacaktıKış geceleri gibi uzun uzunTek damla gözyaşı dökmeksizinMaria Dolores ağlayacaktıİstanbul'u yağmur tutacaktıBütün bir gün iş arayacaktımSana bir türkü getirecektimKulaklarımız çınlayacaktıEmperyal Oteli'nin resmini çektimAkşam saçaklarından damlıyorduKapısında durmanı söylemiştimYüzün zambaklara benziyorduCumhuriyet Bahçesi'nde insanlar geziyorduTepebaşı'ndaki küçük YahudilerAsmalımescit'teki rum kemancıBöyle rüzgarsız kalmışlığımızBu bizim iç çektiğimiz sancıEl ele tutuşmuş geziyorduGazeteler cinayeti yazıyorduHaliç'e bir avuç kan dökülmüştüEmperyal Oteli'nde üç gece kaldıkFazlasına paramız yetmiyorduGözlerin gözlerimden gitmiyorduDördüncü gece sokakta kaldıkKaranlık bir türlü bitmiyorduSirkeci Garı'nda sabahladıkBilen bilmeyen bizi ayıpladıHalbu ki kimlere kimlere başvurmadıkHiçbiri yüzümüze bakmıyorduHiç kimse elimizden tutmuyorduBen hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin kabulümsün...  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">d27c8757-3c9c-4091-be4b-3341ff7a4f86</guid><pubDate>Sat, 16 Mar 2024 04:00:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59065004/dbc708ae_b1f9_d5f1_8760_de86062533b9.mp3" length="3895258" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Ben hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varSımsıcak bir merhaba diyecektimBaşımı usulca dizine koyacaktımDört gün dört gece susacaktımYağmur sönecekti yanacaktıSameland seferden dönecektiDuvardaki saat duracaktıKalbim kendiliğinden...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Ben hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varSımsıcak bir merhaba diyecektimBaşımı usulca dizine koyacaktımDört gün dört gece susacaktımYağmur sönecekti yanacaktıSameland seferden dönecektiDuvardaki saat duracaktıKalbim kendiliğinden duracaktıBen hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varEmperyal Oteli'nde bu sonbaharBu camların nokta nokta hüznüBu bizim berhava olmuşluğumuzBir nokta bir hat kalmışlığımızBu rezil bu çarşamba günüİntihar etmiş kötümser yapraklarÖksürüklü aksırıklı bu takvimBen hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin itirazım varSesleri liman sislerinde boğulurGemiler yorgun ve uykuludurSabahtır saat beş buçukturSen kollarımın arasındasınOnlar gibi değilsin sen başkasınBu senin gözlerin gibisi yokturAdamın rüyasına rüyasına sokulurAklının içinde siyah bir vapurKıvranır insaf nedir bilmezOtelin penceresinde duracaktınŞehri karanlıkta görecektinKaranlıkta yağmuru görecektinSaçların ıslanacak ıslanacaktıKış geceleri gibi uzun uzunTek damla gözyaşı dökmeksizinMaria Dolores ağlayacaktıİstanbul'u yağmur tutacaktıBütün bir gün iş arayacaktımSana bir türkü getirecektimKulaklarımız çınlayacaktıEmperyal Oteli'nin resmini çektimAkşam saçaklarından damlıyorduKapısında durmanı söylemiştimYüzün zambaklara benziyorduCumhuriyet Bahçesi'nde insanlar geziyorduTepebaşı'ndaki küçük YahudilerAsmalımescit'teki rum kemancıBöyle rüzgarsız kalmışlığımızBu bizim iç çektiğimiz sancıEl ele tutuşmuş geziyorduGazeteler cinayeti yazıyorduHaliç'e bir avuç kan dökülmüştüEmperyal Oteli'nde üç gece kaldıkFazlasına paramız yetmiyorduGözlerin gözlerimden gitmiyorduDördüncü gece sokakta kaldıkKaranlık bir türlü bitmiyorduSirkeci Garı'nda sabahladıkBilen bilmeyen bizi ayıpladıHalbu ki kimlere kimlere başvurmadıkHiçbiri yüzümüze bakmıyorduHiç kimse elimizden tutmuyorduBen hiç böylesini görmemiştimVurdun kanıma girdin kabulümsün...  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>244</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ac0fb29962d5a3cbd18874b16eac1bfb.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>17</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Ben Sana Mecburum</title><link>https://www.spreaker.com/episode/ben-sana-mecburum--59028965</link><description><![CDATA[ben sana mecburum bilemezsinadını mıh gibi aklımda tutuyorumbüyüdükçe büyüyor gözlerinben sana mecburum bilemezsiniçimi seninle ısıtıyorum ağaçlar sonbahara hazırlanıyorbu şehir o eski İstanbul mudur?karanlıkta bulutlar parçalanıyorsokak lambaları birden yanıyorkaldırımlarda yağmur kokusuben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludurinsan bir akşam üstü ansızın yorulurtutsak ustura ağzında yaşamaktankimi zaman ellerini kırar tutkusubirkaç hayat çıkarır yaşamasındanhangi kapıyı çalsa kimi zamanarkasında yalnızlığın hınzır uğultusu fatihte yoksul bir gramafon çalıyoreski zamanlardan bir Cuma çalıyordurup köşe başında deliksiz dinlesemsana kullanılmamış bir gök getirsemhaftalar ellerimde ufalanıyorne yapsam ne tutsam nereye gitsemben sana mecburum sen yoksun belki Haziranda mavi benekli çocuksunah seni bilmiyor kimseler bilmiyorbir şilep sızıyor ıssız gözlerindenbelki Yeşilköy’de uçağa biniyorsunbütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyorbelki körsün kırılmışsın telâş içindesinkötü rüzgâr saçlarını götürüyor ne vakit bir yaşamak düşünsembu kurtlar sofrasında belki zorayıpsız fakat ellerimizi kirletmedenne vakit bir yaşamak düşünsemsus deyip adınla başlıyorumiçim sıra kımıldıyor gizli denizlerinhayır başka türlü olmayacakben sana mecburum bilemezsin..   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">787edf1f-e44a-42ee-940b-32bcce584e86</guid><pubDate>Wed, 13 Mar 2024 04:00:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/59028965/0430af1b_f3ce_e1c7_786c_94d78e53f289.mp3" length="2498439" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>ben sana mecburum bilemezsinadını mıh gibi aklımda tutuyorumbüyüdükçe büyüyor gözlerinben sana mecburum bilemezsiniçimi seninle ısıtıyorum ağaçlar sonbahara hazırlanıyorbu şehir o eski İstanbul mudur?karanlıkta bulutlar parçalanıyorsokak lambaları...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[ben sana mecburum bilemezsinadını mıh gibi aklımda tutuyorumbüyüdükçe büyüyor gözlerinben sana mecburum bilemezsiniçimi seninle ısıtıyorum ağaçlar sonbahara hazırlanıyorbu şehir o eski İstanbul mudur?karanlıkta bulutlar parçalanıyorsokak lambaları birden yanıyorkaldırımlarda yağmur kokusuben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludurinsan bir akşam üstü ansızın yorulurtutsak ustura ağzında yaşamaktankimi zaman ellerini kırar tutkusubirkaç hayat çıkarır yaşamasındanhangi kapıyı çalsa kimi zamanarkasında yalnızlığın hınzır uğultusu fatihte yoksul bir gramafon çalıyoreski zamanlardan bir Cuma çalıyordurup köşe başında deliksiz dinlesemsana kullanılmamış bir gök getirsemhaftalar ellerimde ufalanıyorne yapsam ne tutsam nereye gitsemben sana mecburum sen yoksun belki Haziranda mavi benekli çocuksunah seni bilmiyor kimseler bilmiyorbir şilep sızıyor ıssız gözlerindenbelki Yeşilköy’de uçağa biniyorsunbütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyorbelki körsün kırılmışsın telâş içindesinkötü rüzgâr saçlarını götürüyor ne vakit bir yaşamak düşünsembu kurtlar sofrasında belki zorayıpsız fakat ellerimizi kirletmedenne vakit bir yaşamak düşünsemsus deyip adınla başlıyorumiçim sıra kımıldıyor gizli denizlerinhayır başka türlü olmayacakben sana mecburum bilemezsin..   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>157</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/4a8b58e7a54d83d16bcc60c9f8abfeb0.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>16</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>NİSAN'A KAÇ VAR?</title><link>https://www.spreaker.com/episode/nisan-a-kac-var--58967522</link><description><![CDATA[Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları, Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir İnan ki dağlar, taşlar, İnan ki bulutlar, yağmur ve kar Toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar Onlar da benimle birlikte Ve onlar da benim kadar seni düşünürler...                                                                              Benim kadar diyemem ama yemin ederim, onlar da seni ozler. Hep dalgınım bu günlerde, Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum, Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum. Aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar. Yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum. Nisan'a kaç var diyorum saati sorarken. Hiç böyle olmamıştım. Bilenlere sordum "aşk" bu dediler... Metin Vural  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">4f1cd4b5-7291-43c8-8625-bb13ad44c755</guid><pubDate>Fri, 08 Mar 2024 04:26:47 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58967522/64bad504_5c6d_cf6c_3363_65848e2a613c.mp3" length="1280506" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları, Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir İnan ki dağlar, taşlar, İnan ki bulutlar, yağmur ve kar Toprakla su ve gökyüzü, güneş ay...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları, Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir İnan ki dağlar, taşlar, İnan ki bulutlar, yağmur ve kar Toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar Onlar da benimle birlikte Ve onlar da benim kadar seni düşünürler...                                                                              Benim kadar diyemem ama yemin ederim, onlar da seni ozler. Hep dalgınım bu günlerde, Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum, Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum. Aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar. Yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum. Nisan'a kaç var diyorum saati sorarken. Hiç böyle olmamıştım. Bilenlere sordum "aşk" bu dediler... Metin Vural  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>80</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/fdcdaef3a3d0a6dead1e090e5e9427f6.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>16</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Aklım Takıldı</title><link>https://www.spreaker.com/episode/aklim-takildi--58929605</link><description><![CDATA[Aklım takıldı!<br />Bir şey diyeceğim!<br />Yok, yok demeyeceğim!<br />Vazgeçeceğim! Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim.<br />Yazdım, sildim.<br />Yazdım, sildim.<br />Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Hisset ya da.<br />Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi. Yorgunum zira! Yeniden kurasım yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan yana getiresim yok bir de, kendimi anlatmak için.<br />Sen anla!<br />Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak ne var ki? Benim sana gelene kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene kadar ne yaşadığın mı?<br />Saçma!<br />Ne geçmişe aidim artık ne de geleceğe ve kaçırmak istemiyorum şu anı da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin, geçmişlerin laf kalabalığında. Olacakların, biteceklerin ve geleceklerin kurgusunda ya da.<br />Ama şimdi burada, seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Ne şu andan öncesi ne şu andan sonrası Dedim ya; bir tek şu anın ciddiyetindeyim.<br />Hayallerim yok sana uzun uzun anlatabileceğim ama çok istersen kurarım tabi senin için ve illâ merak ediyorsan hatırlarım elbet canımın yanmışlığını da zira unutmuş değilim.<br />Ruhumda dikiş izlerim. Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için! Hiç söylenmemiş sözler duymaya ihtiyacım var, ve belki yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var, yetmiyor bildiklerim. Şimdilik, baş edilir gibi değil içime çekilmişliğim. Sözlerini duyuyorum; düşüncemi zorlayan, aklımı sana uçuran. Her anlamaya çalıştığımda merak edilen oluyorsun. Anlamak istemiyorum merak etmekten korktuğum için!<br />Yoksa buradayım yani, yörüngendeyim. Masallar tadındayım. Zehirli elma hevesindeyim! Bul beni! Lakin ne soru istiyor canım ne cevap. Ne bir beklentim var ne de bir söz verebilirim.<br />Bulursan, sadece bulduğuna sevineceğim! Ve eğer geleceksen, seni burada bekleyeceğim...<br />Özür dilerim bu kadar yorgun olduğum için! <br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">5407a68d-529a-4dad-b8eb-540189c55d71</guid><pubDate>Tue, 05 Mar 2024 08:09:41 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58929605/8f6dc264_4b3a_e7c2_18f5_bff7adb1520d.mp3" length="3576355" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Aklım takıldı!
Bir şey diyeceğim!
Yok, yok demeyeceğim!
Vazgeçeceğim! Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim.
Yazdım, sildim.
Yazdım, sildim.
Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Hisset ya da.
Yormak istemiyorum...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Aklım takıldı!<br />Bir şey diyeceğim!<br />Yok, yok demeyeceğim!<br />Vazgeçeceğim! Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim.<br />Yazdım, sildim.<br />Yazdım, sildim.<br />Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Hisset ya da.<br />Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi. Yorgunum zira! Yeniden kurasım yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan yana getiresim yok bir de, kendimi anlatmak için.<br />Sen anla!<br />Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak ne var ki? Benim sana gelene kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene kadar ne yaşadığın mı?<br />Saçma!<br />Ne geçmişe aidim artık ne de geleceğe ve kaçırmak istemiyorum şu anı da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin, geçmişlerin laf kalabalığında. Olacakların, biteceklerin ve geleceklerin kurgusunda ya da.<br />Ama şimdi burada, seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Ne şu andan öncesi ne şu andan sonrası Dedim ya; bir tek şu anın ciddiyetindeyim.<br />Hayallerim yok sana uzun uzun anlatabileceğim ama çok istersen kurarım tabi senin için ve illâ merak ediyorsan hatırlarım elbet canımın yanmışlığını da zira unutmuş değilim.<br />Ruhumda dikiş izlerim. Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için! Hiç söylenmemiş sözler duymaya ihtiyacım var, ve belki yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var, yetmiyor bildiklerim. Şimdilik, baş edilir gibi değil içime çekilmişliğim. Sözlerini duyuyorum; düşüncemi zorlayan, aklımı sana uçuran. Her anlamaya çalıştığımda merak edilen oluyorsun. Anlamak istemiyorum merak etmekten korktuğum için!<br />Yoksa buradayım yani, yörüngendeyim. Masallar tadındayım. Zehirli elma hevesindeyim! Bul beni! Lakin ne soru istiyor canım ne cevap. Ne bir beklentim var ne de bir söz verebilirim.<br />Bulursan, sadece bulduğuna sevineceğim! Ve eğer geleceksen, seni burada bekleyeceğim...<br />Özür dilerim bu kadar yorgun olduğum için! <br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>224</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/f1fa2e6ba606dd3703d0d506a04ddba8.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>13</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Herkes Gitmek Istiyor</title><link>https://www.spreaker.com/episode/herkes-gitmek-istiyor--58860045</link><description><![CDATA[Herkes Gitmek İstiyor Bu günlerde herkes gitmek istiyor.<br />Küçük bir sahil kasabasına,<br />Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…<br />Hayatından memnun olan yok.<br />Kiminle konuşsam aynı şey…<br />Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.<br />Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.<br />Bir kendisi…<br />Bu yeter zaten.<br />Herşeyi, herkesi götürdün demektir.<br />Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.<br />Ama olmuyor.<br />Hadi kendimize razıyız diyelim,<br />Öteki de olmuyor;<br />Yani herşeyi yüzsütü bırakmak göze alınmıyor.<br />Böyle gidiyoruz işte. Bir yanımız “kalk gidelim”,<br />Öbür yanımız “otur” diyor.<br />“O”tur” diyen kazanıyor.<br />O yan kalabalık zira…<br />İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,<br />Güvende olma duygusu…<br />En kötüsü alışkanlık…<br />Alışkanlığın verdiği rahatlık,<br />Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.<br />Kalıyoruz…<br />Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.<br />Evlenmeler,<br />Bir çocuk daha doğurmalar,<br />Borçlara girmeler,<br />İşi büyütmeler…<br />Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.<br />Misal ben;<br />Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.<br />Değil bu şehirden gitmek,<br />İki sokak öteye taşınamıyorum.<br />Alıp götürsem gelmez ki…<br />Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.<br />Herkes onu, o herkesi seviyor.<br />Hangi birimizle gitsin?<br />“Sırtında yumurta küfesi taşımak” diye bir deyim vardır.<br />Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.<br />Kendi imalatımız küfeler…<br />Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.<br />Ölüm var zira! Ölüme inat tutunmak lazım,<br />İnadına kök salmak lazım.<br />Bari ufak kaçışlar yapabilsek.<br />Var tabi yapanlar, ama az.<br />Sadece kaymak tabakası.<br />Hepimiz kaçabilsek…<br />Bütçe, zaman, keyif denk olsa…<br />Gün içinde mesela;<br />Küçücük gitmeler yapabilsek.<br />Ne mümkün?<br />Sabah 9 akşam 18…<br />Sonra başka mecburiyetler…<br />Sıkışıp kaldık…<br />Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.<br />Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.<br />Bir ömür karşılığı bir ömür yani…<br />Ne saçma…<br />Bahar mıdır bizi bu hale getiren?<br />Galiba..<br />Ben her bahar aşık olmam<br />Ama her bahar gitmek isterim.<br />Gittiğim olmadı hiç, ama olsun…<br />İstemek de güzel.  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">45ea1e98-8220-43e7-9766-c75752ae5396</guid><pubDate>Wed, 28 Feb 2024 06:33:49 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58860045/d57803e4_c11b_8d75_2537_b1ab00e4dee0.mp3" length="3765691" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Herkes Gitmek İstiyor Bu günlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey…
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle “yanına almak istediği üç şey”...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Herkes Gitmek İstiyor Bu günlerde herkes gitmek istiyor.<br />Küçük bir sahil kasabasına,<br />Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…<br />Hayatından memnun olan yok.<br />Kiminle konuşsam aynı şey…<br />Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.<br />Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.<br />Bir kendisi…<br />Bu yeter zaten.<br />Herşeyi, herkesi götürdün demektir.<br />Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.<br />Ama olmuyor.<br />Hadi kendimize razıyız diyelim,<br />Öteki de olmuyor;<br />Yani herşeyi yüzsütü bırakmak göze alınmıyor.<br />Böyle gidiyoruz işte. Bir yanımız “kalk gidelim”,<br />Öbür yanımız “otur” diyor.<br />“O”tur” diyen kazanıyor.<br />O yan kalabalık zira…<br />İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,<br />Güvende olma duygusu…<br />En kötüsü alışkanlık…<br />Alışkanlığın verdiği rahatlık,<br />Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.<br />Kalıyoruz…<br />Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.<br />Evlenmeler,<br />Bir çocuk daha doğurmalar,<br />Borçlara girmeler,<br />İşi büyütmeler…<br />Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.<br />Misal ben;<br />Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.<br />Değil bu şehirden gitmek,<br />İki sokak öteye taşınamıyorum.<br />Alıp götürsem gelmez ki…<br />Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.<br />Herkes onu, o herkesi seviyor.<br />Hangi birimizle gitsin?<br />“Sırtında yumurta küfesi taşımak” diye bir deyim vardır.<br />Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.<br />Kendi imalatımız küfeler…<br />Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.<br />Ölüm var zira! Ölüme inat tutunmak lazım,<br />İnadına kök salmak lazım.<br />Bari ufak kaçışlar yapabilsek.<br />Var tabi yapanlar, ama az.<br />Sadece kaymak tabakası.<br />Hepimiz kaçabilsek…<br />Bütçe, zaman, keyif denk olsa…<br />Gün içinde mesela;<br />Küçücük gitmeler yapabilsek.<br />Ne mümkün?<br />Sabah 9 akşam 18…<br />Sonra başka mecburiyetler…<br />Sıkışıp kaldık…<br />Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.<br />Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.<br />Bir ömür karşılığı bir ömür yani…<br />Ne saçma…<br />Bahar mıdır bizi bu hale getiren?<br />Galiba..<br />Ben her bahar aşık olmam<br />Ama her bahar gitmek isterim.<br />Gittiğim olmadı hiç, ama olsun…<br />İstemek de güzel.  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>236</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/64e91a38117c5e3e8590f55f79355d1c.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>14</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Küçük Prens</title><link>https://www.spreaker.com/episode/kucuk-prens--58748590</link><description><![CDATA[<br />İşte tam o sırada, tilki çıkıverdi ortaya. "Günaydın," dedi tilki. "Günaydın," diye kibarca cevapladı küçük prens, arkasını döndüğünde bir şey görememiş de olsa. "Buradayım," dedi ses, "elma ağacının altında." "Sen kimsin?" dedi küçük prens, ve ekledi, "Çok güzel görünüyorsun." "Ben bir tilkiyim," dedi tilki. "Hadi benimle oynasana," dedi küçük prens. "Çok mutsuzum." "Seninle oynayamam ki," dedi tilki. "Beni evcilleştirmediler." "Ah! Kusura bakma," dedi küçük prens. Ama, biraz düşündükten sonra, ekledi: "Evcilleştirmek ne demek?" "Buralı değilsin," dedi tilki. "Peki burada ne arıyorsun?" "İnsanları arıyorum," dedi küçük prens. "Evcilleştirmek ne demek?" "İnsanlar," dedi tilki. "Silahları vardır, avlanırlar. Çok can sıkıcı. Tavuk yetiştirirler bir de. Tek ilgi alanları bunlardır. Tavuk mu arıyorsun sen?" "Hayır," dedi küçük prens. "Arkadaş arıyorum. Evcilleştirmek ne demek?" "Genelde ihmal edilen bir kavram," dedi tilki. "Bağ kurmak anlamına gelir." "Bağ kurmak?" "Öyle," dedi tilki. "Şu an, benim için diğer yüz binlerce çocuktan herhangi birisin. Senin açından bakarsak, ben de senin için diğer yüz binlerce tilkiden herhangi biriyim. Ama beni evcilleştirirsen, birbirimize ihtiyacımız olacak. Benim için tek olacaksın bütün dünyada. Senin için de ben tek olacağım bütün dünyada." "Anlamaya başlıyorum," dedi küçük prens. "Bir çiçek var... Sanırım o beni evcilleştirdi..." "Mümkün," dedi tilki. "Dünyada her şey olur." "Bu olay dünyada değil ki!" dedi küçük prens. Tilki şaşırdı ve meraklandı. "Başka bir gezegende mi?" "Evet." "Orada avcılar var mı?" "Yok." "Ah, ilginç! Peki tavuk var mı?" "Yok." "İşte, hiçbir şey mükemmel değil," diye iç çekti tilki. Sonra anlatmaya devam etti. "Hayatım çok sıkıcı," dedi tilki. "Ben tavukları avlıyorum; insanlar da beni. Bütün tavuklar birbirinin aynısı, bütün insanlar da birbirinin aynısı. Ve, sonuç olarak, sıkılıyorum biraz. Ama beni evcilleştirirsen, hayatıma adeta yeni bir güneş doğmuş olacak. Duyduğum bir ayak sesinin diğerlerinden farklı olduğunu bileceğim. Başkalarının ayak sesleri, beni korkutup yer altına kaçırırken, seninkisi bir müzik gibi beni çağıracak, yuvamdan çıkaracak. Hem bak: Şu karşıdaki buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmem yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Buğday tarlaları bana hiçbir anlam ifade etmez. Bu da üzücü. Ama senin saçların altın sarısı. Beni evcilleştirdiğinde ne kadar müthiş olacağını düşünsene! Buğday da altın sarısı olduğu için bana seni hatırlatacak. Ve ben buğday tarlalarında esen rüzgarın sesini de seveceğim..." Tilki uzun bir süre boyunca küçük prense baktı. "Lütfen... evcilleştir beni!" dedi. "İsterim, hem de çok," dedi küçük prens. "Ama vaktim yok ki. Tanışmam gereken arkadaşlar ve anlamam gereken bir sürü şey var." "İnsan sadece evcilleştirdiğini anlar," dedi tilki. "Artık insanların bir şeyi anlamaya vakti yok hiç. Her şeyi dükkanlardan hazır alıyorlar. Arkadaşlığın satın alınabileceği bir dükkan da yok. O yüzden insanların artık arkadaşı olmuyor. Eğer arkadaş istiyorsan, evcilleştir beni..." "Ne yapmam lazım peki?" diye sordu küçük prens. "Çok sabırlı olmalısın," diye cevapladı tilki. "Önce birazcık uzağımda duracaksın -şöyle mesela- çimende. Ben de sana gözümün ucuyla bakacağım, bir şey demeden. Çünkü kelimeler yanlış anlamalara sebep olur. Ama her geçen gün, giderek, biraz daha yakın oturacaksın bana..." Ertesi gün küçük prens geri geldi. "Sabit bir saatte gelirsen daha iyi olur," dedi tilki. "Mesela, öğlen dörtte geliyorsun diyelim, o zaman daha saat üç gibi ben mutlu olmaya başlayacağım. Saat ilerledikçe mutluluğum artacak. Saat dört olduğunda artık heyecandan zıplıyor olacağım. Ne kadar mutlu olduğumu gösterebileceğim! Ama rastgele herhangi bir anda gelirsen, kalbimi hangi saatte seni karşılamaya hazırlayacağımı bilemem... Ritüellere uymak gerek..." <br /><br /><br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">fd32c4c7-608e-4b7e-9b6e-85a62d548cc4</guid><pubDate>Tue, 20 Feb 2024 08:09:20 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58748590/a6fac023_3ae7_83b9_1430_78c87fcc4fb9.mp3" length="9454958" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>
İşte tam o sırada, tilki çıkıverdi ortaya. "Günaydın," dedi tilki. "Günaydın," diye kibarca cevapladı küçük prens, arkasını döndüğünde bir şey görememiş de olsa. "Buradayım," dedi ses, "elma ağacının altında." "Sen kimsin?" dedi küçük prens, ve...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[<br />İşte tam o sırada, tilki çıkıverdi ortaya. "Günaydın," dedi tilki. "Günaydın," diye kibarca cevapladı küçük prens, arkasını döndüğünde bir şey görememiş de olsa. "Buradayım," dedi ses, "elma ağacının altında." "Sen kimsin?" dedi küçük prens, ve ekledi, "Çok güzel görünüyorsun." "Ben bir tilkiyim," dedi tilki. "Hadi benimle oynasana," dedi küçük prens. "Çok mutsuzum." "Seninle oynayamam ki," dedi tilki. "Beni evcilleştirmediler." "Ah! Kusura bakma," dedi küçük prens. Ama, biraz düşündükten sonra, ekledi: "Evcilleştirmek ne demek?" "Buralı değilsin," dedi tilki. "Peki burada ne arıyorsun?" "İnsanları arıyorum," dedi küçük prens. "Evcilleştirmek ne demek?" "İnsanlar," dedi tilki. "Silahları vardır, avlanırlar. Çok can sıkıcı. Tavuk yetiştirirler bir de. Tek ilgi alanları bunlardır. Tavuk mu arıyorsun sen?" "Hayır," dedi küçük prens. "Arkadaş arıyorum. Evcilleştirmek ne demek?" "Genelde ihmal edilen bir kavram," dedi tilki. "Bağ kurmak anlamına gelir." "Bağ kurmak?" "Öyle," dedi tilki. "Şu an, benim için diğer yüz binlerce çocuktan herhangi birisin. Senin açından bakarsak, ben de senin için diğer yüz binlerce tilkiden herhangi biriyim. Ama beni evcilleştirirsen, birbirimize ihtiyacımız olacak. Benim için tek olacaksın bütün dünyada. Senin için de ben tek olacağım bütün dünyada." "Anlamaya başlıyorum," dedi küçük prens. "Bir çiçek var... Sanırım o beni evcilleştirdi..." "Mümkün," dedi tilki. "Dünyada her şey olur." "Bu olay dünyada değil ki!" dedi küçük prens. Tilki şaşırdı ve meraklandı. "Başka bir gezegende mi?" "Evet." "Orada avcılar var mı?" "Yok." "Ah, ilginç! Peki tavuk var mı?" "Yok." "İşte, hiçbir şey mükemmel değil," diye iç çekti tilki. Sonra anlatmaya devam etti. "Hayatım çok sıkıcı," dedi tilki. "Ben tavukları avlıyorum; insanlar da beni. Bütün tavuklar birbirinin aynısı, bütün insanlar da birbirinin aynısı. Ve, sonuç olarak, sıkılıyorum biraz. Ama beni evcilleştirirsen, hayatıma adeta yeni bir güneş doğmuş olacak. Duyduğum bir ayak sesinin diğerlerinden farklı olduğunu bileceğim. Başkalarının ayak sesleri, beni korkutup yer altına kaçırırken, seninkisi bir müzik gibi beni çağıracak, yuvamdan çıkaracak. Hem bak: Şu karşıdaki buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmem yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Buğday tarlaları bana hiçbir anlam ifade etmez. Bu da üzücü. Ama senin saçların altın sarısı. Beni evcilleştirdiğinde ne kadar müthiş olacağını düşünsene! Buğday da altın sarısı olduğu için bana seni hatırlatacak. Ve ben buğday tarlalarında esen rüzgarın sesini de seveceğim..." Tilki uzun bir süre boyunca küçük prense baktı. "Lütfen... evcilleştir beni!" dedi. "İsterim, hem de çok," dedi küçük prens. "Ama vaktim yok ki. Tanışmam gereken arkadaşlar ve anlamam gereken bir sürü şey var." "İnsan sadece evcilleştirdiğini anlar," dedi tilki. "Artık insanların bir şeyi anlamaya vakti yok hiç. Her şeyi dükkanlardan hazır alıyorlar. Arkadaşlığın satın alınabileceği bir dükkan da yok. O yüzden insanların artık arkadaşı olmuyor. Eğer arkadaş istiyorsan, evcilleştir beni..." "Ne yapmam lazım peki?" diye sordu küçük prens. "Çok sabırlı olmalısın," diye cevapladı tilki. "Önce birazcık uzağımda duracaksın -şöyle mesela- çimende. Ben de sana gözümün ucuyla bakacağım, bir şey demeden. Çünkü kelimeler yanlış anlamalara sebep olur. Ama her geçen gün, giderek, biraz daha yakın oturacaksın bana..." Ertesi gün küçük prens geri geldi. "Sabit bir saatte gelirsen daha iyi olur," dedi tilki. "Mesela, öğlen dörtte geliyorsun diyelim, o zaman daha saat üç gibi ben mutlu olmaya başlayacağım. Saat ilerledikçe mutluluğum artacak. Saat dört olduğunda artık heyecandan zıplıyor olacağım. Ne kadar mutlu olduğumu gösterebileceğim! Ama rastgele herhangi bir anda gelirsen, kalbimi hangi saatte seni karşılamaya hazırlayacağımı bilemem... Ritüellere uymak gerek..." <br /><br /><br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>591</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/65149ae04e790feecb937e1e88569b9e.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>12</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Üzülme!</title><link>https://www.spreaker.com/episode/uzulme--58571055</link><description><![CDATA[Üzülme!<br />Bir şey olmuyorsa:<br />Ya daha iyisi olacağı için,<br />Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.<br />Şu uçan kuşlara bak!<br />Ne ekerler, ne biçerler.<br />Onların rızkını düşünün Allah<br />Seni mi ihmal edecek sanırsın?<br />Yeter ki sen istemeyi bil. Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.<br />Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.<br />Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.<br />Her nereden gam kervanı gelse de.<br />Aşk derdinde olan kişi;<br />Baş derdinde değildir… Yapılma, yıkılmadadır;<br />Topluluk, dağınıklıkta;<br />Düzeltme, kırılmada;<br />Murat, muratsızlıktadır;<br />Varlık, yoklukta gizlidir… Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.<br />Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,<br />Bir asır kadar uzak olması.<br />Ve bilir misin?<br />Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.<br />“Ben”, deyip susması…<br />“Sen”. deyip ağlamaklı olması…<br />Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.<br />Eğer Hakk’ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.<br />Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.<br />İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler. Sevginin diğer bir adı da sabırdır:<br />Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.<br />Acıya sabredersin adı “metanet” olur.<br />İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.<br />Dileğe sabredersin adı “dua” olur.<br />Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.<br />Özleme sabredersin adı “hasret” olur.<br />Sevgiye sabredersin adı “Aşk” olur… Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim.<br />Verirse yüceliğidir, vermezse imtihanımdır.<br />Allah’tan bir şey istersen:<br />Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil.<br />Ne Zaman dersen bilemem ama,<br />Açılmaz diye umutsuz olma,<br />Yeter ki o kapıda durmayı bil.  <br />Mevlânâ Celâleddîn Rumi  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">b8969a1c-74ba-418e-9e2b-2237fdc8df9f</guid><pubDate>Mon, 05 Feb 2024 05:01:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58571055/cfb01eaf_5361_01c4_3a6f_1362802e1544.mp3" length="3343552" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Üzülme!
Bir şey olmuyorsa:
Ya daha iyisi olacağı için,
Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.
Şu uçan kuşlara bak!
Ne ekerler, ne biçerler.
Onların rızkını düşünün Allah
Seni mi ihmal edecek sanırsın?
Yeter ki sen istemeyi bil. Belalar...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Üzülme!<br />Bir şey olmuyorsa:<br />Ya daha iyisi olacağı için,<br />Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.<br />Şu uçan kuşlara bak!<br />Ne ekerler, ne biçerler.<br />Onların rızkını düşünün Allah<br />Seni mi ihmal edecek sanırsın?<br />Yeter ki sen istemeyi bil. Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.<br />Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.<br />Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.<br />Her nereden gam kervanı gelse de.<br />Aşk derdinde olan kişi;<br />Baş derdinde değildir… Yapılma, yıkılmadadır;<br />Topluluk, dağınıklıkta;<br />Düzeltme, kırılmada;<br />Murat, muratsızlıktadır;<br />Varlık, yoklukta gizlidir… Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.<br />Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,<br />Bir asır kadar uzak olması.<br />Ve bilir misin?<br />Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.<br />“Ben”, deyip susması…<br />“Sen”. deyip ağlamaklı olması…<br />Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.<br />Eğer Hakk’ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.<br />Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.<br />İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler. Sevginin diğer bir adı da sabırdır:<br />Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.<br />Acıya sabredersin adı “metanet” olur.<br />İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.<br />Dileğe sabredersin adı “dua” olur.<br />Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.<br />Özleme sabredersin adı “hasret” olur.<br />Sevgiye sabredersin adı “Aşk” olur… Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim.<br />Verirse yüceliğidir, vermezse imtihanımdır.<br />Allah’tan bir şey istersen:<br />Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil.<br />Ne Zaman dersen bilemem ama,<br />Açılmaz diye umutsuz olma,<br />Yeter ki o kapıda durmayı bil.  <br />Mevlânâ Celâleddîn Rumi  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>209</itunes:duration><itunes:keywords>lme</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/4f462478451a16aa75b54abcce65bee6.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>12</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?</title><link>https://www.spreaker.com/episode/siz-asktan-n-anlarsiniz-bayim--58567913</link><description><![CDATA[SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!  Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin Allahını bilirim bayım!  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmay Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!  Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım!  Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.  Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Acının ortasında acısız olmayı, Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım. Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan.  Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız! <br /><br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">965f8412-5161-4331-8fea-cc8f1f918e98</guid><pubDate>Sun, 04 Feb 2024 17:10:56 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58567913/d474893f_ce5d_419d_f5f4_1b943c70cd54.mp3" length="4713204" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!  Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin Allahını bilirim bayım!  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmay Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!  Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım!  Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.  Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Acının ortasında acısız olmayı, Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım. Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan.  Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız! <br /><br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>295</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/1e5dbefdcd718566f26324c4ae2cf948.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>11</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?</title><link>https://www.spreaker.com/episode/siz-asktan-n-anlarsiniz-bayim--58561852</link><description><![CDATA[SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!  Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin Allahını bilirim bayım!  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmay Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!  Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım!  Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.  Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Acının ortasında acısız olmayı, Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım. Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan.  Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız! DIDEM MADAK  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">37f85075-678a-41c9-8c61-c60be5a98ff2</guid><pubDate>Sun, 04 Feb 2024 06:34:00 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58561852/b1188d76_9f94_c5f8_0167_a29302723c48.mp3" length="4713204" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!  Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin Allahını bilirim bayım!  Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmay Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!  Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım!  Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.  Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Acının ortasında acısız olmayı, Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım. Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan.  Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız! DIDEM MADAK  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>295</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ba8dfeea7f098ca46768726ef3e01b2f.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>11</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Hiç Sesini Çıkarma Kimseye!</title><link>https://www.spreaker.com/episode/hic-sesini-cikarma-kimseye--58453554</link><description><![CDATA[Hiç sesini çıkarma kimseye. Artık biraz da sessiz kaldığında neler oluyor yaşamında bunu izle, talep etme.  imgeleme, isteme. Sadece, sadece sessizliğin içinde sabır, rıza, şükür ile bekle ve izle, isyan etme...  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">f187b2d6-f0eb-4038-983b-732a3ed44edc</guid><pubDate>Fri, 26 Jan 2024 06:58:52 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58453554/a289810d_0b01_9a63_3300_d9ce2f0dd106.mp3" length="1874008" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Hiç sesini çıkarma kimseye. Artık biraz da sessiz kaldığında neler oluyor yaşamında bunu izle, talep etme.  imgeleme, isteme. Sadece, sadece sessizliğin içinde sabır, rıza, şükür ile bekle ve izle, isyan etme...  ---   Send in a voice message:...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Hiç sesini çıkarma kimseye. Artık biraz da sessiz kaldığında neler oluyor yaşamında bunu izle, talep etme.  imgeleme, isteme. Sadece, sadece sessizliğin içinde sabır, rıza, şükür ile bekle ve izle, isyan etme...  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>118</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/ff1ed696e521f995bb4b5b6d27beeea5.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>10</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Mimoza Sürgünü</title><link>https://www.spreaker.com/episode/mimoza-surgunu--58376385</link><description><![CDATA["Şimdi sen çok yorgunsun. Her gün daha az şaşıracak daha az sarsılacak kadar. Bütün eski defterleri kapatacak ama yeni bir sayfa da açamayacak kadar. Bir ömür boyu can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak, emanet  cümlelere sığacak kadar. Anlatmaktan değil susmaktan. Yaşamaktan değil yaşamamaktan. O kadar yorgunsun… Bir yorgunluk kaç kişide tekrarlanır, katmerlenir, katlanır? Bir yorgunluk ruhtan ruha, bedenden bedene çarpa çarpa nasıl yankılanır? Öznesini değiştire değiştire nasıl çoğalır? Benden sen’ e geçse de hükmü bütün zamanlarda aynı kalır. Yorgunum, yorgunsun… İçimde hep aynı cümle: “Siz gidin, ben çok yorgunum.Konuşacak çok şey, yürünecek çok yol var. Oysa ben çok yorgunum." Yol yürür. Sen yoldan da yolcudan da yorgunsun. Bizim ömrümüz paslı bir usturanın ağzıyla ikiye bölünmüştü şunun şurasında. En zayıf olduğum yerden sınanmış en hassas olduğum yerden vurulmuşum. Hangi yanımdan yara alsam o yanımdan ağrımışım. Taşıyamam zannettiklerimi taşımış, taşırım zannettiklerimin altında kalmışım. İçimdeki ummanı önce sızdırmış sonra taşırmışım. Ben acıdan ölmediysem kimse de ölmez, tahammüller var. Zayıf yüklemlere yüklenmiş gürültülü cümleler. Söylesene, nerede kayboldun sen ?Gülden hangi köşebaşında vazgeçtin ?  Her şeyin battığı bir gündeyim. Üzerimde, gidilmeye niyet edilmiş de gidilememiş, kapısına kadar gelinmiş de içine girilememiş bütün yerlerin ekşiliği, sıkıntısı ve öfkesi var. Biliyorum senin için yanıyor. Onlarla aynı dili konuşmadığın bir kalabalığın ortasında, acizliğinden muztarib, gittikçe içine kapanıyorsun. Her şeyden uzaklaşıyorsun. Kanatların yoktu âmenna ama iki yaka arasına açılan yar, ortaya bir köprü kuramayacağın kadar da mı genişti? O uçurumun başında mı kendinden vazgeçtin? Dönüşebileceğin bir şey kalmadığını fark ettin? Seçilen her yol seçilmeyene ilişkin bir feda ediş içermek mecburiyetinde. Büyü bozar, dil çözer gibi. Kırk yıllık isimlerin yepyeni bir müsemmasını aşikâr eder gibi. Bundan sonra hiç Eylül olmayacakmış ama bundan sonrası hep de Eylül’müş gibi..." <br /> Nazan Bekiroglu  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">d6e9dcc7-3a36-40bc-88df-0a28d24405c4</guid><pubDate>Sat, 20 Jan 2024 01:56:17 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376385/015f2c48_6bca_1dff_e36c_dd230e99c285.mp3" length="3924097" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>"Şimdi sen çok yorgunsun. Her gün daha az şaşıracak daha az sarsılacak kadar. Bütün eski defterleri kapatacak ama yeni bir sayfa da açamayacak kadar. Bir ömür boyu can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak, emanet  cümlelere sığacak...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["Şimdi sen çok yorgunsun. Her gün daha az şaşıracak daha az sarsılacak kadar. Bütün eski defterleri kapatacak ama yeni bir sayfa da açamayacak kadar. Bir ömür boyu can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak, emanet  cümlelere sığacak kadar. Anlatmaktan değil susmaktan. Yaşamaktan değil yaşamamaktan. O kadar yorgunsun… Bir yorgunluk kaç kişide tekrarlanır, katmerlenir, katlanır? Bir yorgunluk ruhtan ruha, bedenden bedene çarpa çarpa nasıl yankılanır? Öznesini değiştire değiştire nasıl çoğalır? Benden sen’ e geçse de hükmü bütün zamanlarda aynı kalır. Yorgunum, yorgunsun… İçimde hep aynı cümle: “Siz gidin, ben çok yorgunum.Konuşacak çok şey, yürünecek çok yol var. Oysa ben çok yorgunum." Yol yürür. Sen yoldan da yolcudan da yorgunsun. Bizim ömrümüz paslı bir usturanın ağzıyla ikiye bölünmüştü şunun şurasında. En zayıf olduğum yerden sınanmış en hassas olduğum yerden vurulmuşum. Hangi yanımdan yara alsam o yanımdan ağrımışım. Taşıyamam zannettiklerimi taşımış, taşırım zannettiklerimin altında kalmışım. İçimdeki ummanı önce sızdırmış sonra taşırmışım. Ben acıdan ölmediysem kimse de ölmez, tahammüller var. Zayıf yüklemlere yüklenmiş gürültülü cümleler. Söylesene, nerede kayboldun sen ?Gülden hangi köşebaşında vazgeçtin ?  Her şeyin battığı bir gündeyim. Üzerimde, gidilmeye niyet edilmiş de gidilememiş, kapısına kadar gelinmiş de içine girilememiş bütün yerlerin ekşiliği, sıkıntısı ve öfkesi var. Biliyorum senin için yanıyor. Onlarla aynı dili konuşmadığın bir kalabalığın ortasında, acizliğinden muztarib, gittikçe içine kapanıyorsun. Her şeyden uzaklaşıyorsun. Kanatların yoktu âmenna ama iki yaka arasına açılan yar, ortaya bir köprü kuramayacağın kadar da mı genişti? O uçurumun başında mı kendinden vazgeçtin? Dönüşebileceğin bir şey kalmadığını fark ettin? Seçilen her yol seçilmeyene ilişkin bir feda ediş içermek mecburiyetinde. Büyü bozar, dil çözer gibi. Kırk yıllık isimlerin yepyeni bir müsemmasını aşikâr eder gibi. Bundan sonra hiç Eylül olmayacakmış ama bundan sonrası hep de Eylül’müş gibi..." <br /> Nazan Bekiroglu  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>246</itunes:duration><itunes:keywords>rg</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/d0645520231fae4b1a395393ffa2ec92.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>1</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Dayan Kalbim</title><link>https://www.spreaker.com/episode/dayan-kalbim--58376386</link><description><![CDATA[DAYAN KALBİM Seni dağladılar, değil mi kalbim,<br />Her yanın, içi su dolu kabarcık.<br />Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;<br />Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. <br /> Sensin gökten gelen oklara hedef;<br />Oyası ateşle işlenen gergef.<br />Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık! <br />Necip Fazil Kisakürek   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">0cde2946-5947-4fac-9754-ec0a3fc71ebb</guid><pubDate>Wed, 17 Jan 2024 15:22:14 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376386/5bc944de_1f41_b00c_cf74_eaf433dc34b6.mp3" length="990442" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>DAYAN KALBİM Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. 
 Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[DAYAN KALBİM Seni dağladılar, değil mi kalbim,<br />Her yanın, içi su dolu kabarcık.<br />Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;<br />Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. <br /> Sensin gökten gelen oklara hedef;<br />Oyası ateşle işlenen gergef.<br />Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık! <br />Necip Fazil Kisakürek   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>62</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/534acc0b7f34a1363d6f27ad0208e049.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>8</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Ağaçlar</title><link>https://www.spreaker.com/episode/agaclar--58376387</link><description><![CDATA["Ağaçlar hep en etkileyici vaizler olmuştur benim için. Ormanlar ve korularda halklar ve aileler halinde yaşayan ağaçlara hayranım ben. Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden münzeviler gibi değil, yalnızlaşmış büyük insanlar gibi, Beethoven ve Nietzche gibidirler. Tepelerinde uğuldar dünya, kökleri sonsuzluğa uzanır ama sonsuzlukta kaybolup gitmez, var güçleriyle tek bir şey için, onlara özgü, onlarda içkin yasayı yerine getirmek, büyüyüp serpilmek, varlıklarını ortaya koymak için çabalarlar. Hiçbir şey daha kutsal, hiçbir şey daha mükemmel değildir güzel, güçlü bir ağaçtan..." Hermann Hesse   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">a5eb2880-65ae-4464-9902-a8b51341fb2c</guid><pubDate>Tue, 16 Jan 2024 01:44:25 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376387/4ed6e9be_a1af_ec5f_bda5_ccc856b56fb8.mp3" length="4577368" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>"Ağaçlar hep en etkileyici vaizler olmuştur benim için. Ormanlar ve korularda halklar ve aileler halinde yaşayan ağaçlara hayranım ben. Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA["Ağaçlar hep en etkileyici vaizler olmuştur benim için. Ormanlar ve korularda halklar ve aileler halinde yaşayan ağaçlara hayranım ben. Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden münzeviler gibi değil, yalnızlaşmış büyük insanlar gibi, Beethoven ve Nietzche gibidirler. Tepelerinde uğuldar dünya, kökleri sonsuzluğa uzanır ama sonsuzlukta kaybolup gitmez, var güçleriyle tek bir şey için, onlara özgü, onlarda içkin yasayı yerine getirmek, büyüyüp serpilmek, varlıklarını ortaya koymak için çabalarlar. Hiçbir şey daha kutsal, hiçbir şey daha mükemmel değildir güzel, güçlü bir ağaçtan..." Hermann Hesse   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>287</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/4717c55fb376c078a0c44ef001ab88ab.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>7</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Babaya Mektup</title><link>https://www.spreaker.com/episode/babaya-mektup--58376390</link><description><![CDATA[Bu bölümde Franz Kafka’nın "Babaya Mektup" kitabından bazı alıntılar seslendirilmistir.  Babaya Mektup kitabı Franz Kafka tarafından babası Hermann Kafka'ya yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Franz Kafka, babasına karşı duygularını, suçlamalarını bu mektuplarla anlatmaya çalışmıştır. Babasının oldukça otoriter ve güçlü olduğunu dile getiren Franz Kafka babasının ince ruhlu olduğu ve babası gibi olamadığı için onu sevmediğini düşünür. Ve babasindan gördügü psikolojik baskıları, babasının kendi hayatı üzerindeki etkilerini kaleme alır.  Kafka 45 sayfalık mektubu babasına teslim etmesi için annesine verir, ancak annesi mektubu oğluna geri verir. Babaya yazılan ama cesaret edilip asla verilemeyen mektuplardır bunlar...   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">588becbe-ddce-43b8-a2bb-11449af93d43</guid><pubDate>Sun, 07 Jan 2024 07:02:24 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376390/7a917389_955a_fec6_d322_02b9feae4072.mp3" length="2702844" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Bu bölümde Franz Kafka’nın "Babaya Mektup" kitabından bazı alıntılar seslendirilmistir.  Babaya Mektup kitabı Franz Kafka tarafından babası Hermann Kafka'ya yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Franz Kafka, babasına karşı duygularını, suçlamalarını bu...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bu bölümde Franz Kafka’nın "Babaya Mektup" kitabından bazı alıntılar seslendirilmistir.  Babaya Mektup kitabı Franz Kafka tarafından babası Hermann Kafka'ya yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Franz Kafka, babasına karşı duygularını, suçlamalarını bu mektuplarla anlatmaya çalışmıştır. Babasının oldukça otoriter ve güçlü olduğunu dile getiren Franz Kafka babasının ince ruhlu olduğu ve babası gibi olamadığı için onu sevmediğini düşünür. Ve babasindan gördügü psikolojik baskıları, babasının kendi hayatı üzerindeki etkilerini kaleme alır.  Kafka 45 sayfalık mektubu babasına teslim etmesi için annesine verir, ancak annesi mektubu oğluna geri verir. Babaya yazılan ama cesaret edilip asla verilemeyen mektuplardır bunlar...   ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>169</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/f135f4cbe49c8cc25a4b9011f66558ab.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>6</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Deli Kızın Türküsü 2</title><link>https://www.spreaker.com/episode/deli-kizin-turkusu-2--58376391</link><description><![CDATA[Yollarda akşam dönüşü yorgun argın<br />Siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok<br />Yarımla dışa dönmüşüm yarım susken<br />Çizginin üstindekiler yüz yüze<br />Koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım<br />Haberim yok<br />Dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla<br />Vakti yalanlıyor sıcak sıcak<br />Sinema dönüşü iş dönüşü yahut bahanesiz<br />Beyazın tam ortasında bekliyorum<br />Ya gelmezseniz ne olacak<br />Maviyi kaldırın kara koyun sırasıdır<br />Bana yeni tutkular gerek bıktım<br />Bir solukta buz gibi yaşamak isterim<br />Beni öldürürse bu umut öldürür<br /> Alıp ayaklarımı yollardan şöyle rahat<br />Tam kendimi bulacakken<br />Kim getirir sizi başucuma<br />Kim kaldırır uzun uykunuzdan<br />Başlar gecenin oyunu delice<br />Dizlerime yükselir bir deniz<br />Anıları küçük yıldızlar gibi karanlıkta<br />Yanıma yöreme indirirsiniz<br />Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem<br />Uzak uzak gitmede fayda yok<br />Şimdii bütün şehirler birbirine benzer<br />Bir kendi kendime doyasıya<br />Bu gece sussanız dinlensem<br />Ne gezer... Gülten Akın <br /><br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">fea28e83-599c-41d9-87a5-55d02fd6ab2a</guid><pubDate>Fri, 05 Jan 2024 06:35:39 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376391/362264417_44100_2_f3540ff0104e2.mp3" length="1886832" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Yollarda akşam dönüşü yorgun argın
Siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok
Yarımla dışa dönmüşüm yarım susken
Çizginin üstindekiler yüz yüze
Koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım
Haberim yok
Dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla
Vakti yalanlıyor sıcak...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Yollarda akşam dönüşü yorgun argın<br />Siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok<br />Yarımla dışa dönmüşüm yarım susken<br />Çizginin üstindekiler yüz yüze<br />Koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım<br />Haberim yok<br />Dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla<br />Vakti yalanlıyor sıcak sıcak<br />Sinema dönüşü iş dönüşü yahut bahanesiz<br />Beyazın tam ortasında bekliyorum<br />Ya gelmezseniz ne olacak<br />Maviyi kaldırın kara koyun sırasıdır<br />Bana yeni tutkular gerek bıktım<br />Bir solukta buz gibi yaşamak isterim<br />Beni öldürürse bu umut öldürür<br /> Alıp ayaklarımı yollardan şöyle rahat<br />Tam kendimi bulacakken<br />Kim getirir sizi başucuma<br />Kim kaldırır uzun uykunuzdan<br />Başlar gecenin oyunu delice<br />Dizlerime yükselir bir deniz<br />Anıları küçük yıldızlar gibi karanlıkta<br />Yanıma yöreme indirirsiniz<br />Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem<br />Uzak uzak gitmede fayda yok<br />Şimdii bütün şehirler birbirine benzer<br />Bir kendi kendime doyasıya<br />Bu gece sussanız dinlensem<br />Ne gezer... Gülten Akın <br /><br />  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>118</itunes:duration><itunes:keywords>rk</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/6309d24a205bbbad809d048de0eb490b.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>5</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Deli Kızın Türküsü 1</title><link>https://www.spreaker.com/episode/deli-kizin-turkusu-1--58376388</link><description><![CDATA[Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim<br />Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde<br />Eliniz beyazken uzatın isterim<br />Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim<br />Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem<br />Uzanmışım gölgeliğe bir başıma<br />Şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan<br />İçten içe ürküyorum ama<br />Böyle de iyiyim<br />Siz dayanılmaz bir "Günaydın"sınız<br />Sabah sabah insanı ayağına getiren<br />Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren<br />Siz çocuk ağızlı bir "Günaydın"sınız<br />Çocuk ağzınızla biraz daha durun<br />Gittiğinizde güz gelmiş olacak<br />Güz gelirken bir yanı kara sevdalarla<br />Avcumda bu yavru kuş varken tedirgin<br />Sizde tutunacak yaslanacak kollar<br />Biraz daha durun biraz daha<br />Karayı kaldırın mavi koyun umudumu götürmeyin Gülten Akın  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">f4533b71-7e3e-4565-a5e6-54da12600a0d</guid><pubDate>Wed, 03 Jan 2024 18:54:48 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376388/362014864_44100_2_c2d7832d336f3.mp3" length="1502310" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim
Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde
Eliniz beyazken uzatın isterim
Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim
Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzanmışım gölgeliğe bir başıma
Şu uzaktan...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim<br />Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde<br />Eliniz beyazken uzatın isterim<br />Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim<br />Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem<br />Uzanmışım gölgeliğe bir başıma<br />Şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan<br />İçten içe ürküyorum ama<br />Böyle de iyiyim<br />Siz dayanılmaz bir "Günaydın"sınız<br />Sabah sabah insanı ayağına getiren<br />Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren<br />Siz çocuk ağızlı bir "Günaydın"sınız<br />Çocuk ağzınızla biraz daha durun<br />Gittiğinizde güz gelmiş olacak<br />Güz gelirken bir yanı kara sevdalarla<br />Avcumda bu yavru kuş varken tedirgin<br />Sizde tutunacak yaslanacak kollar<br />Biraz daha durun biraz daha<br />Karayı kaldırın mavi koyun umudumu götürmeyin Gülten Akın  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>94</itunes:duration><itunes:keywords>rk</itunes:keywords><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/a5077b9ac95c8e2505eed675426e229a.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>4</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Kus Koysunlar Yoluna</title><link>https://www.spreaker.com/episode/kus-koysunlar-yoluna--58376393</link><description><![CDATA[Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.<br />Hep böyle mi bu?<br />Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...<br />Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına<br />aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!<br />Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.<br />Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.<br />Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına<br />niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına<br />niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?<br />"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş. Nilgun Marmara  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">6fe66896-f642-4aa5-a780-64b306c76484</guid><pubDate>Tue, 02 Jan 2024 09:21:02 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376393/361805979_44100_2_93ebad3235469.mp3" length="1309609" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
Kafatasımın içini, bir küçük huzur...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.<br />Hep böyle mi bu?<br />Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...<br />Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına<br />aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!<br />Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.<br />Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.<br />Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına<br />niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına<br />niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?<br />"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş. Nilgun Marmara  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>82</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/e4052677ee41653c5b9bbb0c25bb9126.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>3</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Mağaradakiler</title><link>https://www.spreaker.com/episode/magaradakiler--58376395</link><description><![CDATA[“Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor. Uzaktan, tepede yakılan bir ateşten. Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca alçak bir duvar. Gözbağcıları seyircilerden ayıran setleri bilirsin, üzerlerinde kuklaları sergilerler, öyle bir duvar iste... ve insanlar düşün, ellerinde eşyalar: tahtadan taştan insan veya hayvan heykelcikleri, boy boy, biçim biçim. Bu insanlar duvar boyunca yürümektedirler, kimi konuşarak, kimi susarak. Garip bir tablo diyeceksin, hele esirler daha da garip. Doğru.. o esirler ki ömür boyu başlarını çeviremeyecek, kendilerini de, arkadaşlarını da, arkalarından geçen nesneleri de duvara vuran gölgelerinden izleyecekler. Şimdi de mağarada seslerin yankılandığını düşün... dışarıdan biri konuştu mu, esirler gölgelerin konuştuğunu sanır, öyle değil mi? Kısaca onlar için tek gerçek var: gölgeler.<br />Tutalım ki zincirlerini çözdük esirlerin, onları vehimlerinden kurtardık. Ne olurdu dersin, anlatayım. Ayağa kalkmağa, başını çevirmeğe, yürümeğe ve ışığa bakmağa zorlanan esir, bunları yaparken acı duyardı. Gözleri kamaşır, gölgelerini görmeğe alıştığı cisimleri tanıyamazdı. Biri, ona: "Ömür boyu gördüklerin hayaldi. Şimdi gerçekle karşı karşıyasın." diyecek olsa, sonrada eşyaları bir bir gösterse,"Bunlar nedir?" diyecek olsa, şaşırıp kalır, mağarada gördüklerini, şimdi gösterilenlerden çok daha gerçek sanırdı.<br />Bir de düşün ki tutsağı mağaradan çıkarıp dik bir patikada güneşin aydınlattığı bölgelere sürükledik. Bağırdı, yanıp yakıldı, öfkelendi... kulak asmadık. Gün ışığına yaklaştıkça gözleri daha çok kamaştı. Hiçbirini seçemez oldu gerçek nesnelerin. Sonra, yavaş yavaş alıştı aydınlığa. Önce gölgeleri fark etti, arkasından insanların ve cisimlerin suya vuran akislerini. Akşam olunca göğe çevirdi bakışlarını, ayı gördü, yıldızları gördü. Zamanla güneşin suya vuran akislerine bakabildi. Nihayet gökteki güneşe çevirdi gözlerini ve düşünmeğe başladı. Ona öyle geldi ki mevsimleri de, yılları da güneş yaratıyor, görünen dünyanın yöneticisi o. Esirlerin mağarada gördükleri ne varsa onun eseri ve eski günlerini hatırladı. Ne kadar yanlış anlamışlardı bilgeliği. Mutluydu şimdi, mağarada kalan arkadaşlarına acıyordu. Eski hayatına, eski vehimlerine dönmemek için her çileye katlanabilirdi.<br />Adamın mağaraya döndüğünü tasavvur et. Karanlığa kolay kolay alışabilir mi? Dostlarına hakikati söylese dinlerler mi onu? Ağzını açar açmaz alay ederler: "Sen dışarıda gözlerini kaybetmişsin arkadaş. Saçmalıyorsun. Biz yerimizden çok memnunuz. Bizi dışarı çıkmağa zorlayacakların vay haline." İşte böyle aziz dostum. Sana anlattığım hikaye kendi halimizin tasviridir. Yer altındaki mağara: görünürler dünyası. Yücelere çıkan tutsak, meseller(idea'lar) alemine yükselen ruh.”<br />Cemil Meriç  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">470e8216-d028-4698-8d61-fc07d1d8195e</guid><pubDate>Tue, 02 Jan 2024 05:36:41 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376395/bead5515_1c84_9994_ad51_8dc64e8f418f.mp3" length="4106309" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>“Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar....</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[“Bir mağara düşün dostum. Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar. Arkalarından bir ışık geliyor. Uzaktan, tepede yakılan bir ateşten. Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca alçak bir duvar. Gözbağcıları seyircilerden ayıran setleri bilirsin, üzerlerinde kuklaları sergilerler, öyle bir duvar iste... ve insanlar düşün, ellerinde eşyalar: tahtadan taştan insan veya hayvan heykelcikleri, boy boy, biçim biçim. Bu insanlar duvar boyunca yürümektedirler, kimi konuşarak, kimi susarak. Garip bir tablo diyeceksin, hele esirler daha da garip. Doğru.. o esirler ki ömür boyu başlarını çeviremeyecek, kendilerini de, arkadaşlarını da, arkalarından geçen nesneleri de duvara vuran gölgelerinden izleyecekler. Şimdi de mağarada seslerin yankılandığını düşün... dışarıdan biri konuştu mu, esirler gölgelerin konuştuğunu sanır, öyle değil mi? Kısaca onlar için tek gerçek var: gölgeler.<br />Tutalım ki zincirlerini çözdük esirlerin, onları vehimlerinden kurtardık. Ne olurdu dersin, anlatayım. Ayağa kalkmağa, başını çevirmeğe, yürümeğe ve ışığa bakmağa zorlanan esir, bunları yaparken acı duyardı. Gözleri kamaşır, gölgelerini görmeğe alıştığı cisimleri tanıyamazdı. Biri, ona: "Ömür boyu gördüklerin hayaldi. Şimdi gerçekle karşı karşıyasın." diyecek olsa, sonrada eşyaları bir bir gösterse,"Bunlar nedir?" diyecek olsa, şaşırıp kalır, mağarada gördüklerini, şimdi gösterilenlerden çok daha gerçek sanırdı.<br />Bir de düşün ki tutsağı mağaradan çıkarıp dik bir patikada güneşin aydınlattığı bölgelere sürükledik. Bağırdı, yanıp yakıldı, öfkelendi... kulak asmadık. Gün ışığına yaklaştıkça gözleri daha çok kamaştı. Hiçbirini seçemez oldu gerçek nesnelerin. Sonra, yavaş yavaş alıştı aydınlığa. Önce gölgeleri fark etti, arkasından insanların ve cisimlerin suya vuran akislerini. Akşam olunca göğe çevirdi bakışlarını, ayı gördü, yıldızları gördü. Zamanla güneşin suya vuran akislerine bakabildi. Nihayet gökteki güneşe çevirdi gözlerini ve düşünmeğe başladı. Ona öyle geldi ki mevsimleri de, yılları da güneş yaratıyor, görünen dünyanın yöneticisi o. Esirlerin mağarada gördükleri ne varsa onun eseri ve eski günlerini hatırladı. Ne kadar yanlış anlamışlardı bilgeliği. Mutluydu şimdi, mağarada kalan arkadaşlarına acıyordu. Eski hayatına, eski vehimlerine dönmemek için her çileye katlanabilirdi.<br />Adamın mağaraya döndüğünü tasavvur et. Karanlığa kolay kolay alışabilir mi? Dostlarına hakikati söylese dinlerler mi onu? Ağzını açar açmaz alay ederler: "Sen dışarıda gözlerini kaybetmişsin arkadaş. Saçmalıyorsun. Biz yerimizden çok memnunuz. Bizi dışarı çıkmağa zorlayacakların vay haline." İşte böyle aziz dostum. Sana anlattığım hikaye kendi halimizin tasviridir. Yer altındaki mağara: görünürler dünyası. Yücelere çıkan tutsak, meseller(idea'lar) alemine yükselen ruh.”<br />Cemil Meriç  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>257</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/b5d7e727e46e2773f6e7e03a3abf7e09.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>3</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item><item><title>Poetika Trailer</title><link>https://www.spreaker.com/episode/poetika-trailer--58376392</link><description><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">80f35ebb-fde5-4905-966d-37e311edec4d</guid><pubDate>Fri, 29 Dec 2023 01:04:13 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376392/361509709_44100_2_dc985663f1f1d.mp3" length="664302" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>42</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/3b470da60a95d6925a64bd7752b6790c.jpg"/><itunes:episodeType>trailer</itunes:episodeType></item><item><title>Of Not Being A Jew</title><link>https://www.spreaker.com/episode/of-not-being-a-jew--58376389</link><description><![CDATA[İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların korka korka uzandıkları zemin ağzımda kef iki gözIerimde mil iniyorum kulelerinden katil. Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır?..  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></description><guid isPermaLink="false">e7b05f2a-faa9-4b66-9b73-0da506297ace</guid><pubDate>Thu, 28 Dec 2023 22:16:49 +0000</pubDate><enclosure url="https://api.spreaker.com/download/episode/58376389/a6b78a92_2b34_ff44_708b_ef18384825dc.mp3" length="7721950" type="audio/mpeg"/><itunes:author>Tuba Ulucinar</itunes:author><itunes:subtitle>İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların...</itunes:subtitle><itunes:summary><![CDATA[İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların korka korka uzandıkları zemin ağzımda kef iki gözIerimde mil iniyorum kulelerinden katil. Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır?..  ---   Send in a voice message: https://podcasters.spotify.com/pod/show/poetika1/message]]></itunes:summary><itunes:duration>483</itunes:duration><itunes:explicit>false</itunes:explicit><itunes:image href="https://d3wo5wojvuv7l.cloudfront.net/t_rss_itunes_square_1400/images.spreaker.com/original/bad8dddc5c0882d2beaebf3be739e5da.jpg"/><itunes:season>1</itunes:season><itunes:episode>1</itunes:episode><itunes:episodeType>full</itunes:episodeType></item></channel></rss>
